Just another WordPress.com site

Archive for the ‘Başarı Hikayeleri’ Category

Şemdinli’de İdealist Bir Öğretmen…

  

Hakkari’nin Şemdinli ilçesinin Irak sınır bölgesindeki Ortaklar köyüne gelin giden Ankaralı Nurdan İnan, köye öğretmen gelmeyince okuyamayan onlarca genç kızın da umudu oldu.
Ankara’dan Şemdinli’ye gelen ve sabahları çocuklara öğretmenlik, öğleden sonra okuyamayan genç kızlara okuma kursu açan, akşam saatlerinde de çalı çırpı toplayıp inek sağan Nurdan öğretmenin ilginç bir hayat hikayesi var.
Ankara Güneşevler İçaydınlık Mahallesi’nde yaşayan Nurdan Şahin, orada inşaat işçisi olarak çalışan Şemdinlili İdris İnan ile tanışır ve evlenmeye karar verir. Sade bir düğünle evlenen Nurdan-İdris İnan çifti, damadın Şemdinli’nin sıfır noktasında bulunan Ortaklar Köyüne gider.
Okulların açılması ile birlikte köydeki okulunun öğretmensiz olduğunu gören yüksek okul mezunu Nurdan, öğretmen olmak için müracaatta bulunur. Ortaklar Karakolu’nun hemen dibinde olan okulda göreve başlayan Nurdan öğretmen, bir yandan okulun eksikleri ile uğraşırken diğer yandan da çocukların eğitimlerinin aksamaması için çaba gösteriyor.
 
Şemdinlili hayırsever bir iş adamı tarafından yaptırılan okulda susuzluktan lavabolar kullanılamıyor. Müdür odası ve derslik yapılan okulda lojman olmadığından öğretmenler tek gözlü bir odada kalıyorlar. 250 öğrencisi bulunan köy, öğrenciler ihtiyaçlarını karşılamak için evlerine gidiyor. Öğrencilerin tek isteği ise bir an önce 8 yıllık bir ilköğretim okulu yapılması.
Köyde yediden yetmişe herkes tarafından çok sevilen Nurdan öğretmen el üstünde tutuluyor. Öğrenciler; “Biz öğretmenimizi çok seviyoruz. Çünkü o olmasaydı belki bu yıl okula başlayamazdık. O hem bizim öğretmeniz hem de gelinimiz” diyorlar.

Sabah okulda ders veren Nurdan öğretmen, öğleden sonrada okula gidemeyen kızlara ve kadınlara okuma kursu veriyor. Ardından eve gidip öğretmenlik kıyafetlerini değiştirip köy kadınlarının giydiği yöresel kıyafetler giyinen Nurdan öğretmen köy işlerini yapıyor. Akşam saatlerinde de çalı çırpı toplayarak akşam yemeği hazırlıyor, buzağı götürüp inek sağan kadınlara yardım yapıyor. Nurdan öğretmen; “Ben köyün hem gelini hem de öğretmeniyim. Burayı çok sevdim. Burada çok mutluyum. İnsanlar yardımcı olmak beni sevindiriyor. Şimdi herkesten destek bekliyorum. Bu köyün ihtiyacı olan bir okul, okuyamayan kızlar için bir servis ve yardıma muhtaç insanlar için destek” diyor.

kaynak:İHA (www.yuksekovahaber.com)

Maskeli Girişim… Bihter Sabanoğlu

Genç girişimci Bihter Sabanoğlu’nun girişimcilik hikayesini kendi ağzından dinliyoruz:

Paris’e 2004 yılının Ekim ayında Sorbonne’da edebiyat master’ı yapmak üzere geldim. İlk sene aklımda ticarete hele hele kozmetiğe dair hiçbir düşünce yoktu. Daha çok hayatım ev-okul arasında geçiyordu. Zamanla tabi ki yeni insanlarla tanıştım, çevrem gelişmeye başladı. O yıllarda tanıştığım ve kozmetik sektöründe deneyimi olan arkadaşlarımın ileride ortaklarım olacağını hayal bile edemezdim tabi ki.
2007’de Fransız arkadaşlarımla çıktığım bir Uzakdoğu seyahati sırasında üst düzey bir güzellik salonunda değişik türde bir kozmetik maskesi gördüm. Daha önce kullandığım maskelere hiç benzemeyen bu ürün çok dikkatimi çekti. Hemen uygulattırdım; sonuçtan da çok memnun kaldım. Kozmetik işinde o zamanlar benden daha deneyimli arkadaşlarım da ürünün çok yenilikçi, etkili ve kaliteli olduğunu onayladılar. Burada geçirdiğim yıllar sırasında maaşlı bir işin bana göre olmadığını anlamıştım ve aklımda kendi işimi kurmak vardı ama ne yapacağıma tam olarak karar veremiyordum. Birbirimize baktık ve gayet spontane bir şekilde “Neden bu ürün üzerinde çalışmıyoruz?” dedik.

 Paris’e döndüğümüzde hepimiz çok heyecanlıydık; bu ürünü onlar Fransa’ya ben ise Türkiye’ye getirecektim. İki piyasada da ortak çalışmaya karar vermiştik. Tabi ki ilk aşamada zihnimde çok fazla soru işareti vardı: “Acaba bu sektörü yeterince tanıyor muyum? Ya başarısız olursam? Çevremdekiler ne düşünür? Çok fazla sermaye gerekir mi? Kendi işimin başına geçecek donanıma sahip miyim?”. Tüm bu sorular bir süre boyunca birbirini kovaladı. Ama çocukluğumdan beri her zaman kendime inandım ve risk almaktan korkmadım. Cesaret ve kendine güvenin insanın hayatta en değerli hazinesi olduğuna inanırım. O yüzden, bir anda, tüm sorgulamaları geride bırakıp işe atılmaya karar verdim. Bu konuda elimden geleni yapacağıma, çok çalışacağıma dair kendime söz verdim.
Sonrasında hemen İstanbul’a geldim; burada epey uzun bir süre kalarak çok geniş kapsamlı bir piyasa araştırması yaptım. Gerçekten salon salon, depo depo dolaşarak bilgi topladım. Aynı anda birçok kadınla konuşarak kozmetik alanında ne tarz yeniliklere açık olduklarını, ürün konusunda tercihlerinin ne olduğunu saptadım. Şimdi geriye baktığımda hazırlık sürecinin çok önemli olduğunu söyleyebilirim çünkü iyi bir market araştırması piyasaya sunulacak ürünün seçiminden ürünün ambalajına kadar her şeyi etkiliyor. Fransa’ya tekrar döndüğümde ortaklarımla Türk kozmetik piyasasıyla ilgili öğrendiğim tüm bilgileri paylaştım.
Ürün Türkiye’ye gelmek üzere hazır olduğunda ikinci ve gözümü en çok korkutan aşama beni bekliyordu: Dağıtım ve Pazarlama. Bu konuda da insana en çok yardımcı olan yine kendine güveni. Tabi ki ürünün kalitesi ve etkisinden emindim ama insanları kendi inandığıma inandırmak ayrı bir misyondu. Her görüşmeye, her randevuya bizzat giderek her şeyin gerektiği gibi yapıldığından emin oldum. Çekinmeden her seferinde gittim, ürünü tanıttım, projemi anlattım. Çok çalıştık ve kısa zamanda İstanbul’un en kaliteli güzellik klinikleri ve estetik merkezlerinde ürünümüzü sattırmayı başardık. Şu anda sadece İstanbul’da 50’den fazla satış noktamız var ve krize rağmen gayet iyi performans alıyoruz.  
Kendi işini kurmak isteyenlere en başta önereceğim kendilerine güven duymalarıdır. Morallerini bozacak yorumlar duyacaklar, her şeyi bilen insanlardan negatif tepkiler alacaklar. Olsun, asla yılmasınlar ve değerine inandıkları bir projeyi hayata geçirme konusunda asla tereddüt etmesinler. Bana ailem ve yakın arkadaşlarım bu yolda çok destek oldular ama asıl gereken enerjiyi kendi içimde buldum. Hayatta başarılı olmak için mucizevi reçeteler gerekmiyor bence. Sadece 2 faktör var rol oynayan: Kendine güvenmek ve çalışmak!
Bihter Sabanoğlu’nun ticari web sayfası:   

http://www.lajoviale.com/

"Kadından da sıvacı olur mu..?" demeyin…

Çanakkale’nin Bayramiç İlçesi’nde inşaatlarda sıvacı olarak çalışan 32 yaşındaki Şerife Kaplan’ı görenler gözlerine inanamıyor.
Bayramiç’te oturan evli ve 2 çocuk annesi Şerife Kaplan, kendisine meslek olarak inşaat sıvacılığını seçti. Kadınların da istediğinde erkek işi olarak görülen şeyleri başarıyla yapabileceklerini gösterdi. İnşaat sıvacısı eşi Ahmet Kaplan’ın yanında 4 yıl önce sıvacı çırağı olarak çalışmaya başlayan Şerife Kaplan, kısa sürede işin piri oldu. İnşaat sektöründe ”sıvacı Şerife’ olarak adını duyurmayı başardı.
Sıvacı Şerife Kaplan, eşi Ahmet Kaplan’ın yıllardır babasıyla birlikte çalıştığını, 4 yıl önce kayınpederi Rıza Kaplan’ın kalp krizi sonucu yaşamını yitirmesi üzerine destek olmak için eşi Ahmet Kaplan’ın yanında çalışmaya başladığını söyledi, ”Eşime moral ve yardım olsun diye yanında çalışmaya başladım. Kısa sürede sıvacılığı öğrendim. Ahmet benim hem eşim, hem de ustam. Artık inşaatların sıva işini birlikte yapıyoruz. Zor olmasına rağmen işimi çok seviyorum’ dedi.

Ahmet Kaplan ise, eşinin normal bir sıvacı ustasının yaptığı her işi yapabildiğini vurgularken, ”Şerife’nin diğer ustalardan hiçbir farkı yok. Kaba sıvanın yanında astar bile çekebiliyor. Hatta ince işliği nedeniyle aranan usta haline geldi. Sıvacılık adeta mesleği oldu. Benim en büyük yardımcım’ diye konuştu.

kaynak : http://www.haberler.com

Ayıp-günah dinlemedi… O şimdi bir iş kadını..

Kayseri’nin önemli isimlerinden Ali Rıza Özderici’nin kızı ve Postaağası ailesinin gelini olan Necmiye Özderici Postaağası, 18 yıl önce eşinden ve ailesinden gelen, “Çalışmak ayıp, günah” baskısına rağmen başladığı mantıcılık işini, bugün Kaşık-La markasıyla İstanbul, İzmir ve Kayseri’de bulunan 6 restoranda sürdürüyor. 
Restoran zinciriyle mantıcılıkta bir marka haline gelen başarılı kadın girişimci Postaağası, eşinin Toyota Bayisinde, “ortalıkta görünmemek” şartıyla ve sıfır sermaye ile başladığı mantıcılık öyküsünü şöyle anlattı: 
“Kayseri’nin tanınmış ailelerinden birinin kızıyım. Kız meslek lisesi mezunuyum. Çalışmayı hep çok sevdim, ama 18 yıl önce Kayseri’de bir kadının çalışması ayıp, günah olarak nitelendiriliyordu. Eşimin işletmesinde satın alınan her arabanın ardından mantı hediye etmeyi önerdim. Bir şeyler yapmak istiyordum. Eşim ve ailem kesinlikle karşı çıktı. Eşim ’elinin hamuruyla erkek işine karışma’ dedi. Kulak arkası ettim. Daha sonra ’ortada görülmemek’ şartıyla eşimi ikna ettim. 38 yaşında iş hayatına atıldım. 10 yıl ismim yoktu. Mantım çok beğenilince öğle yemeği çıkarmaya başladık. Daha sonra talep iyice artınca akşam yemekleri de vermeye başladık. Tüm bunlar olurken eşimin ve benim ailemden tepkiler aldım. Annem, ’Utanıyorum, mantı yapıp satma. Ne kadar kazanıyorsan ben sana vereyim” dedi.

