Just another WordPress.com site

Archive for the ‘ipuçları’ Category

Sanal Mağaza İşinde Başarının 4 Temel Kuralı…



SİTE İÇİNDE DOLAŞIMI KOLAY VE EĞLENCELİ KILIN
Gerçek hayattaki hipermarketler, müşterinin aradığı ürünü kolaylıkla bulmasını sağlayacak biçimde tasarlanır. İnternetteki sanal mağazaların da bundan hiç bir farkı yok.
Sanal mağazanızı tasarlarken amacınız, müşterileri sayfalar arasında dolaşmaya teşvik edici bir yapı kurmaktır. Ama bunu yaparken de, müşterilerin her ürün hakkında yeterli bilgiyi edinmelerini sağlamanız gerekir.
Sanal mağazaların tasarımında bir başka püf noktası, ‘mağazayı’ eğlenceli kılabilmekte yatıyor. Sitenin dizaynı renkli, eğlenceli ve ilginç olmalı. Ama yüklenmesi uzun süreler alacak fotoğraflara ya da animasyonlara da başvurmamalı.


BENZER ÜRÜNLERİ AYNI SAYFADA TOPLAYIN
E-ticaret sitenizde, birbirleriyle ilişkisi olan ürünleri birlikte görüntülemek, müşterilerin, bir kaç ürün birden almasını sağlayabilir. Birbirleriyle ilişkili ürün gruplarını aynı sayfada toplamak, yazılımdan çok, tasarımla ilgili bir konu. Her ne kadar, bazı e-ticaret yazılımları, bir ürünün sayfasında, o ürünle ilişkili diğer ürünlere link yerleştiriyorsa da, doğru olan, aynı grup içinde yer alan ürünleri tek bir sayfa içinde sergilemektir.

ÜRÜNLE İLGİLİ HİÇ BİR BİLGİYİ KENDİNİZE SAKLAMAYIN
Basılı katalogların ya da broşürlerin aksine, internette yazı için yer sınırlaması yoktur. E-ticaret sitenizde sattığınız ürünle ilgili sayfalar dolusu bilgi verebilirsiniz. Bir ürün hakkında daha fazla bilgi de, müşterinin o ürünü satın alma olasılığının yükselmesi demektir. Ürünün özellikleri, gönderim koşulları, masrafları, alıcının eline ne zaman ulaşacağı, benzeri ürünlere göre artıları, eksileri… Verebileceğiniz bütün bilgileri verin, sitenizle sattığınız ürünle ilgili hiç bir bilgiyi kendinize saklamayın.
E-ticaret sitelerinde vermeniz gereken bir başka önemli bilgi, telefon numaranızdır. İnternetten satış sürecine, insan sesinin de dahil olması, müşterilerinizle aranızdaki güvene dayalı ilişkiyi geliştirir.

SATIN ALIMI KOLAYLAŞTIRIN
Başarılı bir e-ticaret sitesinin sırrı, ürünün satın alım sürecinin kolaylaştırılmasından geçer. Araştırmalar, müşteriyi satın alıma teşvik etmek için, sitenin altyapısını, alışveriş sürecini 2-3 sayfada tamamlayacak biçimde kurmak gerektiğini gösteriyor. Bu da, e-ticaret sitenizin altyapısını oluşturan yazılımın görevidir. Öyleyse, daha başlangıçta e-ticaret yazılımınızı seçerken, satın alımı kolaylaştırıcı bir yapıda olmasına dikkat edin.

E-posta ile Ürün Satmanın Sırları..

.
Email stratejinizde kullanacağınız adres listesini doğru biçimde oluşturdunuz ve göndereceğiniz email’i yazmak için bilgisayarınızın başına oturdunuz. Dikkat: Dostlarınıza ya da ürünlerinizi yıllardır tanıyan eski müşterilerinize yazmıyorsunuz, modem’in öbür ucunda, muhtemelen ürünleriniz hakkında detaylı hiç bir bilgisi olmayan ve üstelik her gün sizinkine benzer onlarca email alan bir müşteri kitlesi var. İşte, ürünlerinizin satışını gerçekten artıracak email’in püf noktaları…

 
1.İKNA EDİCİ VE GÜVEN TELKİN EDİCİ BİR KONU BULUN
Her şeyden önce, alıcının, email’inizi okumadan çöp kutusuna göndermeyeceğinin hiç bir garantisi olmadığının farkında olun. Alıcının (Yani, potansiyel müşterinin) emali’inizi okumasını sağlamak için, email mesajınızın konu (Subject) bölümüne, ikna edici ve güven telkin edici bir satır yazın.

İşte bizim sevdiğimiz Konu’lardan biri: “Yeni vergi yasası: Yeni vergiler şirketinizin kaderini nasıl etkileyecek?” Bu konunun ikna edici yanı, email’i okumak için harcayacağımız zaman karşılığında, bize ücretsiz bir şeyler öğreteğini vaadetmesi. Siz de, email’inize değer yaratan bir içerik ekleyin; Konu satırında bu içeriği anlatın.

2.EMAIL’İNİZ KISA VE ANLAŞILIR OLSUN


Okuyucularınızın çok fazla zamanı ve ona bu email’i neden gönderdiğinize ilişkin ayrıntılı bir bilgisi yok. Üstelik sabırsızlar. Öyleyse, email’inizi, net, konuya, sözü dolaştırmadan giren bir dille kaleme alın.

İşte bizim sevdiğimiz giriş cümlelerinden biri: “Ucuz, hızlı, güvenilir ve bütün web teknolojilerini destekleyen bir Hosting hizmeti mi arıyorsunuz? ***.com’u deneyin!”

3.EMAIL’İNİZDE TEK BİR KOUNUYU ANLATIN

Belki de ilk email pazarlama faaliyetinizi yapacaksınız. Üstelik, edindiğiniz email listesi sizin için hatırı sayılır bir maliyet oluşturuyor. O yüzden fırsatı iyi kullanıp, mesajınızda yaptığınız her şeyden söz etmek istiyorsunuz. Yaz kampanyalarınız, kış kampanyalarınız, çalışanlarınızın başarısı, ürünlerinizin ucuzluğu, kalitesi vs.

Dikkat: Ama email pazarlamasının kuralları, her şeyden sözeden email mesajlarının hiç bir etkinliğinin olmadığını söylüyor. Nedeni basit: Email’inizi muhtemelen iş hayatının koşuşturmacası içinde açacak olan okurlarınızın dikkat süreleri son derece sınırlı olacaktır. O nedenle, birden fazla konudan söz etmeniz kaçınılmazsa, bunu, ayrı ayrı email’lerle yapın. Tek bir konu bulun ve onu ikna edici ve özlü biçimde anlatın.

4.SUNDUĞUNUZ FIRSATTAN NASIL YARARLANILACAĞINI DA TARİF EDİN

Sunduğu fırsatı, etkili ve yalın bir şekilde anlatmanız, başarılı bir e-mail’in en önemli unsurudur. Ama bu, yetmez. Okurlarınıza, sunduğunuz fırsattan nasıl yararlanacaklarını, yine yalın bir dille ve kısa cümlelerle anlatın.

Örneğin, internet sitenize üye olmalarını istiyorsanız, email’inize ekleyeceğiniz bir link’le, okurlarınızı, deneme şifresini verdiğiniz sayfaya yönlendirin. Ya da, pazara yeni sunduğunuz ürün hakkında detaylı bilgiyi hangi telefon numarasından, hangi saatler arasında alabileceklerini belirtin.

Yeni İşinizde İlk Hafta İşinizi Kolaylaştıracak Öneriler…

 .

Yeni bir işe başladınız, her şey yolunda gözüküyor ama yine de siz panik durumdasınız. Biraz sakinleşmeye ve yeni işinize uyum sağlamaya ne dersiniz? Yeni işinizdeki ilk hafta heyecan verici geçiyor. Farklı ve yeni bir şeyler yapmaya can atıyorsunuz. Belki de yepyeni bir sektöre, hukuktan finansa, ya da teknolojiden sağlığa geçiyorsunuz. Ne olursa olsun, yeni bir işe başladığınızda farklı bir işletim sistemi veya farklı bir program gibi değişimlere adapte olmak durumundasınız. Buna hazırsınız belki de ama her şeyi hızlı ve iyi bir şekilde öğrenme gereğinin baskısını da hissedeceksiniz.

Paniğe kapılmaya gerek yok. Daha önce de değişim yaşamışsınızdır mutlaka. Şimdi çok yabancı gelen şeyler bir süre sonra normal gelmeye başlayacak. İşte işinizi kolaylaştıracak birkaç öneri:

Soru sormaktan çekinmeyin

Yöneticiler bazen çalışanlardan geleceği görmelerini, yapılacakları bilmelerini bekler. Ama siz yine de her şeyi açık açık sorun. Bugünün iş dünyasında çalışanlar gittikçe daha fazla yöneticiye raporlama yaparken, farklı insanların farklı talepleri olabileceğini aklınızdan çıkarmayın.

Tek bir kişiye bağlı olarak çalışabilirsiniz. Bu durumda sorularınızı yöneltebileceğiniz kişi bellidir. Fakat çoğu iş yerinde hiç kimse tüm soruların yanıtını bilmez ve her zaman ulaşılabilir durumda değildir. Bu yüzden, hangi soruyu kime soracağınızı iyi belirlemelisiniz. Herkesin benzer görevlerde bulunduğu bir takımın üyesiyseniz, soru sorabileceğiniz çok kişi vardır. Bilgisayar ile ilgili soruları IT uzmanlarına, kargo sorularını idare işlerini takip edenlere, sözleşme ve haklarınız ile ilgili soruları ise insan kaynakları personeline sorabilirsiniz. Sizin yeni olduğunuzu bileceklerinden, yardımcı olacaklardır.

Doğru zamanı seçin

Çalışma temposu hiç düşmeyen bir iş yerinde, tekrar eden sorularınız can sıkıcı olmaya başlayabilir. Birine soru sormadan önce, ne yaptığına bakın ve işini bölmeyin. Bunun için vücut diline ve ses tonuna dikkat edin. Bir şey üzerinde çalışıyor ve gergin mi? Eğer öyle ise, sorunuz bekleyebilir mi? Daha uygun bir zamana kadar bunu erteleyip başka bir iş ile meşgul olabilir misiniz?

Bir diğer yol olarak, başka birine sormayı deneyebilir veya sorularınızı biriktirerek iş arkadaşınızı/şefinizi sadece bir kere rahatsız edebilirsiniz. Uygun olduğu zamanda görüşme talep edebilir veya e-posta yollayarak uygun zamanında cevaplamasını isteyebilirsiniz.

Not alın

Yeni işinizde ilerlemek için bilgiye her an ulaşabilmeniz gerek. İşle ilgili notlar alın ve bunları düzenli tutun. İşiniz gereği masanızda fazla durmuyorsanız, panoya yapıştıracağınız notlar işe yaramayacaktır. Onun yerine küçük bir not defteri taşıyabilirsiniz.

Örnek isteyin

Bir belgenin nasıl hazırlanacağını veya bir formun nasıl doldurulacağını bilmiyorsanız, sıkıştığınızda bakabileceğiniz bir örnek isteyin. Bu örnekleri saklamayı da unutmayın.

Kurslara katılın

Birçok şirket, çalışanlarının yeni program veya sistemlere daha iyi ve hızlı uyum sağlayabilmesi için onlara eğitim imkanı veriyor. Yöneticinize böyle kurslar varsa katılmak istediğinizi söyleyebilirsiniz. Internet üzerinden veya eğitim CD’leri ile yerinizden bu eğitimi almanız mümkün olabilir.

Son olarak, derin bir nefes almayı unutmayın. Hızla uyum sağlamanız gereken bir ortama girdiğinizde, baskıyı hissedersiniz. Ancak, yeni görevleri hızla yerine getirme çabası, hata yapma olasılığınızı ve stresinizi artırır. Gerilmemeye çalışın.

Pazarlama Stratejinizi Oluştururken Dikkat Etmeniz Gereken Temel Noktalar…

 .

Pazarlama stratejisi, tanıtım faaliyetinden ibaret değildir. Pazarlama stratejisi kavramıyla, 4 temel unsuru olan bir ‘pazarlama karması’ kastedilir. Bu 4 temel ayak:

1.Ürün: Satacağınız mal ya da hizmet
Müşterinin beğenisine sunduğunuz ürün ya da hizmetin bizzat kendisi, bir pazarlama aracıdır. Ürettiğiniz ürünün ya da hizmeti içeriğini, rengini, biçimini değiştirmek, müşterinin ilgisini çekecektir. Aynı şekilde, pazara yeni sunulan ürünün kendisi de, hedeflediği kitleye yönelik bir mesaj taşır.

2.Fiyat: Mal ya da hizmetinizin birim fiyatı
Ürününüzün ya da hizmetinizin fiyatı, toplam gelirlerinizi etkileyecek en önemli unsurdur. Fiyatlandırma kararını alırken dikkate alınması gereken temel değişkenler,

*Ürün ya da hizmetinize yönelik pazardaki toplam talep,
*Pazar fiyatı
*Müşterinin, fiyat değişimlerine verdiği tepkidir.

3.Tanıtım: Ürününüzü pazara tanıtmak için kullanacağınız bütün araçlar
Pazarlama karmasının en önemli unsurlarından biri de, tanıtım stratejisidir. Tanıtımın, düşük maliyetli yolları olduğu kadar, büyük bütçelerle yapılacak biçimleri de var. Tanıtımda kullanacağınız mecraların başlıcaları:

*Broşür kullanarak doğrudan postalama
*Afiş ve açıkhava duyurusu (Billboard’lar)
*Televizyon, basın ya da radyolarda reklam yayınlamak
*Ulusal ya da yerel basına yönelik PR (Halkla ilişkiler) faaliyetleri
*Müşterilerin ilgisini çekebilecek bir faaliyete sponsor olmak

4.Dağıtım: Ürününüzü müşteriye ulaştırmak için kullanacağınız kanallardır.
Pazarlama stratejinizi oluştururken, dikkat etmeniz gereken en önemli konulardan biri de, dağıtım kanallarının seçimidir. Küçük girişimciler için, mevcut toptan satıcılar ya da dağıtıcılarla çalışmak çoğu zaman en etkin yoldur.

Rakipler Hakkında Ne Bilmemiz Gerekiyor?

.
Bir işletme, ancak kendi piyasasındaki rekabeti doğru analiz ederek ayakta kalabilir.
Rakipler hakkında bilgi edinerek;
– Şirketinizi ve planlarınızı etkileyecek rakip firmaları tanırsınız.
– Pazarda rakiplerin yapabileceği hareketler hakkında ya da pazara yeni girecek firmalar hakkında fikir sahibi olursunuz.
– Rakipleriniz üzerinde rekabet avantajı sağlayacak şekilde onların zayıf noktalarını belirleyebilirsiniz.
– Rakiplere göre daha zayıf olan noktalarınızı belirleyerek bunlar için tedbir alır veya bu zaafları gidermenin yollarını ararsınız.
1. Pazarın büyüklüğü nedir ve pazarda söz sahibi olan rakipler kimler?
2. Şu anda rakibimiz kim(ler)? Yakın zamanda kimler olabilir?
3. Ürünleri neler, hangi müşteri grubunu hedefliyorlar?
4. Hedeflediğiniz pazar, bu pazarda faaliyet gösteren tüm işletmeleri doyuracak kadar büyük mü? (Aynı sokakta beş kuaför? Aynı mahallede dört beyaz eşya bayii?)
5. Rakiplerin güçlü ve zayıf yanları neler?
6. Hangi zayıflıkları onları savunmasız kılıyor?
7. İlerde ne tür değişiklikler yapabilirler?
Kullanacağınız farklı kaynaklardan bu bilgilere ulaşabilirsiniz. Örneğin rakiplerin internet websiteleri, ortak müşterilerinizin, tedarikçilerinizin ve sizin gözlemleriniz, basından edindiğiniz bilgiler v.b…v.b
Rakiplerinizin önemini hiçbir zaman azımsamayın, yapacağınız analizler rekabetin hızlandığı dönemde ne tür önlemler almanız gerektiğini size gösterecektir.

Müşteri üzerinde olumlu bir ilk izlenim nasıl bırakılır?

.
Müşterinin üzerinde iyi bir ilk izlenim bırakmak için sadece bir şansınız olduğunu unutmamalı ve bu tek şansı iyi değerlendirmelisiniz. Siz gün boyunca bir çok müşteriyle karşılaşmış ve çok yorulmuş olabilirsiniz. Hatta son derece geçerli bazı nedenlerden dolayı moraliniz bozulmuş, neşeniz kaçmış, motivasyonunuzu kaybetmiş olabilirsiniz. Ancak tam o sırada içeriye giren bir müşteri de, en az diğerleri kadar neşeli ve sıcak bir karşılamayı, ilgiyi hakeder. Hiçbir müşteri bir diğerinden daha önemsiz değildir. Hiçbir mazeret, müşteriyi kendimizden uzaklaştıracak bir davranışı haklı kılmaz. Olumlu bir ilk izlenim bırakmak için uymanız gereken bazı kurallar vardır.

Sıcak bir karşılama ortamı
İş yerinizde oluşturacağınız sıcak bir ortam, müşteri üzerinde olumlu bir ilk izlenim yaratmanın altın kuralıdır. Müşterinin orada kendini iyi, mutlu, rahat hissetmesi, bilinçaltında oraya tekrar gelme (o olumlu duyguları tekrar yaşama) isteği uyandıracak ve bunun için sebepler üretecektir.
Dekorasyonu sıcak bir hale getirmek için kendi yaratıcılığınızı kullanabilirsiniz, ancak başkalarının fikirlerini almayı unutmamalısınız. Ortamın sizin için hoş ve güzel olması yetmez. Önemli olan başkalarının (müşterilerinizin) gözünde hoş ve güzel olmasıdır. İşyeriniz sadece yaptığınız işle ilgili unsurları yansıtmamalı, aynı zamanda müşteriyi sizinle iş yapmaya davet edici bir atmosfere sahip olmalıdır.
İşyerinde sıcak bir ortam yaratmak için ortamın dekorasyonu kadar sizin davranışınız ve müşteriyi ağırlama şekliniz de önemlidir. Güleryüz, işin niteliğine uygunsa su, çay, kahve, şeker v.b. ikramlar, ayaküstü uğranan bir dükkan için dahi, yorgun görünen bir müşteriyi birkaç dakika dinlenmeye davet etmek, yağmurda ıslanmış veya terlemiş bir müşteriye kağıt havlu sunmak gibi küçük jestler, müşteride olumlu bir izlenim bırakacaktır.

Müşterinizin çalışanlarınızla ilişkisi

Müşteriler ile ilk teması sağlayan personelin tutum ve davranışları, onların işyerimiz hakkındaki düşüncelerini doğrudan etkiler. Müşteri üzerinde bırakacağımız ilk izlenimin olumlu veya olumsuz olması, onunla ilk karşılaşan personele bağlıdır. Bu karşılaşma telefonda veya e-posta ortamında da olabilir, dükkanın içinde de. Her durumda, güleryüzlü, anlayışlı ve müşterinin ihtiyacını gidermeye yönelik bir tavır içinde olunmalıdır.

Telefondaki ses
İşletmenize telefonla ulaşan müşterileri, mutlaka ‘günaydın’ ya da ‘iyi akşamlar’ gibi bir selamlama ile karşılamanız gerekir. Telefondaki müşteriyi dikkatle dinlemeli ve sorusuna tam yanıt aldığından emin olmalısınız.
Müşteriyi hiç bir zaman telefonda bekletmemelisiniz. Unutmamalısınız ki, bu aramanın ücretini müşteri ödemekte ve müşteri kendi zamanını size ayırmaktadır. Her an telefonu kapatabileceğini ve o müşteriyi tamamen kaybedebileceğinizi aklınızdan çıkarmamalısınız. Özellikle otomatik santrallerde müşteriyi uzun süre müzik veya işletmenin reklamını dinlemeye zorlamak pek de nazik bir davranış sayılmaz.

Yüzyüze ilişki
Teknolojinin iş hayatındaki rolü ne kadar artsada müşteriyle yüzyüze ilişki hala eski önemini korumaktadır. Yüzyüze kurduğunuz ilişkilerde müşteri üzerinde bırakacağınız izlenim her zaman daha kalıcıdır (olumlu ve olumsuz izlenimler). Değişik durumlarda müşteri ile ilk karşılaşmanızda ona kendinizi ve işinizi nasıl tanıtacağınızı veya onu nasıl karşılayacağınızı düşünün. Bu senaryoları kafanızda oluşturun, cümlelerinizi yazın, yüksek sesle okuyarak prova yapın, hatta ayna karşısında da prova yaparak kendinizi müşteri gözüyle değerlendirin. Böylece çeşitli durumlarda müşteriyle ilk karşılaşma anına hazırlıklı olacaksınız.

Yeni Şirketleri Batıran 8 Neden..!

 .
YETERSİZ NAKİT POZİSYONU
Yeni kurduğunuz işinizin 6 aylık giderlerini karşılayacak nakdiniz olsun. Ayıracağınız nakdi hesaplarken, kişisel yaşam giderlerinizi de gözönüne alın.

MÜŞTERİLERİ TANIMAMAK
Yeni kurulan işleri başarısızlığa sürükleyen unsurlardan biri, pazarı, müşteriyi ve müşterinin alışveriş alışkanlıklarını tanımamaktır. Müşterinizi net bir biçimde bir kaç cümleyede tanımlayabilmeniz gerekir. Onlara hangi kanallardan ulaşacaksınız? Ürünlerinize yönelik talep dönemsel mi? Eğer öyleyse, talebin düştüğü dönemlerde ne yapacaksınız? Mevcut müşterilerinizin sadakat oranı ne?… Bütün bu sorulara net yanıtlar vermeniz gerekir.

YANLIŞ FİYATLANDIRMA
Pazardaki en ucuz ürünü üretiyor olabilirsiniz, ya da en kalitelisini… Ama ikisini birden yapmaya çalışmak sizi başarısızlığa sürükleyecektir.

NAKİT AKIŞINI PLANLAMAMAK
İşinizi yeni kurduğunuzda, tedarikçiler ödemelerinizi erken tarihte yapmanızı isteyecektir. Eğer vadeli satış yapıyorsanız, tahsilatla ödeme tarihleri arasındaki farklılık nakit krizi yaşamanıza yol açabilir. Nakit akışınızı mutlaka planlayın.

DEĞİŞİMİN GERİSİNDE KALMAK

Geçmişte size başarıyı getiren ürünlerin gelecekteki başarının da teminatı olduğunu düşünmek aldatıcıdır. Pazardaki talep ve teknoloji değiştiği halde, hala aynı ürünleri üretiyor olabilir misiniz? Yeni fikirlere ve deneylere açık mısınız?

MÜŞTERİ SAYISINI ARTIRMAMAK

Başlangıçta, düzenli bir müşteriye sahip olmak harikadır. Ama müşteri sayınızı artırmadıkça, ona mahkum kalmayı sürdürürsünüz. Tek ama büyük bir müşteriyle çalışmak yerine, çok sayıda küçük müşteriyle iş yapmak daha mantıklıdır. Büyük müşteriyi kaybettiğiniz anda ‘dükkanı’ kapatmak zornuda kalabilirsiniz.

ÖLÇÜSÜZ BÜYÜME

Müşteri sayısının bir anda patlaması ilk başta zarar verici bir olgu gibi görünmez; ama işletme kitapları müşteri sayısının bir anda artması nedeniyle krize sürüklenen şirket örnekleriyle doludur. Müşteri sayısının bir anda artması, stoklarınızı da buna paralel olarak artırmanızı getirir; bu da ödemelerinizin hızla artması ve nakdinizin azalması demektir. Bu, özellikle kriz dönemlerinde büyük bir sıkıntı yaratabilir.

BÜYÜMEYE YANIT VEREMEYEN YÖNETİM

Başarılı şirketlerin karşılaştığı en önemli sorunlardan biri, yönetim kadrolarının yeteneklerinin, büyüme sürecinin gereksinimlerine yanıt verememesidir. Büyüme, şirketiniz için değişim zamanının geldiğinin habercisidir. Gereksinim duyduğunuz özelliklere sahip yeni yöneticilerle çalışarak, pazar koşullarının şirketinizden taleplerine yanıt verin.

10 Başarılı Kadın, 10 Soru, 10 Cevap..

 .

Her biri kendi alanında başarısını ispatlamış, kariyer sahibi 10 kadın çocuk ve kariyer, kıyafet seçimi, ekip ruhu, iş hayatında yükselmenin yolları, pozitif enerji, yöneticilik kuralları ve kadın olmanın avantajları gibi konularda  önemli ipuçları verdi:




Nasıl yönetici olunur?

BAHAR AYSAN (B&T Plus Satış ve Marka Yönetmeni) Yöneticiliğin ilk kuralı, çalışanların sizinle aynı bakış açısıyla hareket etmelerini, işlerini sahiplenmelerini ve motivasyonlarını sağlamaktır. İkinci kural, yaptığınız işi gerçekten severek yapmanızdır. Doğru hedefler konulduktan sonra, zamanını iyi değerlendirenler, doğru düşünüp hızlı karar verenler ve istekli olanlar mutlaka başarıya ulaşır. Aslında ben yöneticiliği otomobil kullanmaya benzetiyorum. Trafikte kararsız davranırsanız, biri hemen önünüze geçer. Üstelik, kararsızlık sizi tereddüte düşüren hesaplardan daha pahalıya mal olur.

Hem çocuk, hem de kariyer nasıl yapılır?

LEYLA ALATON (Alarko Holding Yönetim Kurulu Üyesi) Geç evlenip geç anne olduğum için kendimi hem aile hayatı, hem de kariyer açısından çok şanslı addediyorum. Mesleğimde basamakları çıkmaya başladığımda beni aşağı çeken bir ev ve çoçuk sorumluluğu olsaydı bulunduğum yere gelemezdim. Gerçi bu işler plansız programsız oluyor.

Ancak ben evlenmek istediğim adama 38 yaşımda, kariyerimi oturtup çocuğa hazır olduğum dönemde rastladığım için şanslıyım. İş yerindeki başarılara doydum artık, o yüzden de şimdi önceliklerimi daha iyi sahiplenebiliyorum. Bu her insanın hayatında böyle olmayabilir. 23 yaşında da hayatınızın erkeğine rastladığınızı düşünebilirsiniz. Bu durumda ya kariyerinize ya da ailenize öncelik vermeniz gerekir.

Çünkü kariyer ve çocuk gibi iki önemli sorumluluk çok zor bir arada yürüyor. İkinsinden birini seçin demiyorum, Allah dengeyi bulmanıza yardımcı olsun diyorum. Bansettiğim dengeyi kurmak için her kadın ayrı bir formül uyguluyor. Kimi çocuğunu iş yerine götürüyor, kimiyse annesine bırakıyor. Dünyada ne kadar çalışan kadın varsa, bir o kadar da çocuk bakım formülü var ve herkesin formülü de kendine özel. Zaten kadın kariyerinde vazgeçilmez bir noktaya gelindiğinde onu çocuk doğurmak bile engelleyemiyor. Bu tamamen kadından kadına değişebilen, özel bir karar.

Kadın olmak nasıl avantaja dönüştürülür?

RANA KARLIDAĞ (Merkez Dergi Grubu Reklam Genel Müdürü) Kadınların önsezilerinin her alanda daha kuvvetli olduğuna inanıyorum. Bu da iş yaşamında büyük bir avantaj. Türkiye gibi sık sık riskli kararların alındığı bir ülkede önseziler çok önemli.


İyi bir ekip nasıl oluşturulur?

FERYAL MENEMENLI (Doğa Bitkisel Ürünler Yön. Kur. Başkanı) İyi bir ekip, her oyuncunun sahanın farklı bölgelerindeki diğer oyunculara doğru hamleler yaptığı, ortak bir hedefe odaklanmış, kararlı, enerjik ve oyunu ahenk içinde sürdürebilen insanlar topluluğudur. Vizyon sahibi bir lider ve doğru iletişimle, bu ekibi elde etmek için gerekenlerin yüzde 50”sini sağlarsınız. Şeffaf, tutarlı ve sevecen bir yönetim tarzını benimseyerek onlara yaklaştığınız sürece, sürekli bakım gerektiren bu dinamik ruh halini ayakta tutmak kolaylaşır.


İş hayatıyla özel hayat nasıl dengelenir?

ZEYNEP ÖZÇOBAN (Park Bravo Yön. Kur. Üyesi) Bizim sektörde işle özel hayatı dengelemek zor. Çünkü ikisi iç içe girmiş durumda. Akşamları doğruca eve, çocuklara koşuyorum. Evde ister istemez işi bir kenara bırakıyorum. Ofise gelince tam tersi oluyor, bu kez de çalışmaktan evi aramayı unutuyorum. Bulunduğum ortama iyice konsantre oluyorum.

İş dünyasında nasıl dikkat çekilir?

FEM GÜÇLÜTÜRK (Bernaylafem Halkla İlişkiler Kurucu Üyesi) Kişinin giyiminden tutun da, duruşu, temsil ettiği grup, hayat tarzı, sesi ve konuşma şekli dahi bir farklılıktır. Sahip olduğunuz bu duruşu işlerinize ve ürettiklerinize yansıtırsanız, uyumlu bir farklılık yaratırsınız. Mesele göze batmak değil çarpmaksa, aynı sonuca değişik yollardan ulaşmaya bakmak gerekir. Rengi, dokusu, mesajı kalıplaşmış, ezberlenmiş temalar içermeyen, biraz yaratıcılık, biraz da empati içeren çalışmalar kendini gösterecektir.

Güne nasıl enerjik başlanır?

ASLI EKŞİOĞLU (The Partners Pazarlama ve Iletişim Danışmanı) Evimde ailemle günlük sohbetler yapmak, ertesi güne enerjik ve pozitif başlamamda en büyük etken. Yaşamın ne kadar kısa ve değerli olduğunu bu minik ama yoğun paylaşımlarda tekrar tekrar hatırlatıyorum kendime. Her sabah o günkü hedeflerimi belirler, her akşam muhasebesini yaparım. Haftada 2-3 kez yatmadan önce reiki yaparım. Reiki, beni çok rahatlatıyor.

İş kıyafeti nasıl seçilir?

ÖZLEM GÜSAR (Özgü İletişim Kurucu Üyesi) Bence her kadının, özellikle de çalışan kadınların kendilerini ifade eden kıyafetleri tercih etmeleri gerekiyor. Bir kıyafet ne kadar şık olursa olsun, aynaya baktığımda içinde kendimi göremiyorsam asla o kıyafeti giymem. Modayı bire bir takip etmem, sadece o sezonun etkilerini taşıyan parçaları kendi tarzıma uyarlamaya çalışırım. Ama her kadın gibi, benim de ayakkabı-çanta takıntım vardır. Özenle seçildiklerinde, gerçekten de tüm görüntünüzü bir anda değiştirebiliyorlar. Aksesuvarlara gelince, işim gereği her an mücevher dünyasının içindeyim, dolayısıyla her zaman en iyilerini takmaya alışığım. Yine de, genellikle aynı anda birden fazla mücevher kullanmıyorum. İş kıyafetinde sadelikten yanayım, diyebiliriz.

Gündüz kıyafeti nasıl geceye uyarlanır?

SEDEF ORMAN (Derimod Yön. Kur. Başkan Yard.) Bir davete katılmam gerekiyorsa ve eve gidip hazırlanacak vaktim yoksa, ofise davetin içeriğine uygun yedek bir kıyafet götürürüm. Böyle bir fırsatım yoksa, en büyük kurtarıcım siyah takım elbisedir. Kıyafetimle uyum içinde kullanacağım bir broş ya da fularla farklılaşma yoluna giderim. Zaten dolabımda her zaman acil ve özel davetler için ayakkabı ve çanta bulunur. Makyaj malzemeleriyle son rötuşları yaparak yola çıkarım.

İş hayatında nasıl yükselinir?

SİBEL KUTMAN (Doluca Şarapçılık Pazarlama Müdürü) 1. Öncelikle daima olduğunuz gibi görünün. 2. Kendinize güvenin, hata yapmaktan korkmayın. 3. İnandığınız ve savunabileceğiniz konularda yılmayın. 4. Öğrenecek çok şeyiniz olduğunu kabul edin, karşı karşıya kaldığınız her sorunu bir eğitim fırsatı olarak görün. 5. Sürekli gözlem yapın; sektörü, firmayı, rakiplerinizi, çalışma ortamınızı ve kendinizi gözlemleyin. 6. Hayattan keyif almayı asla ihmal etmeyin.

kaynak: Bazaar

İş Görüşmelerinde Sık Karşılaşılan Sorular…

.

Kariyerine yeni başlayan, iş değiştirenleri bekleyen zor sınavlardan biri de mülakatlar. Eğitim, deneyim gibi oradaki soruların yanıtlarla değer kazanır. Bazı yöneticiler tuzak, bazıları ise klasik soruları tercih eder. Ancak hangi sorunun, ne amaçla kullanıldığını bilenlerin şansı artar.
Aklınıza bir sürü soru üşüşüyor. Onların soruları, kendi sorularınız… Kendinizi bir deneme tahtası gibi hissediyorsunuz. Oysa, iş yaşamının çetin yollarında, belli noktalarda birçok kimse benzer duyguları yaşar. İş görüşmeleri, kariyer basamaklarında yükselirken önünüze çıkan engellerden sadece birisi. Ya da bir sıçrama tahtası… İşte, bu görüşmeleri bir engel olarak görmeyip fırsata dönüştürenler, bir üst basamağa sıçrarken, diğerleri yerlerinde kalmaya devam ediyorlar. 
İşte bir demet soru ve dikkat etmeniz gerekenler:
1. Daha önceki iş yerinizde neden başarılı olduğunuzu düşünüyorsunuz?
Size geçmiş işlerinizdeki ya da mevcut işinizdeki başarınızın nedenlerini sorabilirler. Sizi farklı kılan özelliklerinizi söylemek durumundasınız. Yani başarı rekorundan çok, hangi davranış modellerinizin ya da tutumunuzun sizi başarıya götürdüğünü anlatmalısınız.
Örneğin organizasyondaki iletişim eksikliğini nasıl hissettiğinizi ve takım çalışmasına yönelik olarak yaptıklarınızı anlatabilirsiniz. Tabii bunu somut örneklerle de desteklemek zorundasınız. Ya da organizasyona getirdiğiniz yenilikleri, bir örnek vererek anlatabilirsiniz. Bir satış teşkilatının yeni bir sisteme geçirilmesi gibi… 
2. Niçin burada çalışmak istiyorsunuz?   
İş görüşmelerindeki en kritik sorulardan biridir. Çok basit bir soru gibi gözükmekle beraber mülakatçı bu soruyla zayıf noktalarınızı kolaylıkla yakalayabilir.
Örneğin parayı temel motif olarak almanız bir handikaptır. İleri süreceğiniz argümanlar, kendi kariyer çizginiz ve pozisyonun size sunabilecekleriyle tutarlılık içinde olmalı. Ayrıca bu soruyla pozisyona başvuranın istekliliği de ölçülür ki, bütün firmalar istekli ve motivasyonu yüksek insanlarla çalışmak isterler. Burada başvurduğunuz firmanın profesyonelliğine, verdiği ürünün veya hizmetin üstünlüğüne yönelik getireceğiniz bir kompliman, sizin yararınıza olacaktır. 
3.Hangi tecrübelerinizin bu iş için uygun olabileceğini düşünüyorsunuz?
Son derece pratik bir soru. Daha önceki deneyimlerinizde kazandığınız belirgin özelliklerinizin onlar için nasıl bir fayda sağlayabileceğini anlatın. Örneğin bir satışçı için, ilgili sektörde sahip olduğu müşteri portföyü, bire bir transfer edilebilecek bir artı değerdir. Ya da firmanın kullandığı teknolojiye yakınlığınızı gösteren çalışmalarınız, sizin için pozitif bir puan olacaktır.
Tabii bu ve benzeri sorulara uygun yanıtları verebilmek için görüşmeye gitmeden önce başvurduğunuz pozisyonun gerekliliklerini çok net olarak tanımlamanızda yarar var. Dolayısıyla verecek olduğunuz yanıtlar mülakatçıda, “bu bizim aradığımız aday“ hissini uyandırabilmelidir. Örneğin bir pozisyon için uyumlu ve ekip çalışmasına yatkın bir aday izlenimi bırakmak daha doğru olabilir ama bir başka pozisyon için agresif ve hırslı bir yapıda olabileceğinizi ortaya koymak, sizin avantajınıza olacaktır.
4. Son işinizde en çok sevdiğiniz ve hoşlanmadığınız unsurlar nelerdi? 
Yine tuzaklarla dolu bir soru… Özellikle hoşlanmadıklarınızı söylerken çok dikkatli olmanız lazım. Mülakatçıd, “Bizim önereceğimiz işte de benzer uyumsuzluklar gösterebilir mi?“ acaba kuşkusunu yaratabilirsiniz.
Örneğin hizmet sektöründe bir iş için başvurduğunuzu düşünelim. Müşterilerin sizde yarattığı stresle ilgili bir örnek getirdiğinizde, daha bu aşamada karşınızdaki insanda güvensizlik oluşturursunuz. O nedenle böyle bir soru gelirse, dikkatli yanıtlamakta yarar var.
5. Bundan beş yıl sonra nerede olmak isterdiniz? 
Hiç duraksamayın ve istekliliğinizi gösteren bir kariyer planlaması çizin. Amacınızı açık olarak söyleyin. Hangi kademlerden geçip, hangi pozisyona ulaşmak istediğinizi, iş yaşamından neler beklediğinizi belirtin. Gerekirse genel müdür olacağım demekten kaçınmayın. 
6. Şu ana kadar en başarılı olduğunuz alanlar nelerdir?
 
Bu soru genellikle kendinize olan güveninizi ölçmek amacıyla yöneltilir. Hem iş yaşamınızdan hem de özel yaşamınızdan yanıtlar vermenizde fayda var. Yine hiç duraksamayın ve onlara kendinize olan inancınızı hissettirin. 
7. Siz bizim şirketimize ne katabilirsiniz? 
Pozisyona özel yanıtlar vermeniz gerekli. Yani şirketin ihtiyaç duyduğu şeyleri söylemelisiniz. 
8. Bize başkalarının katabileceğinden daha farklı ne sunabilirsiniz? 
Bir önceki sorunun uzantısı. Gerçekten farklılığınızı izah etmek zorundasınız. Çok net bir şekilde katkınız olabilecek alanların altını çizin. İş için gerekli genel niteliklerinizin ve deneyiminizin yanı sıra, başkalarından daha farklı olduğunuzu düşündüğünüz yönlerinizi vurgulayın. 
9. Bugüne kadar iş yaşamınızda karşılaştığınız bir zorluğu ve bununla nasıl başa çıktığınızı anlatır mısınız?
 
Her şeyden önce neyi zorluk ya da problem olarak tanımladığınızı ölçerler. Bu da sizin gücünüzün ya da zayıflığınızın bir göstergesi olabilir. Gerçekten çözüm getirdiğiniz bir problemi bulup, onu nasıl çözümlediğinizi anlatın. Eğer böyle bir durumla karşılaşmadıysanız, bu soruyu geçiştirin… 
10. Eski yöneticiniz hakkında ne düşünüyorsunuz? 
Kesinlikle duygusallığa kapılmayın. Mümkün olduğunca eleştiri yapmaktan kaçının. Eğer çok gerekliyse, tamamen işi baz olan profesyonel bir değerlendirme yapın. Kişisel değerlendirmelere girmeyin. 
11. Yalnız mı çalışmayı tercih edersiniz, grup halinde mi?
Yine pozisyona göre yanıt vermeniz gereken bir soru. “Kendi kendime çalışırken hayli başarılı olduğumu düşünüyorum ama yine de ekip çalışmasını tercih ederim“ güzel bir yanıt olabilir. 
12. Sizin referans kontrolünüzü yapabilir miyiz ve referans verdiğiniz kişilerin sizin hakkınızda ne söyleyeceğini düşünüyorsunuz? 
Yine çok dikkatli olunması gereken bir soru. Aynı zamanda kendinize olan güveninizi test ederler. Buna yanıt verirken şu unutulmamalıdır ki, referans kontrolünde ağırlıklı olarak baz alınan değerlendirme, eski yöneticilerinizin sizin hakkınızdaki yorumlarıdır. 
13. Sizin bir sorunuz var mı? 
Ve nihayet son soru… Birçok görüşme bununla bitirilir. Soracağınız soruların niteliği aslında sizin seviyenizi ve kendinize olan güveninizi gösterir. Ancak sizin soru sorma özgürlüğünüz başvuracağınız pozisyona bağlıdır. Örneğin üst düzey bir pozisyon için başvuran bir yönetici, başvurduğu pozisyonun ve firmanın mevcut durumunu çok daha rahat sorgulayabilir. Ama genel olarak sorulması gereken sorular şunlardır: İş tanımınız ve sorumluluklarınız nelerdir? Kime rapor edeceksiniz ve kimler size bağlı olarak çalışacaktır? Firmanın ve pozisyonun size getirebileceği kariyer imkanları nelerdir? Firmanın sektördeki yeri nedir? Eleman sirkülasyonu nedir? Firmanın son beş yıl içinde gösterdiği gelişim çizgisi nedir?

Evden Çalışmanın Zorlukları…

 .
Çoğu zaman insanlar evlerinde bir ofis kurarak “evden çalışanlar”ın arasına katılmak ister. Çünkü evden çalışmak, stressiz bir iş yaşamı ve rahatlık demektir. İstediğiniz şekilde giyinebilme, çalışma saatlerini kendinizin belirleyebilme, kararlar alıp çabuk uygulayabilme özgürlüğü, evden çalışmak için gayet çekici sebeplerdir.
Fakat “evden çalışma”nın da kendine has zorlukları vardır. işte bu sorunlardan bazıları ve çözüm önerileri:

Evden çalışırken sadece sizin işinize konsantre olmanız yeterli değildir. Tüm ev halkının buna hazır olması gerekir. Çalışırken, ailenizin tüp bitti, çöpü döker misin veya diğer ev işleri gibi isteklerle gelmesi sizi oldukça zorlayabilir ve bezdirebilir. Hayır ben buna izin vermem demeyin, çünkü talepler en sevdiğiniz insanlardan gelecek. Bu yüzden evden çalışmak daha komplike bir durumdur. Bu durumu aşabilmek için evdeyken birbirinize orada yokmuşsunuz gibi davranın ve mümkün olduğunca iletişim kurmayın.
Evden çalışırken kullandığınız ofis sizin yaşam alanınız içinde olduğu için bu sizde verimsizlik yaratabilir. Çalışma saatlari dışında da ofisinizde zaman geçiriyor veya ofisinizi görebiliyorsanız bu sizde belli bir süre sonra iş ve çalışma saatlerinin karışmasına, gözünüzün aynı ortamlara alışması nedeniyle motivasyon kaybına sebep olacaktır. Bu nedenle iş saatleri dışında ofisinizde zaman geçirmeyin. Eğer ofisinizin kapısı açıksa ve her seferinde ofisinizi görebiliyorsanız kapıyı kapatın ve kendinizi çalışma saatleri dışında ofisinizden soyutlayın.
Evden çalışmak bazen iş görüşmelerinizde sorun yaratabilir. Bu sorunlar müşteriniz tarafından ciddiye alınmamak veya müşterinizin işinizde amatör olduğunuzu düşünmesi gibi sorunlar olabilir. Eğer evden çalışarak para kazandığınız işte müşterilerinizle çalışma ortamınızda görüşmeniz gerekiyorsa, ofisiniz ayrı bir girişe sahip olsun. Eğer böyle bir imkanınız yoksa ofisiniz, evinizin girişine en yakın yerde veya odada olmalı. Böylece daha profesyonel bir iş ortamı ve iş görüşmesi sağlayabilirsiniz. Tüm bunlar sizin için içinden çıkılmaz bir soruna dönüşüyor veya verimliliğinizi ve motivasyonunuzu kaybetmenize yol açıyorsa iş görüşmelerinizi müşterinizle mütabık kaldığınız kaliteli bir kafede yapabilirsiniz. Bu durum sizin için evde görüşme haricinde en iyi seçenek olacaktır.

kaynak:girisimciyim.org

Tag Cloud