Just another WordPress.com site

 .

Kişilik tiplerimiz, karakterimiz ve davranış modellerimize göre yaşam biçimimiz farklılaşır

Yani her yiğidin bir yoğurt yeme tarzı vardır. Her insanın yaşam algısı farklılık gösterebildiğinden uygulamalar da farklılaşabilir.
Önemli olan eksik yönleri fark ederek sabırla geliştirmeye, iyileştirmeye çalışmaktır.

1- Hedef yok: Ne orta vadede, ne de uzun vadede iş dünyasında ne yapmak istediği ile ilgili net hedefleri bulunmaz. Bir iş bulmuş, çalışmaya başlamış ve maçı idare ederek günü kurtarmaya devam ediyordur. Yıllar sonra, kendisiyle aynı dönemde işe başlayan bazı kişilerin çok daha başarılı olduklarını görünce “eyvah” der. Ne mezun olduğu branş ile ilgili, ne tutkunu olduğu meslek ile ilgili hedefi bulunmaz. Ya da hedefi olsa bile sadece lafta kalır. 

2- Strateji yok: Bu kelime onun için ağır gelir. Her mesai gününün stratejik olarak kendisine ne fayda sağladığını ölçmez. Analitik düşünmek, bazı durumlarda doğal, bazı durumlarda politik davranmak gibi düşünceleri yoktur. “Yaptım, oldu” der. Önünü, arkasını düşünmeden hareket eder. Ve sonuçlarına da katlanır.
3- Tembeldir: Lafa gelince, çok hırsa gerek olmadığını söyler. Mağaza vitrinine bakınca da “ah param olsa” der. Ama para kazanmak, hedeflerini gerçekleştirmek için “doğru ve gerektiği” kadar çalışmaz. Sonra da “olmadı, kahretsin” der. Daha da ümitsizliğe kapılır. Zaman planını tekrar tekrar, saniyelerine kadar gözden geçirmez.
4- Vizyon sıfır: Hedefi olmayınca kendine bir vizyon da çizemez ve vizyoner insanları da örnek almaz. Geleceği görmeye, trendleri anlamaya çalışmaz. Uzun vadeli stratejiler ortaya koymaz. Verdiği her kararın on, yirmi yıl sonrasını nasıl etkileyeceğini düşünmez.
5- Takip yok: Gereksiz bir çok şeyi takip eder de bir türlü kişisel gelişimi ve hedefleri ile ilgili bir takip planı yapmaz. İşten eve, evden işe öylesine gider gelir. Aslında görür ki, ne aile hayatında kişisel marka olabilmiş ne de iş yaşamında.
6- Sahnede değil: Ya iş yerinde masasında, ya da evdeki koltuğunda oturur durur. Selam vermez, gülümsemez, sohbet etmez, yemeğe çıkmaz, arkadaş çevresini genişletmez, sosyal anlamda içine kapanıktır. Sonra da “neden beni keşfetmiyorlar” diye çırpınır durur.
7- Proaktif değil: Elindeki doneleri iyi değerlendirerek, analiz yaparak sonraki aşamalarda karşışına çıkabilecek zorlukları düşünmez. Ve önceden çalışmalar, hazırlıklar yapmaz. Tedbirli olmak onun için korkmaktır. Fazla kontrollü olmanın yaşamını zindana çevireceğini düşünür. Önceden harekete geçmez, olunca telafi etmek için harekete geçer. O da işe yaramaz.
8- Trendleri takip etmez: Yaptığı mesleğin, hedefindeki işin dünyadaki trend yelpazesinde nerede durduğunu araştırmaz. Hangi trendlerin iş dünyasına, paraya ve dolayısıyla da yaşama nasıl yön vereceğini anlamaya çalışmaz. Bir yerde durur, o yerden bakar ve emekli olur, gider.
9- Okumaz, araştırmaz, üretmez: Sadece işini yapar, emir kuludur ya. Farklı, yaratıcı, geliştirici, innovatif fikirleri bulmak için okumaz, araştırmaz, beyin fırtınaları yaparak projeler üretmez. Ne şirketine, ne de kendi yaşamına katma değer sunmaz. “Sallarım başımı, alırım maaşımı” diyerek ortalarda gezinir durur.
10- Bahanelere sığınır: Başarızısızlık,  % 99 sebep sonuç ilişkisine göredir. Kaderde bir musibet, öngörülemeyen bir rahatsızlık v.s. olursa tabiî ki söylecek bir şey olamaz. Ama “en iyi bahane, yine de bahanedir” Çözümleri değil daha çok problemleri, engelleri konuşur. Yeniden, zaman kaybetmeden başlamayı değil hep bitişleri, kayboluşları, ümitsizlikleri konuşur.
11- Fazlasıyla kadercidir: Eşeğini sağlam kazığa bağlamaz ve sonra da “çalındı işte, kader” der. Yaratıcı’nın her kapıyı kendisine sonuna kadar açacağını, ve fırsatları eline vereceğini düşünür. Olan her şey kaderde vardır ama kişisel iradesini ne kadar da kötü ve verimsiz kullandığını düşünmez.
12- Acele oluversin ister: Çok kısa sürede ünlü olmak, zengin olmak ve güçlü olmak ister. Hemen öğrenbileceğini, hemen uygulayabileceğini, hemen bilinç kazanabileceğini düşünür ve aldanır. Başını bir kayaya toslayınca anlar.
13- “Proje” bakış açısı yok: İşlere, problemlere “proje yönetimi” açısından yaklaşmaz. Pratik olacağım, hızlı olacağım diye masabaşı bir toplantı, bir iki not alma ve “tamam, şöyle olur” deyiverir. Sonra hataları düzeltmek için çok çok fazla zaman-adam harcamak zorunda kalır.
14- Analiz sıfır: 1 ay analiz yaparak 1 haftada yazılım yaptırmaz. “1 hafta analiz yeter” der, ama 1 ayda yazılımı bitiremez. Çünkü o kadar eksik kalan, kaçan nokta vardır ki. Bu arada çok yorulur ve motivasyonu düşer, belki de başka önceliklerden dolayı proje rafa kalkar.
15- Şöhret ister: Ünlü, zengin, şöhret olan iş adamlarına, iş kadınlarına özenir. Özenmesi normaldir ama “tavuk olmadan “tar”a ( kümesteki yükselti) çıkmak” isteyince düşüverir. Ve gerçek konumunu anlar.
16- Tevazu yok, burun havalarda: Her şeyi ben bilirim, en iyisini ben uygularım havalarındadır. Ekip yoktur, her şeyi kendisi yapmıştır zaten. Küçük tepeleri bırakın bir toz taneciğini bile kendisinin yaratmadığını kısa bir süre sonra anlatır birileri.
17- Empati mi, oda ne: Her şeye mantıksal yaklaşır. Başkalarının algısı ve düşünce dünyası ile olaylara bakmaz. Herkes, kendisi ile aynı olsun ister. Duygusal zeka onun için aptallık gibi bir şeydir. Karar verir, mümkün ise zorbalıkla uygulatır.
18- Ya fazla mantık, ya fazla his: Ya hep kalbi ile düşünür, ya da hep beyni ile. İkisini birden gerektiği oranda kullanmaz. Verdiği kararlara şu gibi yakıştırmalar yapılır. “Kalpsizin teki” ya da “beyinsiz” gibi. Vicdani duygular da, sistematik çıkarımlar da birlikte kullanılmazsa kötü sonuçlara yol açar.
19- Alıngandır, her şeyi gurur yapar: Her uyarıdan, her tavsiyeden alınır, kendini aşağılanmış hisseder, konuyu “kişisel” algılar. Aslında müdürünün de kendisinin de para için çalıştığını, sonuçta “iş”i konuştuklarını unutur. Sabırla kendisini iyileştirmeye çalışmaz, aksine yönetimi değiştirmeye çalışır.

20- Arkadan konuşur: Dedikodu yapar, herkesi çekiştirir, kötüler. Kimsenin karşısına çıkarak uygun bir dille yanlışını söyleyemez, yönlendirmez. Bilmez ki bu kadar rahat bir insanın arkasından başkalrı da çok rahat konuşur ve kuyusunu kazabilir.
 

21- Dolap çevirmeye bayılır: Türlü türlü dolaplar çevirmeden, ayak oyunları yapmadan kariyer yaşamında yükselemeyeceğini saplantı halinde beynine kazımıştır. Halbuki, sadece işini en doğru şekilde yaparak ve sunarak ve duruşunu bozmayarak başarılı olabileceğini bir türlü fark etmez. Aslında insan zulmeder, kadere hükmetmeye çalışır. Ama asıl adaletli olan kaderdir, insan değil.
22- Hakkı olmayanı kıskanır, mümkün ise çelme takar: Hak etmediğine uzanır, ısrarla almak ister. Hak edenleri de kıskanır, çekemez. Örnek almak, desteklemek yerine çelme takmaya çalışır.
23- Özel yaşam-iş yaşamı birbirine karışır: İşten çıkar evde müdürlük yapmaya devam eder, ya da işe gelir eşiyle kavga ediyor gibi çalışanlarına saldırır. Aslında özel yaşamın çok daha önemli bir “iş” olduğunu unutur. İki kategoriyi de bir bütün olarak görmek gerek ama birbirlerine negatif etkisi çok az düzeyde olmalıdır.
24- Tutkularına sarılmaz: Kendisini mutlu eden, huzur veren tutkularını, hobilerini gerçekleştirmeyi günlük telaşlar içinde unutur. İşine tutku ile bağlı olmayabilir ama yaşama dair tutkularını da kaybederse iş yaşamında da başarısız ve huzursuz olur.
25- Günü kurtarır: Günübirlik yaşar, geleceğe kafa yormaz. O günü tamamlar ve yorganı üzerine çektiği anda her şeyin bittiğini zanneder. Zamandaki “gün” diliminin yine ömrümüzün bir parçası olduğu bilincinde değildir. Sonra da yıllar, ne de çabuk geçti diyerek hayıflanır.
26- Negatif enerji saçar: Sabah gülen bir ifade ile günaydın demek, akşam çıkarken iyi akşamlar demek dahi bu insanlar için zor gelir. Çevresini görmezden gelir. Bilmez ki, doğuştan görmeyen insanların dahi gülen ve somurtan insanı ayırt edebildiğini. Her şeyi olumsuz algılar ve etrafına negatiflik saçar. Ümitsizdir, çözümsüzdür, başlangıçlara değil bitişlere odaklanmıştır. Kimseden de yardım istemez, almaz.
27- “Ekipten” olamaz, ekip yönetemez: Bencildir, tek başına hareket etmek ister. Şirketin, ekibin çıkarını değil de önce kendi çıkarını düşünür. Kendine saygılıdır ama başkaları için hep kaygılıdır.
28- Sosyal değildir: Konuşmak, paylaşmak, birlikte eğlenmek, tanışmak, iletişim kurmak, bağlantıda olmak, sosyal ağını genişletmek için çaba sarfetmez. “Cool” olduğunu düşünür. Halbuki büyük bir yalnızlığa yol alır ama farkında değildir.
29- Sosyal medyada görülmez: İlişkilerimizi, bağlantılarımız kontrol etmek adına büyük faydalar sunan internetteki sosyal networklere yabancıdır. Bu gibi aplikasyonları kullanmayı gereksiz görür. Vefasızlık yapar, unutur ve unutulanlardan olur.
30- Yaşam tarzında standartları yoktur: Oturup kalkmasından, konuşmasına, yeme-içmesine varana kadar belli bir duruş sergilemez. O nedenle, hakkında bir marka algısı oluşmaz.
31- Radikal değişim kararları almaktan korkar: Statükocudur, yeni olanı yıpratırcasınıa sorgular ve uygulamaktan korkar. Değişimin hep negatif etkilerini düşünür ve karşı çıkar. Ve aynı sorunlar tekrar tekrar karşısına çıkar.
32- Delege etmez: Her şeyi kendi yapmak ister. Organizasyon kurmaya önem vermez ve başkalarına güvenmez. Hata yapmalarından korkar. Halbuki en büyük hatayı sorumluluğu paylaştırmayarak kendisi yapmıştır.
33- İnsiyatif almaktan çekinir: Tek başına karar almaktan korkar. Danışmak, tavsiye almak iyidir fakat bu kişi hep destek ister. Önemli kararların altına imzasını atmaktan korkar. Bu da işi iyi bilmediği ve yönetemediği anlamına gelir.
34- Sürekli muhaliftir: Bilip bilmeden, araştırmadan hep karşı çıkar, muhalefet yapar. Yapıcı olmaktan çok yıkıcı ve bezdirici yöntemlere başvurur. Kendi içini kararttığı gibi başkalarına da bu karartıyı bulaştırmaya çalışır.
35- Hep yönetimi suçlar, kendine bakmaz: Değişmesi gereken tek tarafın yalnızca “yönetim” olduğunu düşünür. Kendisini onların yerine koymaz. Suçlar, eleştirinin dozunu kaçırır, iletişimi yanlış yerlere çeker.
36- “Mavi, beyaz, gri” yaka diyerek çalışanları hep kategorilere ayırır: Herkesin aynı gemide olduğunu, herkesin yaptığı işin bir değeri olduğunu unutur ve saygı duymaz. Birileri aşağıdadır, birileri yukarıda. Ona göre davranır ve tabi ki sevilmez.
37- Fırsatları görmez, görse de değerlendiremez: Kabiliyetlerinin farkında dahi değildir. Kendine uygun fırsatları, boşlukları görmez bir türlü. E-postaları iyi okumaz, gelişmeleri değerlendirmez, aktif rol almaz. Sonra da “hakkımı yiyorlar” diyerek ah vah eder.
38- Vermez, hep almak ister: Bilgiyi, tecrübeyi, kazancını paylaşmaz, yaymaz. Ama hep almak ister. Kendisi asık suratlı iken başkalarının kendisine hep gülümsemesini ister. Bildiğini kendisine saklarken, başkalarının kendisine hep öğretmesini ister.
39- Boş içini dolu gibi satmak ister, konuşur da konuşur: Çok konuşur ama içi boştur. Bir şekilde geldiği görevin hakkını verememektedir aslında. Lafla peynir gemisinin yürümediği kısa sürede ortaya çıkar.
40- Her şeyin kendi etrafında döndüğünü zanneder: Şirketin patronun kendisi olduğunu zanneder. Her şeyi, herkese yaptırabileceğini düşünür. “Herkes bana itaat etmeli, güç bende” der. Ve bu düşüncelerinin altında ezilir. Yaşamın tüm parametrelerine hükmettiğini düşünür. Evrendeki kuralları dahi anlamaz, zorladıkça zorlar. Düşüncelerini, davranışlarını dahi yönetemeyen bir insanın tüm yaşamı da yönetemeyeceğini de unutur.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Tag Cloud

%d bloggers like this: