Just another WordPress.com site

Konuk Yazar Alfa: "Kısmet..!"

 
Tarih 05.02.1996
Yer: Beyazıt.
O zamanlar buçuğu pek seviyorum ya yaşım da 18,5.
Bir iş görüşmesine gitmişim , muhasebeciyim, ne kadar bilgimin noksan olduğunu sonraki yıllarda fark etmiş olsam da o dönem kendime güvenim tam.
İş görüşmem iyi geçmiş, beni işe almaya gönüllüler ama yer hoşuma gitmiyor, boğuyor beni. Kaçar adım uzaklaşıyorum.
Durağa gitmişim, otobüs bekliyorum, durak tıklım tıklım.. Bir çocuk geliyor yanıma gençten yakışıklıca.. “Tanışabilir miyiz?” diyor yüz vermiyorum.. “Lütfen tanışalım; böyle şeyler yapmam normalde..” diyor yine yüz vermiyorum.
O ara otobüsüm geliyor tam binerken  “Cuma gününe Bakırköy bilmem ne cafeye şu saatte gel; orada seni bekliyor olacağım..” diyor cevap vermeden biniyorum otobüse..
Ertesi gün evdeyim, komşuya iniyoruz annemle, onlardaki gazeteye gözüm ilişiyor, ilanlara bakıyorum.
Evet, bir muhasebe elemanı ilanı; üstelik evime de çok yakın. Hemen arıyor, adres alıyor, görüşmeye gidiyorum.
Görüşme için beklerken müdür bey masasının karşısındaki koltukta oturup beklememi söylüyor; oturuyorum.. patronun odası dolu çünkü.
Müdür dediğimde gençten bir çocuk, başı nasıl da kalabalık. Sürekli telefonu çalıyor, insanlar gelip gidiyor, sürekli hareket halinde. Ben de izliyorum onu..

Bir ara “Bu adamla mı evleneceğim?” duygusu geçiyor içimden. “Saçmalama Suzan! Ne alaka!” diyorum kendi kendime..
Nihayet patron beni çağırıyor. Odasına giriyorum ve ertesi gün başlamak üzere hemen işe alınıyorum.
İlk günüm berbat geçiyor. Firma iflasın eşiğinde bir firma çıkıyor, müdür beyin başı o yüzden kalabalıkmış. Sürekli ödeme isteyenleri tatlı dille gönderiyormuş meğer.
O gün işi bırakmaya karar veriyorum. Ertesi gün, yani Perşembe günü işe gitmiyorum. Batmak üzere olan firmada ne işim var ki benim..?
Sonra telefon geliyor; müdür bey arıyor beni. “Suzan hanım işe gelmediniz..” diyor, “Evet gelmedim; bilemiyorum firmanız hakkında iyi şeyler duymadım..” diyorum. “Emin misiniz? Başka başvurular da var. O zaman başka birini aramam gerekecek..” diyor; bir şekilde firmanın iflas etmediği, zor dönem geçirdiğine ikna ediyor beni. Cuma tekrar işe gidiyorum..
Ancak Cuma günü için durakta karşılaştığım genç çocuk bana randevu vermişti. Bu randevuya gitmeye karar veriyorum.. Ne kaybederim ki ?
Müdür beyden izin istiyorum. Mekan yakın; birkaç saate işim biter neticede.. “Ne için gideceksin?” diye soruyor. “Özel mesele..” diye cevap veriyorum. “Kesinlikle olmaz!”ı yapıştırıyor müdür bey ve gidemiyorum…
Evet,
O müdür bey, yani “Hüseyin Bey”, yani Hüseyin şu an ki eşim!
İlk gördüğüm an hissettiğim şey doğruymuş; geleceğim onunlaymış..
Firma mı ? Firma 10 aya kalmadı tamamen iflas etti.😉
Suzan Maden
***************************************************************************

Siz de konuk yazar olmak istiyorsanız şu yazımı okuyun.

Comments on: "Konuk Yazar Alfa: "Kısmet..!"" (4)

  1. neşe arslantürk said:

    mutluysanız bir diyeceğim yok. ama mutsuzsanız randevusuna gidemediğiniz delikanlının bedduasındandır.

  2. sıskakız said:

    Ne güzel bir tanışma.

  3. Kısmet evet:)

  4. Cemile Zipak said:

    Nese hanim’in ongorusu tutmadi maalesef, arkadasimizin gayet mutlu bir evliligi var🙂
    Yazilarinin devamini bekliyoruz Suzi’cim🙂

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Tag Cloud

%d bloggers like this: