Just another WordPress.com site

Archive for the ‘Başarı Hikayeleri’ Category

Çikolata Fabrikası

 .
Denizlili işkadını Berrin Gürcan’ın Nişantaşı’nda açtığı el yapımı çikolata mağazasına franchise teklifleri yağıyor. Gürcan, “Bir parça çikolata insana kendini iyi hissettiriyor. ” dedi.

Üç kuşaktır tekstil işiyle uğraşan Denizli’li işkadını Berrin Gürcan, şimdi de ‘Çikolata Fabrikası’ markasıyla butik çikolata işine girdi, şimdi kendi yaptığı el yapımı çikolataları Nişantaşı’nda açtığı butiğinde satıyor. 
1964 doğumlu Gazi Üniversitesi Tekstil Konfeksiyon Bölümü mezunu Gürcan Alinda Tekstil’in yönetimde yer alıyordu. Kızı Peri Mina’nın Sabancı Üniversitesi Görsel Sanatlar ve Görsel İletişim Tasarımı Bölümü’nü kazanmasıyla İstanbul’a yerleşen Gürcan, içinde tatlı tariflerinin bulunduğu ‘Çikolata Fabrikası’ adlı bir kitap yayınlandı. Evinin bir odasını stüdyoya çevirerek, kendi yaptığı tatlılarının fotoğraflarını çeken ve bundan bir kitap oluşturan Gürcan, “Kitaptaki tariflerin gerçeğini tatmak istiyoruz” ısrarı üzerine kolları sıvayıp Nişantaşı’nda butik çikolatacı açtı.
Açtığı dükkanında müşteri patlaması yaşayan Gürcan, “ Tek bir parça çikolata bile insana kendini iyi hissttiriyor. Dolayısıyla krizde çikolata satışlarında bir azalma yok, aksine artış var” diye konuştu. Şimdilik 30 çeşit el yapımı çikolata sattıklarını ve hepsinin kilo fiyatının 70 TL olduğunu belirten Gürcan, “En çok kanyaklı ve esspresso’lu çeşitlerimiz satıyor” dedi. Çikolata tariflerinin kendine ait olduğunu belirten Gürcan, isteyenlere 6 kişilik gruplar halinde dükkanında çikolata yapım dersleri de veriyor. 

Butik çikolata satışının yanı sıra evlere ‘Çikolata pınarı’ kurduklarını belirten Gürcan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu üç katlı ve üzerinden çikolatanın aktığı pınarlara çok büyük bir ilgi var. Cironun yüzde 20’si catering servisinden geliyor. Özellikle davetlerde ve doğum günlerinde kendi teçhizatlarımızla çikolata pınarı kuruyoruz. Çikolatayla kaplanacak meyvelerden, özel çatallarına kadar hepsini biz götürüyoruz. Kişi başı 10 TL olan bu hizmete sadece çocuklar değil büyükler de bayılıyor.”
Çikolata Fabrikası ‘ nın sunduğu ürünleri ve franchise fırsatlarını incelemek için www.cikolatafabrikasi.com.tr sitesini ziyaret edebilirsiniz.
kaynak:aksam.com.tr

Butik Oyuncak Sektöründe Genç Bir Girişimci: Çiğdem Özdemir…

 .
14 yıllık çalışma hayatını bırakarak KİŞGEM’de girşimcilik eğitimleri alan Çiğdem Özdemir önce kendi işini kurdu, şimdi ise dünya oyuncak pazarına girmek gibi büyük bir hedefi var.

Yaptırdığı el işi yün bebeklerini internet sitesinden dünyaya yaymaya hazırlanan Çiğdem Özdemir eskiden çalışan iken, şimdi çalıştıran kadın olduğunu söylüyor: “KİŞGEM  sayesinde kendi işimi kurma fırsatını yakaladım. Ürünlerimi satmak için kurduğum web sitesi giderek duyuluyor ve siteye giriş sayısı her geçen gün artıyor.”

Uzun süre hayalinde gerçekleştirmek istediği işi kurup iş kadını olduğunu söyleyen genç girişimci, artık hedef büyülttüğünü söyledi: ” Yaptığımız oyuncaklar yüzde yüz el işi ve Türk malı. Oyuncaklarımız 18-75 yaş arası, sigara içmeyen ev kadınları tarafından örülerek yapılıyor. Ayrıca bu bebekleri pazarlamak için bir web sitesi kurdum. Böylece internet üzerinden sipariş alıp Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanına satış yapabilir hale geldim. Uzun süredir planladığım ve hayalimde olan yün bebek yapıp satma fikri artık gerçek oldu. Orta vadede hedefim butik oyuncak sektöründe Türkiye’de ilk 5 arasında yer almak”
Siz de bu tatlı bebeklere sahip olmak veya daha fazla bilgi almak isterseniz www.zuzucan.com adresine tıklayabilirsiniz.

Ekmeğini Taştan Çıkaran kadın: Deren İçka…

.

35 yaşındaki Deren İçka , Türkiye İş Kurumu Tekirdağ İl Müdürlüğünün Toplum Yararına Çalışma Programları (TYÇP) kapsamında Şarköy Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğünde çalıştırılmak üzere geçici işçi alımına başvuran tek kadın olduğunu söyledi.
10 kişi alınacak işe 60 kişinin başvurduğunu, bu nedenle noter huzurunda yapılan çekilişte ilk kendi isminin çıktığını anlatan İçka, ”60 erkeğin arasında tek kadın olduğumu görünce utandım. Sonra 13 yaşındaki kızımı yanıma aldım ve kura çekimine öyle geldim. Bu işi yapamayacağımı, vazgeçmemi isteyenler oldu ama benim bu işe ihtiyacım vardı ve ben kazandım” dedi.
Eşinin birbuçuk yıldır Çapa Tıp Fakültesi Hastanesinde kan kanseri tedavisi gördüğünü belirten İçka, eşinin emekli maaşıyla geçinmeye çalıştıklarını, bir yıl önce tedavi için bankadan kredi çekmeleri nedeniyle zor durumda kaldıklarından iş aramaya başladığını kaydetti.
Uzun süre iş aradığını belirten İçka, şöyle konuştu:
”Belediye hoparlöründen belediyenin parke taşı döşeme işi için 6 ay süreli geçici işçi alacağını duydum. Aynı gün belediyeye gidip iş için başvurdum. 1 Nisanda yapılan kura çekiminde ilk benim ismimin çıktığını duyduğumda dünyalar benim oldu. Şarköy Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü bünyesinde 5 ay 29 gün çalışacağım. Sabah 7 buçukta mesaimiz başlıyor. Her gün kilolarca taş taşıyor, caddelere döşüyorum, ellerim nasır tutuyor ama hiç yorulmuyorum, çünkü bu işe ihtiyacım vardı. Çocuklarımın okul masrafını, evimin ihtiyaçlarını karşılayabilmek benim en büyük mutluluğum. Eşimin sigortası olduğundan bize kredi borcu dışında çok büyük yükü olmadı.”
Caddelerde parke taş döşediğini görenlerin kendisini şaşkınlıkla izlediğini ifade eden İçka, ”Halk bu tür şeylere alışkın değil. Şaşırmalarına rağmen beni yadırgamadılar. İş arkadaşlarım da ellerinden geldiğince bana yardımcı oluyor” dedi.

kaynak:AA

Kahve kokulu resimler…

 .

Bursa’nın İnegöl ilçesinde doğan ve yaşamını orada sürdüren Kuş’un çocuk yaşta içinde doğan resim yapma sevgisi, giderek büyüdü.

İmkansızlıklar nedeniyle resim eğitimi alamayan lise mezunu Kuş, yeteneği sayesinde zaman içinde kendi sergisini ve atölyesini açar duruma geldi.

İnegöl’deki atölyesinde güzel sanatlar fakültelerine hazırlanan öğrencilere ders vererek, alamadığı eğitimi almalarına yardımcı olan Kuş, Bursa’da açtığı beşinci sergisinde, takipçilerinin karşısına yeni teknikle çıktı.

Kahve telvesi ve çikolata kullanarak resim yapan Ayşe Kuş, İnegöl’ün resim eğitimi konusunda fazla olanağa sahip olmadığını belirtti.

Kuş, birçok yerde aynı tarz resimler çıkmasından çok sıkıldığını dile getirerek, şunları söyledi: “Bir şeyler yapmam gerekiyordu. Kendi öz benliğime inip, ruhumdan çıkanları yapmak istedim. Kahve telveleri benim için her zaman cazipti. Kahveyi nasıl kalıcı hale getirebilirim diye hep düşünüyordum. Sonunda tuvalde kahve telvesini kalıcı hale getirmeyi başardım.” 

Ayşe Kuş, çikolatanın tadının değil renginin kendisini her zaman cezbettiğini belirterek, “Onu da kalıcı hale getirmek istedim. Sıcak çikolata kullanarak doğaçlama resimler yaptım. Resimlerim çikolata kokuyor” dedi.

Kahve telvesi ve çikolatadan yaptığı resimlerle ilk kez sanatseverlerin karşısına çıktığına işaret eden Kuş, sergiyi gezenlerin resimlerini çok beğendiğini ve yoğun ilgi gösterdiğini anlattı.

kaynak: radikal.com.tr 

Anjea: Denizli’den Bir Başarı Öyküsü…

 .
Denizli Sanayi Odası’nın, Stockholm Ticaret Odası ile birlikte düzenlediği, “Kadın Girişimciliğini Geliştirmek için Denizli ve Stockholm Odaları İşbirliği”projesine katılan 12 kadından biri olan Vildan Çaputçu, aldığı eğitimin hakkını veriyor. Girişimcilik eğitimini başarı ile tamamlayan Vildan Çaputçu, Mehmetçik Mahallesin’de, tasarım mağazası açtı. DSO’nun projesinde; ithalat, ihracat, hukuk, vergi, muhasebe, satış pazarlama, iletişim, ürün geliştirme ve marka konularında eğitim alan Vildan Çaputçu, öğrendiklerini uygulamaya geçirdi. 

Vildan Çaputçu, 14 yıl ev hanımlığı yaptıktan sonra 2001 yılında DEBA’da işe başladı. Fabrikanın desen bölümünde bir süre çalışan Çaputçu, kendini de desen çizimi konusunda geliştirdi. Geçen yıl DEBA’nın kapanmasıyla işsiz kalan Vildan Çaputçu,Mehmetçik Mahallesi’nde iki katlı müstakil bir ev kiralayarak Anjea Desingner’s Store isimli bir butik açtı.
Vildan Çaputçu, mağazasında kendi yaptığı tasarımlar ile Aşk-ı Memnu gibi dizilerdeki oyuncuların giydiği kıyafetler ve takılardan sattığını söyledi. Çaputçu, mağazasında özel giysiler ve takılar sattığını anlatırken, “Herkesten farklı bir işyeri açmak istedim. Benim açtığım mağaza diğerlerinden çok farklı, gelenler kendini ev ortamı sıcaklığında hissediyor. Çaylarını içerken tasarımları da inceleyebiliyor” dedi.

kaynak:denizlihaber.com

Şaphane’nin İlk Kadın Girişimcisi…

Kütahya’nın Şaphane ilçesinde ilk kadın girişimcisi olan Aysel Aksu, mülkiyeti Şaphane Belediyesi’ne ait Halk Parkı’nın işletmeciliğini üstlendi. Park Şaphane Belediye Başkanı Ramazan Yeşildeniz tarafından açıldı.Başkan Yeşildeniz Kütahya çevresinde ilk kez bir bayanın, cesaret göstererek halka açık parkı işletmeye talip olduğunda şaşırdıklarını,daha sonra belediye olarak her türlü desteği sağladıklarını belirterek kordelayı kesti.
Kayabaşı halk parkında bayanların evlerde yaptıkları çalışmalarda sergilendi.


