Just another WordPress.com site

11 yıldır Berlin’de hizmet gösteren Deta-Med Almanya’da ilk kültüre yönelik bakım hizmeti sunan kuruluş olma özelliğini taşıyor. Deta-Met‘ìn kurucusu ve İşletmecisi Nare Yeşilyurt Karakurt; Berlin Eyaleti Ekonomi, Teknoloji ve Kadın Bakanlığı tarafından her iki yılda bir düzenlenen ”Yılın Başarılı İş Kadını” seçiminde toplam 25 kadın işverenin arasında son üçe kalan diğer iki alman işkadını ile birlikte yılın en başarılı iş kadını seçildi.
Karakurt 1999 yılında kurduğu Deta Med adlı “evde hasta bakım servisi” ile sağlık hizmetini özellikle Türk hastaların ayağına kadar götürerek Berlin sağlık sisteminde önemli bir boşluğu dolduruyor.
Toplam 230 çalışanı olan Deta Med’ì diğer bakım servislerinden ayıran en önemli özelliği; personelinin yüzde 60’ını ve meslek eğitimi alanların yüzde 87’sini göçmen kökenliler oluşturması.. Almanya’da yaşayan göçmen kökenli kadınlara iş olanağı yaratmasıyla öne çıkıyor.
Nitekim, göçmen kadınların ekonomik bağımsızlıklarını kazanmasına öncülük etmeyi yaşam felsefesi haline getiren Nare Karakurt eleman alımında ise “ithal gelinler”e öncelik veriyor.
Nare Yeşilyurt Karakurt ile  kadın ve göçmen olmasından dolayı iş yaşamında karşılaştığı zorluklar ve de “ithal gelinler” konusunda söyleştik:

– İş yaşamınızda göçmen olmanızdan kaynaklanan ne tür sorunlarla karşılaşıyorsunuz? Türkiye kökenli olduğunuz için negatif ayrımcılık yaşıyor musunuz?
Bunu her gün yaşıyoruz. Almanya’nın genelinde kadın hakları savunuluyor, kadınlar için yasalar var ama bu yasaları uygulamaya geldiğinde sıkıntılar yaşanıyor. Yani kadını koruyucu yasalar gereği gibi uygulanmıyor. Ben kadın olarak bir sürü zorluk yaşadım ve de yaşıyorum. Üniversiteyi bitirdikten sonra Deta-Met’i kurmak istedim. Ancak hiçbir banka bana kredi vermedi. Vermemelerinin nedeni de iki küçük çocuğumun olması. Çocuklarımı çocuk arabasına koyarak bankaya gitmiştim. Bana şunu dediler: “Sizin 2 çocuğunuz var. Bence siz annelik görevinizi ciddiye alınız. O daha önemlidir.” Sanki bankaya değil de çocuk eğitim kurumuna gitmişim de bana çocuklarımı eğitmemi tavsiye ediyor. Başka bir bankaya gittim. Orada da aynı muameleyle karşılaştım. Bana dediler ki;”İki çocuğunuz var. Çocuklarınız hasta olduğu zaman işi ihmal edecekseniz. Sizin yapacağınız işin geleceği yok. Anne olduğum için bu muamelelere maruz kaldım.
-Peki nasıl başladınız bu işe, bankalar kredi vermeyince parayı nerden buldunuz?
-Data- Met’i kurarkan çok az bir sermaye ile işe başladım. Sağdan, soldan bulduğum parayla, eşe dosta borçlanarak işyerini açtım. önce çok dar bir kadroyla yürüttük işleri sonra dişimizi tırnağımıza takıp yılmadan çalıştık ve bugünlere geldik. 
 

– Alman bir kadın sizin durumunuzda olsaydı aynı zorlukları yaşar mıydı?
Alman kadınlar da zorluk yaşıyorlar. Çünkü kadın olmanın iş dünyasında bir dezavantajı var. Çocuklarınız olunca ikinci sınıf insan muamelesi görüyorsunuz. Yabancı ve anne olduğunuz zaman ise üçüncü sınıf insan muamelesi görüyorsunuz.  Ben bunu defalarca yaşadım o yüzden önyargıya karşıyım. Deta-Med’in özelliği çalışanlarının yüzde 50’sinden fazlası yalnız yaşayan annelerdir. Bizim işyerimizin özelliği bu anneleri işe alıyoruz, iş saatlerini kreş saatlerine göre uyarlıyoruz. Kadınlara piyasadan, zorunlu maaştan daha yüksek maaş ödüyoruz. 
Almanya`da saat ücretinin 8.50 Euro olmasını öngören mecburi yasa çıktı. Bizde bu yasa çıkmadan saat ücretleri 10 ve 12 Euro arası idi. Benim amacım burada  çalıştırdığım kadınlar kazandıkları parayla kendilerine, çocuklarına birşeyler alabilsinler. Deta-Med’de kadınlar az ama özveriyle çalışıyorlar ve çocuklarına yeterli zaman ayırabiliyorlar. Bunun yanısıra Türkiye`den gelen  “ithal gelinler”i eğitiyorum. Bu toplumda en çok darbe yiyen “ithal gelinler”dir. 
Burada uzun süre yaşamış Türk aileler, oğullarını alıp Türkiye’ye gidiyorlar, tertemiz gencecik kızları alıp buraya getiriyorlar. Onlar da çoğunlukla çok iyi aileye düştük diye seviniyorlar. Ancak Almanya’da ailenin nasıl yaşadığını hiç bilmiyorlar. Buraya gelince hiç dışarıya çıkamıyorlar. Almanca bilmiyorlar ve toplumu tanımıyorlar. Belirli bir grup içerisinde yaşıyorlar. Ailenin tanıdıkları var. Bütün gün onlara hizmet etmekle günleri geçiyor. Amaçları burada gelin onlara baksın, evin yaşlı ve hastasıyla ilgilensin, evin yemeğini, temizliğini, çamaşırın, bulaşığını üstlensin diye getiriyorlar onları.. Sözün özü, ithal gelinler bu ülkede birer köleden farksızlar.. 

– İthal gelinlerin çalışmasına aileleri karşı gelmiyor mu?
Gelmez olur mu, elbette geliyorlar. Fakat bu kadınlar çalışmaya başladıktan sonra artık ayaklarının üzerinde durabilecek gücü kendilerinde bulunca boşanıyorlar.

kaynak:Kazete
röportaj: Ceren Dilekçi

Comments on: ""Bir elimde laptop, bir elimde tencere…" Nare Y.Karakurt" (1)

  1. biriside ihraç ettiğimiz gelinlerden baksetse çok mutlu olacağım.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Tag Cloud

%d bloggers like this: