Just another WordPress.com site

Kalabalık önünde dizleriniz mi titriyor? Bilin ki yalnız değilsiniz. Ancak bu duyguyu yenmek ve karşınızdakileri kendinize hayran bırakmak aslında o kadar da zor değil. Sadece bazı altın kuralları bilmeniz yeterli…

1 Söyleyeceklerinizi belirleyin!
Aklınızdakini belli başlıklar halinde bir kâğıda özetleyin ve o noktalara yoğunlaşarak konuşmanızı geliştirin. Notlarınızı tek bakışta okunacak kadar büyük almaya çalışın ve tek bir sırada 3 şeyi listeleyin. Kelimeleri kalın harflerle ve farklı renklerle yazın ki hafızanızı anında tetiklesin. Emin olun, aslında hiç ihtiyacınız olmayacak; ama orada olduğunu bilmek bile rahatlamanıza yeter. Ayrıca kilit noktaları birçok kez tekrarlamaktan çekinmeyin. Böylece herkesin o noktalar üzerinde düşünmesini sağlamış olursunuz.

2 Kelime kelime okumayın!
Dünyada çok az insan yüksek sesle başarılı okuma yapabilir. Eğer haber spikeri ya da politikacıysanız o zaman başka tabii ki. Bu yüzden kelime kelime okumayı bırakın.

3 Kendinize güvenin!
Gayet zekisiniz değil mi? Ne hakkında konuştuğunuzdan da haberiniz var. O halde sadece karşınızda tek bir insan varmış gibi kendinizi bırakın ve konuşun. İzleyici topluluğunun ne büyüklükte olduğunun önemi yok. Karşısında konuştuğunuz tüm o kalabalık aslında ‘tek’ kişiden oluşuyor. Onları tek tek bireyler halinde kabul edin, büyük bir kitle değil. Gözünüzün önünde büyümesine izin vermeyin.

4 Göz teması kurun!
Kişisel gelişim seminerlerindeki sözler gibi kulağa çok klişe geldiğini biliyoruz; ancak emin olun işe yarıyor. Kurabileceğiniz kadar çok kişiyle göz teması kurun. İki noktayı aklınızdan çıkarmayın. Gözleriniz herhangi bir kişiye uzun süre takılı kalmasın. Ama tek bir kişiye takılmamak için de gözleriniz odada fıldır fıldır dönmesin. Amacınız birkaç kelime telaffuz etmeye yetecek kadar bir sürede bakışları yakalamak olmalı.

5 Nefes alın!
Göz temasını gerçekten klişe bulduysanız, nefes almak iyice sıradan gelebilir. Ancak bu sürekli tekrarlayıp unutmamanız gereken bir konu aslında. Kaygıya vücudunuzun vereceği ilk doğal cevap nefes tutmak olacak. Yapmamalısınız. Çünkü o zaman sözcükler ağzınızdan telaşla çıkar, kalbiniz hızla çarpar, terlemeye başlar ve baş dönmesi hissedersiniz. Bunların hepsi gerçek. Tabii ki konuşma öncesi yoga yapın demiyoruz; ama her cümlenin sonunda nefes almayı ihmal etmeyin yeter. Bu sadece fiziksel olarak kendinizi iyi hissetmenizi sağlamaz, aynı zamanda bir ritim yaratmanızı ve kendinizi rahatlatıp yavaşlatmanıza da yardımcı olur. Yavaş olmanın topluluk önünde konuşmada daha iyi olduğunu kendinize hatırlatın.

6 ‘Es’ler verin!
Kural olarak, hikâye anlatacaksanız 1 dakikayı geçmemesine gayret edin. Eğer daha uzun sürerse karmaşıklaşır ve izleyicilerin dikkati dağılır. Her noktadan sonra 1 saniye susun: Topluluk içindeki mırıldanmaları engellemenin tek yolu bu. Böylece hem gerçek anlamda kontrolü ele almış olursunuz, hem de herkes bir sonraki kelimenizi merak eder. Tabii ki o kelime ‘ımmm’ olmadığı sürece.

7 Ses tonunuzu ayarlayın!
Ne çok bağırarak, ne de zorlukla duyulacak kadar yavaş konuşun. Sesiniz çıksın, konuşurken tekdüze ses tonu kullanmayıp, arada yükseltip, alçaltabilirseniz daha etkileyici olursunuz. Özellikle dinleyicilerin dikkatlerinin dağıldığını hissettiğiniz an, sesinizi bir an yükseltmek işe yarayacaktır. Çok hızlı da konuşmamalısınız, bu sefer de ne dediğiniz anlaşılmaz, tane tane, herkes tarafından rahatça duyulabilecek şekilde konuşmalısınız.

8 Vücut dilini kullanın!
Sadece kelimeler sıkıcıdır, elinizi, kolunuz, vücut dilinizi de konuşturun, çağımız şov dünyası çağı, yani gösteri çağı. Hareketsiz kalmayın.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Tag Cloud

%d bloggers like this: