Just another WordPress.com site

Archive for the ‘Davulun Sesi’ Category

Konuk Yazar Alfa: "Davulun Sesi…"

 
“İş Kadını’’
Vay bee.. Ne afili isim tamlaması.
Ne iş kadını yahu? Hahahayt.. güleyim bari.
Bir kere iş kadını dediğin Sabancıgillerden filan olur şekerim. Atadan babadan kalır holdingler bilmemneler de, okuturlar işletmeyi, dayarlar master’ı doktorayı , gider çekersin marka lacileri, gelir kurulursun masana; al sana iş kadını..!
Senin ismine ne tamlasak olmayacak. Tanımı yok çünkü.
Tırnaklarımla kazıdım geldim desen, İbrahim Tatlıses’i yemiş de çıkaramamış gibi ajite bir durum olacak.
Yok ı-ııh.
E girdin bir işe koca tarafından, istemeye istemeye.Kurdunuz  şirketi de halen pek bir sıcak gelmedi olay sana.
Çalışmışsın yıllarca zaten. Çocuk doğurup yırtarım mevzudan, azcık koca parası yesek n’olur, eksilmezsin ya demişsin kendi kendine.
Çocuk geldi 3 yaşına, nereye kadar yırtıcan? Vericen kreşe doğru iş başına.
3 sene yeter gerile gerile yayıldığın.”Ev işi nankör şekerim” diyip çocuk daha 15 günlükken gezmelere başlamadın mı yahu? Hem “ev yan gelip yatma yeri değildir” dememiş miydi ünlü bir Türk büyüğü..?
Şartlarını sürdün tabi hemen: 5’e kadar çalışabilirim , fazlasına can dayanmaz, hem okul o saate kadar,kıl-tüy…
Ya tabi tabi. Öyle oluyor değil mi iş kurmak? Nerde o başkasının yanında çalıştığın,ekmek elden su gölden günler?
Çalışırım, saatim dolunca giderim.
Ay başı alırım maaşımı, tatil zamanı vınn tüyerim.
Zam zamanı hakkımdır, söke söke alırım.
Hastalanınca raporu bastırır, yatarım.
Yok öle yağma.
Çalışacaksın!
Hem de öyle böyle değil.
İşinin hem patronu, hem işçisi olacaksın.
Kurdun şirketi de; ofis var mı?
Yooo, bir süre ev-ofis takılacaksın.
Şimdi sermaye belli,yapmışsın fizibiliteyi.(Fizibilite de ne kelime ama ha.Dolu dolu bir söyledin mi değme ekonomistlere taş çıkarırsın valla.)Fakat evdeki fizibilite çarşıdaki fizibiliteye uymuyor .
‘’Ye kürküm ye’ ci bir memlekette yaşamak zaten ayrı azap.
İş yapacaksın, bir sürü randevu vermen lazım.
E nerde görüşeceksin? Ofisin yok, alooo…
-Şu anda ofisimiz tadilatta, biz sizi ziyaret etsek?
Evet evet öğreneceksin kıvırmayı; yoksa yandı canım keten helva.
-Aaa.. koskoca şirketin ofisi yook..!
Ev telefonunu şirket ismiyle açmaya alışsan iyi olur. Bazıları, pardon  yanlış aradım diye kapatıyorlar ama olsun. Böylelikle konuşmak istemediğin kişilerle de konuşmamış oluyorsun, fena mı..?
Bazen sabah çok erken aradıklarında uykulu uykulu unutabilirsin şirket ismiyle açmayı. Boşver yanlış numara de kapat, tekrar arayana kadar toparlarsın sesini. Üstelik kaç çeşit ses tonu çıkarabildiğini görünce, vay be ne yetenekliymişim, diye kendine şaşabilirsin.
E, ne demiştik: İşinin hem patronu, hem işçisi olacaksın..!
Pardon; sekreteri eklememişim…
-Ürünleriniz geldi gümrük işlemleri bitti. Aracı antrepoya gönderebilirsiniz.
– Hmm.. tabi hemen gönderiyorum.
Gönderiyor musun?
Nereye gönderiyosun yahu? Basbayağı gidip kendin alacaksın.
Ticari araç kullana kullana değme minübüs şoförlerine taş çıkaracak hale gelmişsin.
İstanbul’un bilmemne sanayi sitesindeki, bilmemne antreposundan, ameleler eşliğinde malı yükleteceksin.
Patron musun sen?Ne patronu yahu; basbayağı getir götürcüsün.
Oraya giderken şıkşıkırdam giyinemezsin tabi…
En kötü jean’in ve t-shirtini çek, yanına makyaj malzemelerini ve seni kurtaracak şık bir giysini ve topuklularını da al.
Eee.. mallar mağazaya bırakılacak. Kim mi bırakacak? Mahmut’a söyle bıraksın.O kim yahu?
Mahmut; sensin işte… Hehehe…
AVM tuvaletlerinin dili olsa da konuşsa.
O daracık kabine nasıl amele gibi girip, iş kadını(!) olarak çıkıldığının filmi bile olur. Clark Kent-Superman hesabı…
Evde bekleyen çocuk-ev işi döngüsüne ise burada hiç değinmeyeceğim.
Zira “çocuk da yaparım kariyer de” klişesi bana uymuyormuş, anladım. En azından bakıcı-aile büyüğü desteği olmadan olmuyormuş. Herşey olmuş gibi görünse de bir taraf hep yarım kalıyormuş.
İşin özü dışarıdan çok güzel gelir o davulun sesi. Kendi işini kurmanın, kendi işinde çalışmanın çok muhteşem bir şey olduğunu düşünür çevrendekiler. Daha doğrusu bu tecrübeyi yaşamamış olanların yanılgısıdır bu.
Zannedilir ki kendi işin olunca ense yapacaksın,canının istediği saatte girip istediği saatte çıkacaksın.
Hele bir niyetlenin iş kurmaya da görün bakalım o davul beyninize beyninize nasıl vuruyor.
O maaş günleri, kira, vergi ödemeleri nasıl birbiri ardına diziliyor her ay…
Yazamam “iş kadınlığı” mevzuları demiştim aslında.Yazdıkça sinirlerim zıplar,gerim gerim gerilirim sanmıştım.
Geri alıyorum.Hiç kasılmadım .
Güldüm bayağı ,iyi geldi.
Devamı..? Olur mu olur valla.
Her gün ayrı bir macera ne de olsa.
Simla Sönmez Palas 
**************************************************************************************************************

Not: Siz de konuk yazar olmak istiyorsanız şu yazımı okuyun.

Advertisements

Tag Cloud