Çevresinin telkinlerini dinlemediğini belirten Necmiye Özderici Postaağası, “Onlara her mesleğin bir onuru olduğunu çalışmak istediğimi söyledim. Başka bir mesleğim yoktu. En güzel yapabileceğim şey buydu. Daha sonra gurur duymaya başladı.İstanbul, İzmir ve Kayseri’de ikişer restoranım var. Eşimin iş yerinde açtığım ilk restoranda şimdi bin kişi kapasiteye getirdildi. Üç kız annesiyim. Amerika’da okuyan kızım Gamze, İstanbul’daki restoran başında. Diğer kızım Fide, Kayseri’de. Çok iyi eğitim aldılar ve beraber çalışıyoruz. Bunların hepsini ailemden eşimden tek kuruş almadan yaptım. Divan ve Real ile Metro marketler zincirine de ürün veriyoruz” dedi. 

kaynak: Hürriyet

Lokantacılıktan muhtarlığa uzanan yol…


Isparta’da hem muhtarlık yapan hem de restoran işleten Kadriye hanım, kapalı zihniyetin içinden sıyrılarak bir kadının ne kadar başarılı olabileceğini gösterdiğini söyledi.
Isparta’nın yıllardır süren erkek muhtar egemenliğini yıkarak Çünür Mahallesi’ne muhtar olarak seçilen Kadriye Bilgiç, “seçimlerde bir kadının da başarılı olabileceğini Ispartalılara gösterdim” dedi.

Mahalle muhtarlığının yanı sıra üniversite öğrencilerinin özlediği anne yemeklerinin yer aldığı bir işletme açan Kadriye Bilgiç, işletmecilikteki başarısıyla da göz dolduruyor.
Çünür Mahallesi tarihinde ilk kadın muhtarın kendisi olduğunu söyleyen Bilgiç, “İlk başta eşim ve kardeşim haricinde kimse benim muhtarlık görevinin üstesinden geleceğime inanmıyordu. Bende bu durumu gurur yaptım ve daha fazla azim ettim. İlk olarak başaracağıma kendim inandım. Erkekler yapamayacağıma inanırken kadınlar da bu yönde düşünüyordu ancak baktılar ki ben onların içlerindeki sesi dışarıya vurdum, bana inanmaya başladılar.”dedi.


Muhtarlık döneminde yaptığı icraatları da anlatan Bilgiç, “İş-Kur İl Müdürlüğü ve Halk Eğitim Merkezi’nin ortaklaşa başlattıkları meslek edindirme kurslarını mahallemize getirdik. Kadınların da aktif olup, kendilerine güvenmelerini sağlayıp iş hayatına atılmaları için çalışıyoruz. Mevcut kurslarımızın bitmesinin ardından yeni projelerimiz olacak.”dedi.

Isparta’da kadın yönetici olmanın kolay iş olmadığı belirten Bilgiç, “Isparta’da benim gibi 4 kadın muhtar var. Kadın yöneticilerin az olması bizim için önemli değil. Önemli olan iş hayatına atılmış olmaları.”dedi.


kaynak: ihh

Pazar tezgahını açmaya jip ile gitmek..

 
İflas ettikten sonra çaresizlikten pazarcı olan Ayşegül Gündoğdu, bu meslekten de zengin olunabileceğini herkese gösterdi. Pazarlara son model cipiyle gidip gelen, çocuğunu kolejde okutan Gündoğdu, aynı zamanda bir patron. Yanında beş kişi çalışıyor, hatta şoförü bile var.

Ayşegül Gündoğdu Anadolu Lisesi mezunu. Bir süre yönetici sekreterliği yaptıktan sonra ticarete atılmış ve 1987 yılında Avşa Adası’nda dükkan açıp mayo ve kıyafet satmaya başlamış. 10 yıl boyunca geçimini bu şekilde sağlamış. 1997 yılında yakın bir arkadaşı adına 10 bin liralık çek kesmesi hayatını altüst etmiş. Arkadaşı parayı ödemeyince kendisi ödemek zorunda kalmış. Bu onun için tam bir iflas olmuş. “Ne yapacağım?” diye arayış içindeyken Ortaköy’deki takıcılar dikkatini çekmiş. Borç parayla Tahtakale’den takı alıp Ortaköy’de 40 santimlik bir tezgah açmış. Ertesi gün yine tezgahını açmaya gittiğinde yer olmadığını görmüş. Yola bir bez açıp öyle çalışmış. Sonra zor da olsa Ortaköy’de kendine bir yer edinmiş.