Halka açık parkın işletmeciliğini üstlenen Aysel Aksu, “Gittikçe zorlaşan ekonomik şartlar Türk insanının, Türk kadınının daha çok çalışmasını gerektirmektedir.Ben genç kızlara eşlerine her zaman destek olmaları gerektiğini, hayatta her an herşeyin olabileceğini, ekonomik özgürlüklerini almalarını, diplomanın herşey olmadığı söylüyorum. Girişimci olsunlar. Ülkeminde özellikle genç kızlarımızın üretken olmasını istiyorum.Yöremizde örnek olması açısından ilk kez halka açık bir parkı işletmeye talip oldum.Belediye Başkanına çıktım.Yöremizde ilk kadın girişimci oldum.Ülkemdeki genç kızlara tavsiyem nerede olurlarsa olsunlar, girişimciliklerini bırakmasınlar. Kimseye muhtaç olmasınlar” diye konuştu.
kaynak:İha

Şemdinli’de İdealist Bir Öğretmen…

  

Hakkari’nin Şemdinli ilçesinin Irak sınır bölgesindeki Ortaklar köyüne gelin giden Ankaralı Nurdan İnan, köye öğretmen gelmeyince okuyamayan onlarca genç kızın da umudu oldu.
Ankara’dan Şemdinli’ye gelen ve sabahları çocuklara öğretmenlik, öğleden sonra okuyamayan genç kızlara okuma kursu açan, akşam saatlerinde de çalı çırpı toplayıp inek sağan Nurdan öğretmenin ilginç bir hayat hikayesi var.
Ankara Güneşevler İçaydınlık Mahallesi’nde yaşayan Nurdan Şahin, orada inşaat işçisi olarak çalışan Şemdinlili İdris İnan ile tanışır ve evlenmeye karar verir. Sade bir düğünle evlenen Nurdan-İdris İnan çifti, damadın Şemdinli’nin sıfır noktasında bulunan Ortaklar Köyüne gider.
Okulların açılması ile birlikte köydeki okulunun öğretmensiz olduğunu gören yüksek okul mezunu Nurdan, öğretmen olmak için müracaatta bulunur. Ortaklar Karakolu’nun hemen dibinde olan okulda göreve başlayan Nurdan öğretmen, bir yandan okulun eksikleri ile uğraşırken diğer yandan da çocukların eğitimlerinin aksamaması için çaba gösteriyor.
 
Şemdinlili hayırsever bir iş adamı tarafından yaptırılan okulda susuzluktan lavabolar kullanılamıyor. Müdür odası ve derslik yapılan okulda lojman olmadığından öğretmenler tek gözlü bir odada kalıyorlar. 250 öğrencisi bulunan köy, öğrenciler ihtiyaçlarını karşılamak için evlerine gidiyor. Öğrencilerin tek isteği ise bir an önce 8 yıllık bir ilköğretim okulu yapılması.
Köyde yediden yetmişe herkes tarafından çok sevilen Nurdan öğretmen el üstünde tutuluyor. Öğrenciler; “Biz öğretmenimizi çok seviyoruz. Çünkü o olmasaydı belki bu yıl okula başlayamazdık. O hem bizim öğretmeniz hem de gelinimiz” diyorlar.

Sabah okulda ders veren Nurdan öğretmen, öğleden sonrada okula gidemeyen kızlara ve kadınlara okuma kursu veriyor. Ardından eve gidip öğretmenlik kıyafetlerini değiştirip köy kadınlarının giydiği yöresel kıyafetler giyinen Nurdan öğretmen köy işlerini yapıyor. Akşam saatlerinde de çalı çırpı toplayarak akşam yemeği hazırlıyor, buzağı götürüp inek sağan kadınlara yardım yapıyor. Nurdan öğretmen; “Ben köyün hem gelini hem de öğretmeniyim. Burayı çok sevdim. Burada çok mutluyum. İnsanlar yardımcı olmak beni sevindiriyor. Şimdi herkesten destek bekliyorum. Bu köyün ihtiyacı olan bir okul, okuyamayan kızlar için bir servis ve yardıma muhtaç insanlar için destek” diyor.

kaynak:İHA (www.yuksekovahaber.com)

Tag Cloud

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.