Just another WordPress.com site

Archive for the ‘İpucu’ Category

"Hitabet Sanatı" Hakkında Mühim İpuçları…

Öyle insanlar vardır ki, konuşmaları çok etkilidir. Bulundukları her ortamda, kısa bir sürede insanları etraflarında halka yapmayı başarırlar ve çevreleri üzerinde kıskanılacak etkileri vardır.

İş görüşmelerinde iş veren personelini işe almadan evvel mülakattan geçirir.Burada amaç, sınırlı sürede karşıdakini azami ölçüde tanımaya çalışmaktır.Bu görüşmelerin sonunda bazen bakarsınız ki, sizden çok daha az özelliklere sahip birisine, o çok istediğiniz işi kaptırıvermişsiniz.
“Bu işin sırrı nedir?”diyecek olursanız,cevap son derece açık: Güzel Konuşmayı becerebilmek…
Çünkü konuşmak yalnızca düz bir iletişim aracı değildir. Kişinin bütün duyguları yanı sıra bütün düşüncelerini de çevresine ulaştırabildiği en etkili yoldur.

Altta “Hitabet Sanatı”nın püf noktalarını belirttik.
Yararlanıp, dinleyicilerinizde hayranlık uyandıracağınız konuşmalar yapmanız dileği ile..
…………………………………………………………………………………………………………………
* Giriş ve bitiriş cümleleri hayati önem arzeder, dikkat!
* Ağzınızdan çıkan her cümle muhataplarınızı yakından ilgilendirsin, onların ihtiyaçlarına yönelik bilgiler ihtiva etsin.
* Gereksiz ayrıntılarla muhataplarınızı sıkıntıdan patlatmayın, beş dakikada bir ilginç ayrıntılara yer verin.
* Muhataplarınızın yüzüne, hatta gözlerinin içine bakın; asla mırıldanarak konuşmayın.
* Üç cümlenizden birisi soru cümlesi olsun, soru cümleleri muhatapları uyanık tutar, kendine getirir, konsantre eder.
* Ne konuştuğunuz değil, nasıl konuştuğunuz önemlidir.
* Enteresan olaylara, merak uyandırıcı hatıralara yer verin.
* Hiç bir şey bilmeseniz bile samimi konuşun, hayatınızın en etkili hitabetini yapmış olursunuz.
* Dinleyicilerinizi usulüyle övün, etkileyiciliğiniz % 50 artar.
* Asla ezberlenmiş bir konuşmayı, mekanik şekilde sunmak, tarzındaki bir konuşmayı denemeyin.
* Anlatacağınız konu hakkında heyecanlı, arzulu ve şevkli olun.
* Konuşmanızı dinleyicilerle paylaşın.
* Kendinizi dinleyicilerle özdeşleştirin.
* Kendinizden örnekler verin, samimi itiraflarda bulunun ama şahsi reklama girmeyin.
* Göze ve kulağa beraber hitap edin, bunun için teknolojiden faydalanın.
* Dinleyicilerinize sevgi ve saygı gösterin, bunu her birine hissettirin.
* Örnekleriniz bol olsun.
* Sözlerinizin yankısını muhataplarınızın beyninde yüreğinde duyun.
* Beden dilinizi ustalıkla ve bilinçli olarak kullanın.
* Asla yıkıcı, olumsuz, ümitsiz ifadeler kullanmayın.
* Ses tonunuz bazen hiptonik, bazen vurucu olsun.
* Hazırlıksız konuşmamaya çalışın.
* Dinleyicileriniz sanki ayağa kalkıp size cevap vereceklermiş gibi konuşun.
* Konuyla ilgili güldüren ama düşündüren esprileriniz mutlaka bulunsun.
* Konuya farklı ve ilginç açılardan bakın.
* Somurtarak konuşmayın; tebessümünüz bol olsun.
* Sorular çoksa, başarılı bir hatipsiniz demektir.
* Arada bir siz susun, sessizliğiniz konuşsun. Sukutunuzla da konuşmayı bilin.
* 20 dakikalık konuşma da şok edici en az iki bilgi bulunmalıdır.
* Dinleyicileri şu andan alın, 25 yıl ötesine götürün; gerekli motivasyonu sağladıktan sonra tekrar bu güne getirin.
* ”Bu konuşmanın belki de en can alıcı cümlesine geldi sıra…” tarzında ifade(leri)niz mutlaka bulunsun ve o cümle hakikaten can alıcı olsun.
* Her müthiş tesbitten sonra siz, dinleyicilerden beş kat daha fazla dehşete düşün, bunu herkese hissettirin.
* Dinleyicilerden birkaçını seçin, onlarla kısa süreli birebir diyalog kurun.
* Konuyla ilgili bazı önemli kavramları veya şekilleri yazdığınız kağıdı dinleyicilere gösterin, okutun.
* Bazı sürprizler yapın; böylelikle konuşmanızın etkisini %30 artırabilirsiniz.
* Anlattıklarınızın nasıl pratik hayata geçirileceğine dair yollar gösterin.

E-posta Yazımında Dikkat Etmeniz Gereken En Temel Kurallar…

 .



E-posta artık hem iş hayatımızın hem de günlük yaşamımızın vazgeçilmez iletişim araçlarından biri oldu.
E-posta eğer düzgün yazılmamışsa okuması başlı başına bir eziyet haline gelebiliyor.
Gelin okuyanlara bu eziyeti çektirmeyelim ve e-posta yazarken dikkat etmemiz gereken temel kuralları hatırlayalım:

70 KARAKTER KURALI
E-posta oluştururken okuma kolaylığı sağlamak ve aynı zamanda e-posta’nın gönderim esnasında bozulmasını önlemek amacıyla, paragraflar arasına boşluk koymanız gerekir.

Uzun paragrafları da kendi içinde bölmelisiniz. Uzmanlar, yaklaşık 70 karakterde bir, cümle dizilerinin birbirinden ayırılmasını öneriyorlar. Yazdığınız e-posta’nın karakter uzunluğunu, bir Word dökümanına yapıştırarak ölçebilirsiniz. (Bunun için, e-posta mesajınızı Word dökümanına yapıştırdıktan sonra, önce ‘Dosya’ menüsünü, sonra ‘Özellikleri’, oradan da ‘İstatistikler’i tıklamanız gerekir.)

E-posta yazımında dikkat etmeniz gereken diğer kurallara gelince:

UZUNLUĞU NE OLMALI?

E-postalarınızı, okurun sağ çubuğu kullanmaksızın okumasını sağlayacak ölçüde kısa tutun.

NE ZAMAN YANIT VERMELİ?

Gönderilen e-posta’ları aynı gün içinde yanıtlamak en doğrusu. Yanıt yazmaya engel geçerli bir mazeretimiz varsa cevaplama süresini 1 günden fazla tutmamak lazım.

GRAMER KURALLARI

Diğer yazışmalarınızda yaptığınız gibi, e-posta mesajlarınızda da mutlaka noktalama işaretlerini kullanın ve büyük harf-küçük harf kuralına dikkat edin.

HTML Mİ, METİN Mİ?
E-posta bazıları HTML formatında yazılan e-posta’ları okuyamaz; her zaman text (Metin) bazlı e-posta mesajları yollayın.

MESAJA GİRİŞ
Bir konu üzerinde birden çok mesajın gidip geldiği durumlarda, her e-posta’ya bir selamlama cümlesiyle başlamanız gerekmez. Gündelik hayatımızda, her konuşmaya başlarken ‘Merhaba’ demediğimiz gibi…

KONU
E-posta mesajınızın ‘Konu’ kısmına, mesajın içeriğini anlatacak bir ifade yazmaya özen gösterin.

HARF BÜYÜKLÜĞÜ 
E-posta yazarken caps lock (büyük harf) tuşumuzun açık(!) kalmadığına dikkat ediyoruz.
Büyük harfle yazılmış bir e-postayı okumak oldukça zor. Ayrıca sanal alemde büyük harf yazmak bildiğiniz gibi bağırmak anlamına geliyor..!
 




Telefonda Etkili Görüşme Teknikleri

 .
Telefon görüşmesi, etkin bir şekilde kullanıldığında, en önemli pazarlama araçlarından biridir. Zaman içinde siz de, kendi telefon görüşmesi stilinizi yaratacaksınız, ama bütün girişimcilerin ve pazarlamacıların, etkin bir telefon görüşmesi sağlamak için dikkat etmesi gereken kurallar var.

1.Telefonda konuşurken gülümseyin, müşterileriniz gülümüseminizi farkedecektir.

2.Telefonu nazik bir biçimde yanıtlayın ve konuşma süresince nezekati elden bırakmayın.

3.Telefonu hiçbir zaman ağzınızda yemek varken yanıtlamayın. Ağız şapırtısı, telefon hatları üzerinden karşı tarafa büyüyerek yansıyacaktır.

4.Bütün aramalara en geç 48 saat içinde yanıt verin.

5.Önemli bir telefon görüşmesi gerçekleştirmeden önce, söyleyeceklerinizi kafanızdan geçirin. Önemli sözcükleri, kendinizi rahat hissedene kadar yüksek sesle tekrar edin.

6.Telefonda konuşurken yazılı metinden okumayın. Karmaşık bir konuyu anlatmak durumundaysanız, anlatacağınız bölümleri size hatırlatacak kelimelerden ya da başlıklardan oluşan kartlar kullanın.

7.15 dakikadan uzun sürecek telefon görüşmeleri için, daha önceden randevu alın.

8.Telefon görüşmesi esnasında, bilgisayar klavyesinin tuşlarına dokunmak, gazete sayfalarını karıştırmak gibi davranışlardan kaçının; görüştüğünüz kişi, konuya ilginizi kaybettiğinizi düşünecektir.

9.Hattın öbür ucundaki kişinin ne söylediğine dikkat edin ve ona yanıt verin. Ne söyleyeceğinize değil de, telefonda görüştüğünüz kişinin söylediklerine konsantre olursanız, görüşme, yüzyüze yapılan bir iş görüşmesine daha çok benzeyecektir.

Girişimci İçin Başarının 9 Temel Kuralı…

.

1.Başarıyı çok çalışmak değil, etkili çalışmak getirir. Ne kadar ürettiğiniz değil; neyi, hangi kalitede ürettiğiniz önemlidir.

2.Sert bir rekabetin yaşanmadığı ‘niş’ bir alan bulun; o alanda uzmanlaşın ve piyasaya o alanda o güne kadar üretilmiş en iyi ürünleri sunun.

3.Markanızı kalite ve değer sunma ilkeleri ışığında oluşturun. Müşteri nezdinde bir kere olumsuz bir imaj oluşturduktan sonra, düzeltmek çok zordur. Kaliteden asla taviz vermeyin.

4.Her zaman daha iyisini yapmak mümkündür. Ürünlerinizin kalitesini sürekli geliştirin.

5.Yaratıcı olun. Faaliyet gösterdiğiniz alana ilişkin yeni teknolojileri takip edin ve uygulayın.

6.Müşterileri dinleyin ve ihtiyaçlarına yanıt verin. Başarı, müşterilere istediklerini vermenizle birlikte gelir. Müşterileri sık sık ziyaret edin ve sunduğunuz ürünün kalitesini artırmak için ne yapmanız gerektiğini sorun. Ürün değil, çözüm satın.

7.Başarıyı planlayın. Hedefleriniz ve o hedeflere sizi götürecek bir planınız olsun. Günlük işlerin koşuşturmacası içinde kaybolmamak için uzun vadeli hedefler belirleyin. Şirketinizin 1 yıl, 3 yıl ve 5 yıl sonra nerede olması gerektiğini düşünün ve bu hedeflere sizi ulaştıracak yol haritasını çizin.

8.Pazarda değişim kaçınılmazdır; değişim dönemlerini avantaja dönüştürün. Değişimin takipçisi değil, lideri olun.

9.Her zaman vaadlerde bulunun ve vaad ettiğinizden de fazlasını verin. Müşterileriniz, beklediklerinden de fazlasını almış olmalarını unutmayacak ve gelecekte sizi ödüllendirecektir.

Yeni Girişimciler İçin Yol Haritası… (Güçlü bir başlangıç için 10 altın kural)

.

İyi düşünülerek ve geçmiş tecrübelerden yararlanılarak başlanacak bir işin, başarı şansının büyük olacağı bilinmelidir. Her girişimci adayının kontrol listesinde yer alması gereken bu 10 altın kural girişimci adayları tarafından göz ardı edilmemesi gereken, tecrübeler ışığında ortaya çıkmış birikimlerdir.

1-SATMAK İSTEDİĞİN ŞEYİ DEĞİL, İNSANLARIN TALEP ETTİKLERİ MALI YA DA HİZMETİ SUNMALI

Girişimciler, ürettikleri bir malı ya da hizmeti alıcısı ile buluşturarak iş yapma çabası içersindedirler. Oysa yeni bir ürüne talep yaratmak arz yaratmaktan çok daha zordur. Moda olmuş bir ayakkabı üzerine odaklanmak yerine ayakkabı kategorisi üzerine odaklanmak ve talebi olan bir ayakkabıyı üretmek her zaman daha avantajlıdır. Çünkü bu genel kategoride yer alan bir ayakkabıyı her market her zaman satabilir. Alıcıların talepleri doğrultusun da ürün çeşitlemesi yapmak, gelen talebe göre ürün sunmak her zaman yeni bir ürüne pazar bulmaktan çok daha akıllıcadır.

2-HIZLI NAKİT AKIŞI SAĞLANMALI

Nakit akışı bir işletme için can damarıdır. İşletmenin sağlıklı yürütülebilmesi için girişimci, işin başlangıcından itibaren nakit akışını sağlamak durumundadır. Alınacak depozitolar, peşin satışlar, eğer satılan ürüne uygunsa abonelik sistemi, girişimci için nakit akışı sağlayacak kaynaklar olabilir. İşletmenin nakit giderleri ile nakit satışları arasında büyük farklar olmamasına özen gösterilmelidir. Özellikle işçilik giderleri, bazı sabit girdiler gibi ötelenemeyecek gider kalemlerin nakit karşılanması için ne gibi tedbirler alınması gerektiği, bu giderlerin zamanında karşılanması için nereden nakit akışının sağlanabileceği iyi hesap edilmelidir.

3-HER ZAMAN MALİYETİ DÜŞÜK TUTACAK YOLLAR ARANMALI

Nakit geliri nakit giderinden daha fazla olmayan tüm nakit akışları değersiz nakit akışlarıdır ve işletme için ciddi bir sorun kaynağı demektir. Her zaman harcanandan daha çok kazanmak ticaretin olmazsa olmazıdır. Bunu başarabilmek için harcamaları ve maliyetleri düşük tutmak gerekir. Açılacak iş yerimizin dekorasyonunu yaparken ve ofis malzemelerini alırken mümkünse temiz ve kullanılabilecek nitelik de ikinci el malzemeler alarak; yeni malzeme almanın getireceği maliyetlerden kaçınmak gereklidir. Maliyetlerin ve harcamaların azaltılması için her zaman yeni yollar aranmalıdır.

4-PLANLAMA YAPARKEN HARCAMLARI OLDUĞUNDAN FAZLA, GELİRLERİ İSE OLDUĞUNDAN AZ GÖSTERİLMELİ

Önceki deneyimlerden ortaya çıkmıştır ki, tahmini yapılan harcamalar ve gelirler genelde %30 oranında şaşabilmektedir. Harcamaları yüksek tutarak gelirleri daha az hesap etmek ve rakamlara bu şekilde yansıtmak girişimci için erken uyarı manasına gelmektedir. Elbette ki bu harcama rakamlarını çok ve gelir rakamlarını az göstererek ortaya çıkan tabloyu kabul etmiş olmamaktayız amacımız çürük tahtaya basmamak adına bir ön tedbir almaktır.

5-SATIŞ VE PAZARLAMA ÜZERİNE ODAKLANILMALI

İş hayatında satış yapılmadan hiçbir şey gerçekleşmez. Kar edilebilmesi için satış gerçekleşmesi ekonominin olmazsa olmazlarındandır. Satış yapabilmek ve bu satışı sürekli kılacak şekilde sistem kurmak işletmenin sürdürülebilirliği için esastır. Birçok girişimci piyasaya marka bir ürünle girmek ister, bu genel yapılan bir yanlıştır. Piyasaya yeni girmek için markalaşmaya çalışarak para harcamak yerine; bu parayı müşteri kazanmak için harcamak daha akıllıca olacaktır. Marka olarak piyasaya girmek ve yerleşmek uzun yıllar alan masraflı ve zahmetli bir iştir ve girişimcinin önceliklerinde arasında yer alması iyi bir başlama noktası değildir.

6-KĂRI KATLAYARAK ARTIRMA YOLLARI BULMAYA ÇALIŞMALI

Harcamaları sabit tutmak şartı ile kârı artırmanın 5 ana yolu vardır. Mümkün olduğunca büyük hedef kitleye ulaşmak, hedef kitleyi mümkün olduğunca çok müşteriye dönüştürmek, müşterilerin daha fazla satın almasını sağlamak, ortalama satış fiyatını artırmak ve kâr marjını yükseltmek olarak sıralanabilir.

7-HERŞEYİ ÖLÇEBİLMELİ

İşletmemize müşteri olarak dönmeyecek bir harcama yapmamak için yaptığımız ve yapacağımız işlerin ölçülebilir olması gerekir. Nasıl ki bir doktor hastaya uygun testleri yapmadan sorunun ne olduğunu anlamaz yada hangi ilaçların hangi hastada ne ne tür tepkiler vereceğine test sonuçlarına bakarak karar verirse aynı şekilde bir girişimcide yaptığı çalışmaları ölçebilmeli ki atılacak adımlarda yanılma payı azalsın.

8-ÇOK ÖGRENME EŞİTTİR ÇOK KAZANÇ

Öğrenme her zaman kazançtan önde gelir. İşinde başarılı olmak isteyen girişimci satış, pazarlama, operasyon vb. konularda gelişime açık ve sürekli bir öğrenme çabası içerisinde olmalıdır. Gelişim ve öğrenme bir girişimcinin önüne çıkan engelleri aşmasında kilit rol oynar ve sizi geleceğe hazırlar. Girişimci için, hayat boyu öğrenme, iş hayatında hep zinde kalmanın değişmez aracıdır.