Ortaköy’de haftasonları sattığı takılarla karnını doyurmaya çalışırken Ulus Pazarı’nın methini duymuş. Ulus Pazarı’nda bir tezgah kiralamış ve imitasyon tek taş yüzük satmaya başlamış. İtalya’dan gelen ve gerçeğinden ayırt edilemeyen bu yüzükler Ulus Pazarı’nda büyük ilgi görmüş. 10 liraya sattığı yüzüklerden iyi para kazanmş. Bu tatılı kazanç ona pazarcılığı çok sevdirmiş ve gelip geçici bir iş olarak değil meslek olarak benimsemiş.
Fakat tamamen erkeklerin tekelinde olan pazarda bir kadın olarak tezgah açması pek de kolay olmamş.
Ayşegül Hanım o günleri, “İlk zamanlar çok sıkıntı çektim. Çünkü ilk kez pazarda bir kadın pazarcı görüyorlardı. Galiba meslek elden gidiyor diye düşündüler. Bu yüzden de istemediler. Ama şimdi hepsi beni çok seviyorlar. Bu arada peşimden birçok kadın da pazarcı oldu. Sadece Florya’da 30 kadın pazarcı var” diye anlatıyor.

 Ayşe Hanım, Ulus Pazarı’nda geçirdiği altı ayın ardından “Bu iş haftada bir pazarla olacak gibi değil” deyip Florya Pazarı’na da gitmeye başlamış. Zamanla Ulus ve Florya’ya yenileri eklenmiş. Şu anda 6 pazarda tezgah açıyor.
Boş günü olarak tek pazartesi günü kalıyor ki, o gün de satın almayla uğraşıyor. Yani haftanın yedi günü çalışıyor. Sadece yüzük satarak pazarcılığa başlayan Ayşegül Hanım’ın tezgahında şimdi her türlü takı, saat ve peruk bulunuyor.

Öte yandan Ayşegül hanım pazarcılığın zor bir meslek olduğunu da belirtmeden geçemiyor.Pazarcının sabah saat 5.00 te yola koyulduğunu ve kar,yağmur,soğuk demeden açık havada, ayakta saatlerce çalıştığına dikkat çekiyor.

Ayşegül Gündoğdu’ya ne zaman dükkan sahibi olacağı sorulduğunda da bakın neler söylüyor: “Amacım alışveriş merkezlerinde dükkan açmak. Ama bunun için daha zaman var. Fakat dükkan açsam da pazarcılık devam edecek. Ben pazarcılığı bırakmam. Çünkü bu mesleği seviyorum. İnsanlarla birlikte olmayı, açıkhavada çalışmayı, pazardaki yaşamı seviyorum.”

Makyajsever tesadüfi Girişimci: Lauren Luke


Her şey 22 temmuz 2007 tarihinde makyaj yapmayı çok seven Lauren’in youtube’a ilk makyaj videosunu yüklemesi ile başladı.

O tarihte 26 yaşında eşinden boşanmış, 1 çocuk annesi sıradan genç bir kadın olan Lauren bugün kendi adına üretilmiş makyaj kitleri ve “Lauren Luke Looks” adlı bir de kitap sahibi.

Lauren önce Youtube’a “panacea81″ isimli bir hesap açtı ve her gün yaptığı makyajı ayrıntıları ile anlatan ve nasıl yapıldığını gösteren bir video ekledi. Kimsenin videosunu izleyeceğinden ümidi yoktu.
Zamanla fark edildi ve çığ gibi yorumlar gelmeye başladı. Şu anda youtube’da ki kanalının 307.000 üyesi var ve videoları 63 milyon kez izlenmiş. Twitter’de ise 27.000 izleyiciye sahip.

Kazandığı başarı karşısında zaman zaman kendini çimdikleme gereği duyan Lauren zamanımızın dijital külkedisi hikayesi adeta.

Makyaj yapmada başarılı, kendine güvenen bayanlar Lauren’in izinden gidip yeni bir kariyere adım atabilirler…

Lauren’in resmi sitesi: http://www.bylaurenluke.com/

http://player.vimeo.com/video/9850923

Lauren Luke Beauty Tutorial from daniel pacrami on Vimeo.

Tag Cloud

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.