9-İNDİRİM YAPMA-DEĞER KAT

İndirim yapmak demek kârının bir kısmından vazgeçmek demektir. Her indirim girişimcinin cebinden bir miktar parasının çıkması anlamına gelir. Üründe yada serviste yapılacak yenilikler yada sunuş değişiklikleri ürünü bir öncesine göre farklı kılar. Yapılan, maliyeti az küçük değişikliklerle ürünümüze artı değer katabilir ve indirimle yapacağımız satışı, ürüne değer katarak daha az bir maliyetle yapabiliriz.

10-KENDİNE BİR KOÇ (DANIŞMAN) EDİNMELİ

Girişimcinin, kendisine planlamada ve yönetimde yol gösterecek, objektif bir gözle kendisine yardımcı olacak bir rehbere ve danışmana ihtiyacı vardır. Kendimizin dışındaki bir gözün bizi denetlemesi, eksikliklerimizi belirlemede bize her zaman büyük bir avantaj sağlar. İş hayatında doğru stratejilerle silahlanmak, sizi başarıya götürecek yolu kısaltacaktır. Hayat boyu öğrenme iş hayatınızda yapacağınız değişikliklerin ve alacağınız kararların sağlıklı olmasında size yol gösterecek bir mihenk taşıdır ve girişimciyi hedefine en hızlı şekilde ulaştıracak araç; hayat boyu öğrenmedir.

İş Yaşamında “Kaybeden”lerin 40 Özelliği..

 .

Kişilik tiplerimiz, karakterimiz ve davranış modellerimize göre yaşam biçimimiz farklılaşır

Yani her yiğidin bir yoğurt yeme tarzı vardır. Her insanın yaşam algısı farklılık gösterebildiğinden uygulamalar da farklılaşabilir.
Önemli olan eksik yönleri fark ederek sabırla geliştirmeye, iyileştirmeye çalışmaktır.

1- Hedef yok: Ne orta vadede, ne de uzun vadede iş dünyasında ne yapmak istediği ile ilgili net hedefleri bulunmaz. Bir iş bulmuş, çalışmaya başlamış ve maçı idare ederek günü kurtarmaya devam ediyordur. Yıllar sonra, kendisiyle aynı dönemde işe başlayan bazı kişilerin çok daha başarılı olduklarını görünce “eyvah” der. Ne mezun olduğu branş ile ilgili, ne tutkunu olduğu meslek ile ilgili hedefi bulunmaz. Ya da hedefi olsa bile sadece lafta kalır. 

2- Strateji yok: Bu kelime onun için ağır gelir. Her mesai gününün stratejik olarak kendisine ne fayda sağladığını ölçmez. Analitik düşünmek, bazı durumlarda doğal, bazı durumlarda politik davranmak gibi düşünceleri yoktur. “Yaptım, oldu” der. Önünü, arkasını düşünmeden hareket eder. Ve sonuçlarına da katlanır.
3- Tembeldir: Lafa gelince, çok hırsa gerek olmadığını söyler. Mağaza vitrinine bakınca da “ah param olsa” der. Ama para kazanmak, hedeflerini gerçekleştirmek için “doğru ve gerektiği” kadar çalışmaz. Sonra da “olmadı, kahretsin” der. Daha da ümitsizliğe kapılır. Zaman planını tekrar tekrar, saniyelerine kadar gözden geçirmez.
4- Vizyon sıfır: Hedefi olmayınca kendine bir vizyon da çizemez ve vizyoner insanları da örnek almaz. Geleceği görmeye, trendleri anlamaya çalışmaz. Uzun vadeli stratejiler ortaya koymaz. Verdiği her kararın on, yirmi yıl sonrasını nasıl etkileyeceğini düşünmez.
5- Takip yok: Gereksiz bir çok şeyi takip eder de bir türlü kişisel gelişimi ve hedefleri ile ilgili bir takip planı yapmaz. İşten eve, evden işe öylesine gider gelir. Aslında görür ki, ne aile hayatında kişisel marka olabilmiş ne de iş yaşamında.
6- Sahnede değil: Ya iş yerinde masasında, ya da evdeki koltuğunda oturur durur. Selam vermez, gülümsemez, sohbet etmez, yemeğe çıkmaz, arkadaş çevresini genişletmez, sosyal anlamda içine kapanıktır. Sonra da “neden beni keşfetmiyorlar” diye çırpınır durur.
7- Proaktif değil: Elindeki doneleri iyi değerlendirerek, analiz yaparak sonraki aşamalarda karşışına çıkabilecek zorlukları düşünmez. Ve önceden çalışmalar, hazırlıklar yapmaz. Tedbirli olmak onun için korkmaktır. Fazla kontrollü olmanın yaşamını zindana çevireceğini düşünür. Önceden harekete geçmez, olunca telafi etmek için harekete geçer. O da işe yaramaz.
8- Trendleri takip etmez: Yaptığı mesleğin, hedefindeki işin dünyadaki trend yelpazesinde nerede durduğunu araştırmaz. Hangi trendlerin iş dünyasına, paraya ve dolayısıyla da yaşama nasıl yön vereceğini anlamaya çalışmaz. Bir yerde durur, o yerden bakar ve emekli olur, gider.
9- Okumaz, araştırmaz, üretmez: Sadece işini yapar, emir kuludur ya. Farklı, yaratıcı, geliştirici, innovatif fikirleri bulmak için okumaz, araştırmaz, beyin fırtınaları yaparak projeler üretmez. Ne şirketine, ne de kendi yaşamına katma değer sunmaz. “Sallarım başımı, alırım maaşımı” diyerek ortalarda gezinir durur.
10- Bahanelere sığınır: Başarızısızlık,  % 99 sebep sonuç ilişkisine göredir. Kaderde bir musibet, öngörülemeyen bir rahatsızlık v.s. olursa tabiî ki söylecek bir şey olamaz. Ama “en iyi bahane, yine de bahanedir” Çözümleri değil daha çok problemleri, engelleri konuşur. Yeniden, zaman kaybetmeden başlamayı değil hep bitişleri, kayboluşları, ümitsizlikleri konuşur.
11- Fazlasıyla kadercidir: Eşeğini sağlam kazığa bağlamaz ve sonra da “çalındı işte, kader” der. Yaratıcı’nın her kapıyı kendisine sonuna kadar açacağını, ve fırsatları eline vereceğini düşünür. Olan her şey kaderde vardır ama kişisel iradesini ne kadar da kötü ve verimsiz kullandığını düşünmez.
12- Acele oluversin ister: Çok kısa sürede ünlü olmak, zengin olmak ve güçlü olmak ister. Hemen öğrenbileceğini, hemen uygulayabileceğini, hemen bilinç kazanabileceğini düşünür ve aldanır. Başını bir kayaya toslayınca anlar.
13- “Proje” bakış açısı yok: İşlere, problemlere “proje yönetimi” açısından yaklaşmaz. Pratik olacağım, hızlı olacağım diye masabaşı bir toplantı, bir iki not alma ve “tamam, şöyle olur” deyiverir. Sonra hataları düzeltmek için çok çok fazla zaman-adam harcamak zorunda kalır.
14- Analiz sıfır: 1 ay analiz yaparak 1 haftada yazılım yaptırmaz. “1 hafta analiz yeter” der, ama 1 ayda yazılımı bitiremez. Çünkü o kadar eksik kalan, kaçan nokta vardır ki. Bu arada çok yorulur ve motivasyonu düşer, belki de başka önceliklerden dolayı proje rafa kalkar.
15- Şöhret ister: Ünlü, zengin, şöhret olan iş adamlarına, iş kadınlarına özenir. Özenmesi normaldir ama “tavuk olmadan “tar”a ( kümesteki yükselti) çıkmak” isteyince düşüverir. Ve gerçek konumunu anlar.
16- Tevazu yok, burun havalarda: Her şeyi ben bilirim, en iyisini ben uygularım havalarındadır. Ekip yoktur, her şeyi kendisi yapmıştır zaten. Küçük tepeleri bırakın bir toz taneciğini bile kendisinin yaratmadığını kısa bir süre sonra anlatır birileri.
17- Empati mi, oda ne: Her şeye mantıksal yaklaşır. Başkalarının algısı ve düşünce dünyası ile olaylara bakmaz. Herkes, kendisi ile aynı olsun ister. Duygusal zeka onun için aptallık gibi bir şeydir. Karar verir, mümkün ise zorbalıkla uygulatır.
18- Ya fazla mantık, ya fazla his: Ya hep kalbi ile düşünür, ya da hep beyni ile. İkisini birden gerektiği oranda kullanmaz. Verdiği kararlara şu gibi yakıştırmalar yapılır. “Kalpsizin teki” ya da “beyinsiz” gibi. Vicdani duygular da, sistematik çıkarımlar da birlikte kullanılmazsa kötü sonuçlara yol açar.
19- Alıngandır, her şeyi gurur yapar: Her uyarıdan, her tavsiyeden alınır, kendini aşağılanmış hisseder, konuyu “kişisel” algılar. Aslında müdürünün de kendisinin de para için çalıştığını, sonuçta “iş”i konuştuklarını unutur. Sabırla kendisini iyileştirmeye çalışmaz, aksine yönetimi değiştirmeye çalışır.

20- Arkadan konuşur: Dedikodu yapar, herkesi çekiştirir, kötüler. Kimsenin karşısına çıkarak uygun bir dille yanlışını söyleyemez, yönlendirmez. Bilmez ki bu kadar rahat bir insanın arkasından başkalrı da çok rahat konuşur ve kuyusunu kazabilir.
 

21- Dolap çevirmeye bayılır: Türlü türlü dolaplar çevirmeden, ayak oyunları yapmadan kariyer yaşamında yükselemeyeceğini saplantı halinde beynine kazımıştır. Halbuki, sadece işini en doğru şekilde yaparak ve sunarak ve duruşunu bozmayarak başarılı olabileceğini bir türlü fark etmez. Aslında insan zulmeder, kadere hükmetmeye çalışır. Ama asıl adaletli olan kaderdir, insan değil.
22- Hakkı olmayanı kıskanır, mümkün ise çelme takar: Hak etmediğine uzanır, ısrarla almak ister. Hak edenleri de kıskanır, çekemez. Örnek almak, desteklemek yerine çelme takmaya çalışır.
23- Özel yaşam-iş yaşamı birbirine karışır: İşten çıkar evde müdürlük yapmaya devam eder, ya da işe gelir eşiyle kavga ediyor gibi çalışanlarına saldırır. Aslında özel yaşamın çok daha önemli bir “iş” olduğunu unutur. İki kategoriyi de bir bütün olarak görmek gerek ama birbirlerine negatif etkisi çok az düzeyde olmalıdır.
24- Tutkularına sarılmaz: Kendisini mutlu eden, huzur veren tutkularını, hobilerini gerçekleştirmeyi günlük telaşlar içinde unutur. İşine tutku ile bağlı olmayabilir ama yaşama dair tutkularını da kaybederse iş yaşamında da başarısız ve huzursuz olur.
25- Günü kurtarır: Günübirlik yaşar, geleceğe kafa yormaz. O günü tamamlar ve yorganı üzerine çektiği anda her şeyin bittiğini zanneder. Zamandaki “gün” diliminin yine ömrümüzün bir parçası olduğu bilincinde değildir. Sonra da yıllar, ne de çabuk geçti diyerek hayıflanır.
26- Negatif enerji saçar: Sabah gülen bir ifade ile günaydın demek, akşam çıkarken iyi akşamlar demek dahi bu insanlar için zor gelir. Çevresini görmezden gelir. Bilmez ki, doğuştan görmeyen insanların dahi gülen ve somurtan insanı ayırt edebildiğini. Her şeyi olumsuz algılar ve etrafına negatiflik saçar. Ümitsizdir, çözümsüzdür, başlangıçlara değil bitişlere odaklanmıştır. Kimseden de yardım istemez, almaz.
27- “Ekipten” olamaz, ekip yönetemez: Bencildir, tek başına hareket etmek ister. Şirketin, ekibin çıkarını değil de önce kendi çıkarını düşünür. Kendine saygılıdır ama başkaları için hep kaygılıdır.
28- Sosyal değildir: Konuşmak, paylaşmak, birlikte eğlenmek, tanışmak, iletişim kurmak, bağlantıda olmak, sosyal ağını genişletmek için çaba sarfetmez. “Cool” olduğunu düşünür. Halbuki büyük bir yalnızlığa yol alır ama farkında değildir.
29- Sosyal medyada görülmez: İlişkilerimizi, bağlantılarımız kontrol etmek adına büyük faydalar sunan internetteki sosyal networklere yabancıdır. Bu gibi aplikasyonları kullanmayı gereksiz görür. Vefasızlık yapar, unutur ve unutulanlardan olur.
30- Yaşam tarzında standartları yoktur: Oturup kalkmasından, konuşmasına, yeme-içmesine varana kadar belli bir duruş sergilemez. O nedenle, hakkında bir marka algısı oluşmaz.
31- Radikal değişim kararları almaktan korkar: Statükocudur, yeni olanı yıpratırcasınıa sorgular ve uygulamaktan korkar. Değişimin hep negatif etkilerini düşünür ve karşı çıkar. Ve aynı sorunlar tekrar tekrar karşısına çıkar.
32- Delege etmez: Her şeyi kendi yapmak ister. Organizasyon kurmaya önem vermez ve başkalarına güvenmez. Hata yapmalarından korkar. Halbuki en büyük hatayı sorumluluğu paylaştırmayarak kendisi yapmıştır.
33- İnsiyatif almaktan çekinir: Tek başına karar almaktan korkar. Danışmak, tavsiye almak iyidir fakat bu kişi hep destek ister. Önemli kararların altına imzasını atmaktan korkar. Bu da işi iyi bilmediği ve yönetemediği anlamına gelir.
34- Sürekli muhaliftir: Bilip bilmeden, araştırmadan hep karşı çıkar, muhalefet yapar. Yapıcı olmaktan çok yıkıcı ve bezdirici yöntemlere başvurur. Kendi içini kararttığı gibi başkalarına da bu karartıyı bulaştırmaya çalışır.
35- Hep yönetimi suçlar, kendine bakmaz: Değişmesi gereken tek tarafın yalnızca “yönetim” olduğunu düşünür. Kendisini onların yerine koymaz. Suçlar, eleştirinin dozunu kaçırır, iletişimi yanlış yerlere çeker.
36- “Mavi, beyaz, gri” yaka diyerek çalışanları hep kategorilere ayırır: Herkesin aynı gemide olduğunu, herkesin yaptığı işin bir değeri olduğunu unutur ve saygı duymaz. Birileri aşağıdadır, birileri yukarıda. Ona göre davranır ve tabi ki sevilmez.
37- Fırsatları görmez, görse de değerlendiremez: Kabiliyetlerinin farkında dahi değildir. Kendine uygun fırsatları, boşlukları görmez bir türlü. E-postaları iyi okumaz, gelişmeleri değerlendirmez, aktif rol almaz. Sonra da “hakkımı yiyorlar” diyerek ah vah eder.
38- Vermez, hep almak ister: Bilgiyi, tecrübeyi, kazancını paylaşmaz, yaymaz. Ama hep almak ister. Kendisi asık suratlı iken başkalarının kendisine hep gülümsemesini ister. Bildiğini kendisine saklarken, başkalarının kendisine hep öğretmesini ister.
39- Boş içini dolu gibi satmak ister, konuşur da konuşur: Çok konuşur ama içi boştur. Bir şekilde geldiği görevin hakkını verememektedir aslında. Lafla peynir gemisinin yürümediği kısa sürede ortaya çıkar.
40- Her şeyin kendi etrafında döndüğünü zanneder: Şirketin patronun kendisi olduğunu zanneder. Her şeyi, herkese yaptırabileceğini düşünür. “Herkes bana itaat etmeli, güç bende” der. Ve bu düşüncelerinin altında ezilir. Yaşamın tüm parametrelerine hükmettiğini düşünür. Evrendeki kuralları dahi anlamaz, zorladıkça zorlar. Düşüncelerini, davranışlarını dahi yönetemeyen bir insanın tüm yaşamı da yönetemeyeceğini de unutur.

İşinize Odaklanmanın 18 Yolu..

 .
1 – Günlük bir plan ve iş listesi hazırlayın.

2 – Rahatsız edilebileceğiniz zaman aralıkları tanımlayın.


Sürekli size birilerinin soru sorması ve danışması gerekiyorsa bunları 14-16 arası gibi bir saatte tanımlayın

3 – Toplantı ve görüşme kutulaması yapın.


Bir iş için 30 dakika ayırdıktan sonra eğer bitmemişse başka bir zaman tanımlayın, bitinceye kadar devam etmeyin. Çünkü diğer işleriniz bitmiyor olacak bu durumda.

4 – Eposta filtreleri kullanın. 

5 – Sabah kişisel e-posta kontrol etmeyin.

6 – MSN, Gtalk gibi programları hiç açmayın, mecbursanız da statusunuzu ayarlayın.

7 – Uygun tür müzikler dinleyin.


Müzik dinleyerek fondaki bir çok gereksiz sesi bastırabilirsiniz.

8 – Kulaklık takın ama müzik dinlemeyin.


Bu da farklı bir uygulama ile müziğin de dikkatinizi dağıttığı durumlarda yardımcı olabilir

9 – Su şişenizi doldurun.


Her susadığınızda kalkıp su doldurmak yerine bir seferde şişenizi doldurun ve gün boyu masanızda için suyunuz.

10 – Sıkıcı ve tekrar gerektiren işler için uygun bir zaman bulun.

11 – Yemeğinizi yanınızda getirin, masanızda yiyin.


Sürekli yapılacak bir şey değil ama gerçekten sıkışık bir zaman çizelgesinde bir proje yetiştirmeye çalışıyorsanız faydalı olacaktır. 

12 – Uzun kişisel konuşmalar yapmayın.

Bu hem sizi hem de açık ofiste yanınızda çalışan kişileri rahatsız eder

13 – Masanızı temizleyin.


Karmaşık bir masaüstü, hem gerçek masada hem de bilgisayarınızda sizi geciktirir

14 – İyi bir sandalye bulun.


Sandalyenizi değiştiremiyorsanız bile bel destekli özel yastıklardan edinebilir ve oturuş pozisyonunuzu ayarlayabilirsiniz.

15 – Bilgisayarınızda kısayollar kullanın.

16 – Kullanmadığınız programları kapatın.

17 – Çok gerekli olmayan sitelerdeki zamanı azaltın.


Özellikle haber sitelerine yada Digg, Delicious, Facebook gibi girdiğinizde çıkmanızın epey zaman alabileceği sitelerden uzak durun.


18 – Bakış açınızı değiştirin ve çalışırken eğlenmeye bakın.

kaynak: http://www.davecheong.com

Tag Cloud