Just another WordPress.com site

Archive for the ‘iş hayatı’ Category

Ücretsiz Kagider İş Arama Eğitimi…

Kagider’in yaptığı ve incelediği araştırmalarda ve Mart ayında yapılan “Çalışmak İstiyoruz” kampanyası sonrası  pek çok kadının çalışmak isteği halde çalışamadığını, mali sıkıntı çektiğini ve çalışma azminde ve isteğinde olduğu halde bu arzusunu gerçekleştiremediği tespit edilmiştir.

Ne yazık ki Kagider’in Türkiye’de her kadının imdadına koşacak bir fonu yok. Fakat KAGİDER 13 Aralık Pazartesi günü Kadın Gelişim Merkezi’nde  iş yaşamına katılmak isteyen kadınları bir araya getiriyor. Türkiye’nin önde gelen insan kaynakları ve kariyer sitesi olan Secret Cv’nin kadınların iş arama sürecini kolaylaştırmak amacıyla vereceği eğitimine tüm kadınlar davetlidir.

Tarih              : 13 Aralık 2010 Pazartesi

Yer                 : KAGİDER Kadın Gelişim Merkezi “BİZ”

Adres             : 19 Mayıs Cad. No: 47-57 A Residance K: 1 D: 20 Şişli – İstanbul

Saat               : 12:00-17:00

Eğitim           : İş Başvuru Süreci
                      İş Aramada Teknolojinin Kullanımı
                      Cv Yazma
                      Mülakat Süreci

Katılım ücretsizdir.

          0212 266 82 61

İş İngilizcenizi Geliştirmenin 5 Yolu…


1. Televizyonda İngilizce olan bir iş haberleri kanalını seçin. Böylelikle iş dünyasında neler olduğuna ve özellikle hangi terimler, hangi kelimelerin kullanıldığına şahit olacaksınız. Böyle bir program ilginç olduğu kadar eğiticidir de.
2. İş İngilizcesi kelime haznesini zenginleştirmeye yönelik podcast’leri dinleyin. Bunlar, kendi Ipod’unuza yüklenebilen mp3’lerdir. Bu gösteriler yeni iş terimlerini net bir şekilde ve yavaşça açıklayacaktır. Bunları öğrendiğinizde iş dünyasındaki profesyonellerin söylediklerini siz de kullanmaya başlayacaksınız.
3. İş İngilizcesi forumlarını kullanın. Yeni öğrendiğiniz kelimeleri ve yazma becerilerinizi kullanma fırsatı elde edersiniz.
4. İş hakkında İngilizce kitaplar okuyun. Ana dili İngilizce olan kişilerin okudukları bazı iyi iş kitapları vardır.  İş konusuna yakınsanız bu tip kitaplar genellikle İngilizce bir roman okumaktan daha kolaydır. İdare, ekonomi, tüketici psikolojisi gibi konularda kurgu olmayan modern kitaplar bulabilirsiniz.
5. Ana dili İngilizce olan kişilerle iş konusunda konuşmaya çalışın ve emin olmadığınız kelimeleri sorarken çekinmeyin.

Kaynak:Yenibiris

35 Yaşından Önce Nasıl Zengin Olursunuz..?

İhtiyaç duyduğunuz fikirlerin hepsi burada, yapmanız gereken sadece harekete geçmek. Büyük paralar kazanabileceğiniz bu yolda size yardımcı olabilmek için uzmanlardan başarılarının sırlarını öğrendik.

35. yaş gününüzü kutlamadan hayallerinizi gerçekleştirmeye ne dersiniz?

ALTIN KURAL 1
Erkek Gibi Davranmayın.

Birçok şirketin başında erkek patronun olduğunu görerek, zengin olmak için erkekler kadar çok çalışmanız gerektiğini düşünmeyin. Girişimcilik hakkındaki “Guerrilla Marketing” (Gerilla Taktiğiyle Pazarlama) adlı kitabın yazarı Jay Conrad Levinson, kadınların iş dünyasında erkeklerden çok daha başarılı olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Kadınlar ilişki kurmada, içgüdüleriyle hareket etmede ve geleneklere uygun yaklaşımlar sergilemede çok daha başarılılar.” Antropologlara göre, kadınlar olabildiğince işlerini iyi yapmaya çalışıyorlar ve işlerine sımsıkı sarılıyorlar. Ladies Who Launch şirketinin kurucusu Victoria Colligan, kadınların başarı elde edebilmeleri için iş dünyasındaki bütün gelişmelere göz atmaları gerektiğini, böylece kısa sürede çok fazla para kazanabileceklerini söylüyor. İş dünyasında önünüze çıkabilecek problemleri önceden kestirebilmeniz ya da karşınıza çıkan problemleri kısa sürede çözüme kavuşturabilmeniz çok önemli. Gerektiğinde bütün koşulları ihtiyaç duyduğunuz hale getirebilmelisiniz.

ALTIN KURAL 2
Yoldan Çıkma Cesaretini Gösterin.

Mali fırsatlar, kendi şirketinizi kurarak çok büyük paralar kazanma şansınızı ya da bir şeylerin riskini göze alma cesaretinizi arttırabilir. “Kazanacağınız gücün bir sınırı yoktur, öncelikle sermayenizi nasıl kullanacağınıza dikkat etmelisiniz, bütün fırsatları cebinize girecek birer kazanç olarak değerlendirmelisiniz” diyor Enterprise Computing Inc. şirketinin sahibi ve MillionaireWomen.com sitesinin kurucusu Christina Gage.

Bir uyarı: İşinizde günün 24 saati kendinizi patron gibi görün. “İşyeri sahipleri her zaman kendi motivasyonlarını yüksek tutmak zorundadır” diyor Colligan ve ekliyor: “Hiç kimse size ne yapacağınızı söyleyemez, öncelik verdiğiniz şeyleri gerçekleştirmek için hemen harekete geçmelisiniz.”

ALTIN KURAL 3
Gözünüzü Açın.

Dışarda değerlendirilmeyi bekleyen tonlarca fırsat var, en zor kısmı ise bu fırsatları nasıl değerlendireceğinize karar vermeniz. Çevrenizdeki yenilikleri takip edebilmeli ve ihtiyaç duyulduğunda gördüğünüz boşlukları doldurabilmelisiniz. (Ev hayvanları için tasarlanan ürünlerin son zamanlarda nasıl prim yaptığını bir düşünün.) Kendi işinde oldukça başarılı olan ortodontist Jennifer Salzer her zaman başkalarının kafalarındaki düşüncelerden farklı şeyler üretmeye çalıştığını söylüyor. “Diğer insanlar teknolojiye korkuyla yaklaşırken, ben dişçilik alanında teknolojiyi korkusuzca kullanan ilk ortodontistlerden oldum. Şirketim beni bu nedenle yeni ürünlerin tanıtımı için eğitmen olarak seçti ve bu özelliğim sayesinde müşterilerim çığ gibi büyüdü” diyor.

ALTIN KURAL 4
Kendinize Destek Sistemi Oluşturun.

İş dünyasında birçok tehlikeyle karşılaşabilirsiniz. Bunun için zengin olmak istiyorsanız her zaman çevrenizde size destek olacak insanlar bulundurmalısınız. İyi bir haber: Uluslararası bir networking ağı olan Xing iş kadınları arasında son dönemde oldukça popüler. Xing İş Kadınları Grubu ‘nda iş kadınlarıyla iletişim kurarak, onlardan farklı fikirler alabilirsiniz. Bağlantı kurmanıza ve tavsiyeler almanıza yardımcı olabilecek, birlikte strateji geliştirmenizi sağlayacak insanlarla iletişim kurabilirsiniz.

Amerika’da çok satan kitaplar arasındaki “Mentored By a Millionaire” (Milyonerlerin Akıl Rehberi) adlı kitabın yazarı ve multimilyoner iş adamı Steve K. Scott, “Başarıya ulaşmak için tek başınıza mükemmel bir strateji geliştirmenize gerek yok, bilgi almaya ihtiyaç duyduğunuz zamanlarda başkalarından fikir almaya ve onlarla düşüncelerinizi paylaşmaya çalışmalısınız” diyor. Closette adlı şirketin sahibi ve kurucusu Melanie Charlton, “Tüm hesaplamaları ve iş dünyasındaki gelişmeleri takip ediyorum ama şirket içinde parttime çalışan bir muhasebecimiz de var. Onun ürünlerin giriş çıkışlarında benden çok daha dikkatli davrandığını düşünüyorum” diyor.

ALTIN KURAL 5
Bilgisayar Kurdu Olun.

İnternete, aradığınız bilgiye ulaşacak kadar hakim değilseniz, zengin olmanız biraz zor. İş kadınları hakkında yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre işyeri sahibi milyoner kadınların yüzde 56’sı, kendi web adreslerini kullanarak ticari bağlantılar kuruyor ve online iş görüşmeleri gerçekleştiriyor. Lucky Chick güzellik hattının sahibi ve yaratıcısı Stephanie Sakoff, internet siteleri aracılığıyla büyük gelir elde ettiklerini söylüyor. “İnternette ürün satışı yaparak, bize ulaşamayan insanlara da kolaylıkla ulaşabilme fırsatını yakaladık. Çok küçük bir maliyetle tüm dünyaya ürün satabiliyoruz” diyor. İnternet üzerinden para kazanabilmek için kendi ürünlerinizi ya da düşüncelerinizi satmanıza ihtiyacınız yok. Amazon.com ve eBay adreslerini bir düşünün. Kendi sitenizi yaratabilir, şirketinizle ilgili bilgileri sitenize koyabilir ve değişik fikirlerinizi sitenizde yayınlayabilirsiniz. Başka şirketlerin linklerini sitenize koyarak, onların reklamlarından da para kazanabilirsiniz.

ALTIN KURAL 6
Saha Arkadaşlıkları Kurun.

Ünlülerle tanışabileceğiniz kültürel etkinlikler ya da sportif faaliyetler pratik olarak ürünlerinizin ya da kendinizin reklamını yapmanız anlamına gelebilir. Sakoff, “Magazin dünyasından Brittany Murphy ve Jennifer Love Hewitt vücut nemlendiricilerimizi kullanmaya başlayınca insanlar çılgın gibi bu ürünleri satın almaya başladılar. Bundan daha iyi reklam yapamazdık! Ünlülerin insanları etkileme gücünden yararlandık” diyor.

Bunun en iyi yanı ise, çok büyük paralar ödemek zorunda kalmamanız. Ünlüler kendi arkadaşları arasında da ürünlerinizin reklamını yapacağından bu çalışmalarınızın size dönüşü yüksek olacaktır. Herkes para vermeden sahip olduğu şeyleri sever. Koşulları avantajlı hale çevirmeye çalışın.

Levinson, “Beğendiğiniz ünlülere ya da basındaki arkadaşlarınıza ürünlerinizden hediye edin” diyor. Ünlülerle iletişim kurmak için Google’ı kullanabilir ya da ünlüleri tanıyan arkadaşlarınızdan yardım isteyebilirsiniz. Hediyelerinizin yanına kartvizitinizi eklemeyi unutmayın.

ALTIN KURAL 7
Paranızı Çoğaltın.

Bir işe başlamak ilk aşamada sizin için cesaret gerektirebilir ve sandığınızdan çok daha pahalıya patlayabilir. Kurduğunuz şirket kendi kendine sizi zengin yapamaz.

Genel olarak para kazanabileceğiniz metotlardan biri emlak satın alarak, bunları kiraya vermek olabilir. Böylece her ay elinize geçecek sabit bir gelir elde etmiş olursunuz. Aldığınız yerleri restore ederek daha da yüksek fiyatla büyük şirketlere kiralayabilirsiniz.

Kaynak: Cosmoturk

Türkiye’nin İş Hayatı…

 
iVillage Türkiye ve Askmen Türkiye’nin birlikte 27 Eylül – 20 Ekim 2010 tarihleri arasında yaptığı  ‘Türkiye’nin İş Hayatı’ anketi sonuçlandı.

9188 kadın ve 7203 erkeğin katıldığı anket,  iş dünyasında çok konuşulacak. İşte çalışanların profilini, günlük yaşamını, sorunlarını, isteklerini ana hatlarıyla ortaya koyan ankete göre iş yaşamımızın sırları:
Eğitim aldığımız işi yapmıyoruz
Kadın ve erkeklerin yarısı eğitim aldıkları işi yapmıyor. Ankette “eğitimini aldığınız işimi yapıyorsunuz” sorusuna kadınların yüzde 48’i, erkeklerin yüzde 44’ü “hayır” yanıtını verdi. Aynı soruyu kadınların yüzde 52’si, erkeklerin yüzde 56’sı “evet” olarak olarak yanıtladı.
Çalışanların yarısı mesleğini kendi seçmiş
Kadın ve erkeklerin meslek seçiminde eskiye oranla kendi tercihlerini yaptıkları görüldü. Tercihleri en çok etkilen diğer kişilerin başında baba ve anne geliyor. Bu soruya erkeklerin yüzde 52’si kendim, yüzde 17’si babam, yüzde 6’sı annem, yüzde 6’sı akrabalarım, yüzde 5’i arkadaşım, yüzde 2’si sevgilim, yüzde 2’si öğretmenim yüzde 1’i dershanem ve yüzde 8’u diğer yanıtını verdi. Kadınlar ise tercihlerini, yüzde 50’si kendim, yüzde 15’i babam, yüzde 8’i annem,  yüzde 6’sı akrabalarım, yüzde 4’ü arkadaşım, yüzde 2’si sevgilim, yüzde 2’si öğretmenim yüzde 1’i dershanem ve yüzde 12’si diğer olarak belirtti.
Hayalimizdeki işi yapmıyoruz
Anketin en dikkat çeken tespiti kadın ve erkeklerin hayalini kurdukları işi yapmaması oldu. Hayal ettikleri işlerde çalışan kadınların, erkeklere göre oranının daha az olduğu görüldü. Hayal ettiği işi yapan erkekler yüzde 34, kadınlar ise yüzde 26 oranında kaldı. Erkeklerin yüzde 66’sı, kadınların yüzde 74’ü hayalindeki işi yapmıyor.
Kadınlar kadın, erkekler erkek patron istiyor
Patronunuzdan memnun musunuz sorusuna kadınların yüzde 44’ü evet, yüzde 56’sı hayır derken, erkekler yarı yarıya evet ve hayır diye yanıtladı. Kadınların yüzde 73’ü kadınlarla, yüzde 27’si ise erkeklerle daha iyi çalışacağını belirtti. Erkeklerin de yüzde 60’ı erkek, yüzde 40’ı kadın patronla çalışmak istediğini belirtti.
Patron sosyal medyada rezil edilir
Patronunuz sizi haksız yere işten çıkarttığında ilk ne yaparsınız sorusuna kadınların yüzde 45 ve erkeklerin yüzde 42’si hakkımı savunacağı yanıtını verirken, yüzde 2’si sosyal medyada rezil edeceğini belirtti. Erkeklerin yüzde 13’ü küfür edeceğini, yüzde 2’si arkasından konuşacağını, yüzde 2’si tehdit edeceğini, yüzde 4’ü şirket bilgilerini satacağını, yüzde 14’ü dava açacağını ve geri kalan yüzde 21’i de hiçbir şey yapmayacağını kaydetti. Kadınlar bu konuda erkeklere göre daha insaflı davrandı. Kadınların yüzde 8’i küfür edeceğini, yüzde 5’i arkasından konuşacağını, yüzde 1’i tehdit edeceğini, yüzde 2’si şirket bilgilerini satacağını, yüzde 15’i dava açacağını ve geri kalan yüzde 22’si de hiçbir şey yapmayacağını kaydetti.
Erkekler daha az çalışmak istiyor
Kadın ve erkekler işe başlamak için ortamın iyi olması gerektiğini ve sonrasında SSK, yol yemek ve çalışma saatlerinin önemli olduğunu belirtti. Terfi imkanı, firmanın özellikleri, prim ve eve yakınlığı olmazsa olmaz koşul değil. Çalışma saatleri konusunda ise, kadın ve erkeklerin tercihleri oldukça farklı. Kadınların yüzde 38’i mesai saatlerinin 08:00-18:00 aralığında olmasını isterken, erkeklerin yüzde 39’u mesai saatlerinin 08:00 – 17:00 aralığında olmasını istiyor. Yine erkeklerin yüzde 32’si ile kadınların yüzde 35’i, 09:00 – 18:00 saat aralığının hem kadın hem de erkek için en uygun mesai saati olduğunu kaydediyor.
İş yerinde neler rahatsız ediyor?
İş yerinde kadınlar mesai kavramından, erkekler de kıyafet zorunluluğu yasağından rahatsız. . En çok kısıtlayan giysi yasağı konusunda da kadınların yüzde 28’i kot yasağı, erkeklerin yüzde 32’si ceket pantolon zorunluluğu olarak ifade etti. Kadın ve erkek katılımcıların iş yerinde şort ve spor ayakkabı, terliğin serbest olmasını istedikleri dikkat çekti. Kadınların yüzde 31’i mesai saatleri kavramı, yüzde 27’si kıyafet zorunluluğu, yüzde 12’si öğle mesaisinin esnek olmaması, yüzde 11’i sınırlandırılmış internet, yüzde 8’i müzik dinleyememe, yüzde 6’sı kartlı giriş çıkış, yüzde 3’ü iş telefonunu özel işlerde kullanamama ve yüzde 1’i de otopark hizmetinden yararlanamamaktan rahatsız olduğunu kaydetti. Erkeklerin de 32’si kıyafet zorunluluğu, yüzde 25’i mesai saatleri kavramı, yüzde 12’si sınırlandırılmış internet, yüzde 10’u müzik dinleyememe,  yüzde 9’u öğle mesaisinin esnek olmaması, yüzde 6’sı kartlı giriş çıkış, yüzde 3’ü iş telefonunu özel işlerde kullanamama ve yüzde 3’i de otopark hizmetinden yararlanamamaktan rahatsız olduklarını belirtti.
Zam alamayan işi aksatıyor
İstediği gibi zam alamayan kadın ve erkeklerin bunu doğrudan performanslarına yasıttıkları görüldü. Bu durumda ne yapacakları sorulduğunda patronla konuşacağını belirten kadınların oranı yüzde 41 iken, erkeklerin oranının yüzde 44 olduğu görüldü. Kadınların yüzde 8’i işi aksatacağını, yüzde 12’si daha az çalışacağını, yüzde 3’ü istifa edeceğini, yüzde 7’si daha çok çalışacağını, yüzde 8’i kanuni haklarını arayacağını ve yüzde 21’i de hiçbir şey yapmayacağını kaydetti. Erkeklerin de, yüzde 8’i işi aksatacağını, yüzde 11’i daha az çalışacağını, yüzde 4’ü istifa edeceğini, yüzde 8’i daha çok çalışacağını, yüzde 10’u kanuni haklarını arayacağını ve yüzde 15’i de hiçbir şey yapmayacağını belirtti.
Erkeklere taciz arttı
İş yerinde erkeklerin yüzde 36’sı sözlü, bakışla, psikolojik, elle, telefonla, internetten, sıkıştırarak, masa altından tacize uğradığını belirtmiş. Tacize hiç uğramayan erkeklerin oranı yüzde 64. Kadınlar ise, bu konuda hala şanssız. Kadınların yüzde 59’u hiç tacize uğramazken, yüzde 41’i yine sözlü, bakışla, psikolojik, elle, telefonla, internetten, sıkıştırarak, masa altından tacize uğradığını belirtti. Kadın ve erkek çalışanların en sık karşılaştıkları taciz ise psikolojik, bakışla ve sözlü olarak sıralanıyor. İş yerinde cinsel tacize uğradığında kadınların yüzde 66’sı dava açmayacağını belirtirken, sadece yüzde 34’ü dava açacağını kaydetti. Erkeklerin de yüzde 52’si dava açacağını, yüzde 48’i de dava açmayacağını belirtti.
İşte en çok bunlar konuşuluyor
Şaşıracaksınız ancak iş yerinde kadın ve erkeklerin konuştukları konular oldukça benzer. İş yerinde arkadaşlar arasında kadınlar ve erkekler, en çok ‘çalışma koşulları, patron ve iş arkadaşlarının özel yaşamı’nı konuştuklarını kaydetti. Kadınların yüzde 54’ü çalışma koşulları, yüzde 22’si patron, yüzde 12’si iş arkadaşlarının özel yaşamı, yüzde 9’u iş arkadaşlarının tipleri ve yüzde 3’ü iş arkadaşlarının kıyafetlerini konuştuğunu belirtti. Erkeklerin de, yüzde 55’i çalışma koşulları, yüzde 18’i patron, yüzde 14’ü iş arkadaşlarının özel yaşamı, yüzde 10’u iş arkadaşlarının tipleri ve yüzde 3’ü iş arkadaşlarının kıyafetlerini konuştuklarını ifade etti.
Eş veya sevgiliyle aynı işte çalışılmaz
Kadın ve erkekler, eşleri veya sevgilileriyle aynı iş yerinde çalışmak istemediklerini belirtti. Eşinizle / sevgilinizle aynı iş yerinde çalışmak ister misiniz sorusuna kadınların yüzde 77’si hayır, yüzde 23’ü evet derken, erkeklerin yüzde 73’ü hayır ve yüzde 24’ü evet yanıtını verdi.
Kadın ve erkeklerin terfi yolları
İşe girmek için kadın ve erkeklerin yüzde 70’i evet yanıtını verdi. Terfi için ne yaparsınız sorusuna da kadın ve erkekler yine benzer cevaplar verdi. Buna göre ‘çok çalışırım, mesleki donanımımı artırırım” cevapları yüzde 70 oranının üzerindeyken, yüzde 14’ü hiçbir şey yapmayacağını belirtti. Ayrıca, erkeklerin bu konuda farklı yollara başvurmada daha cesaretli olduğu görüldü. Erkeklerin yüzde 3’ü terfi için patronla birlikte olabileceğini, yüzde 3’ü patrona yağ çekeceğini, yüzde 3’ü torpil ayarlayacağını, yüzde 2’si rakiplerinin kuyusunu kazacağını belirtti.

kaynak:İvillage

İş Hayatında Nasıl Giyinmeliyiz..?

Bir odaya ilk defa girdiğinizde içerdeki daha önce tanışmadığınız insanların sizin ve yetenekleriniz hakkında fikir sahibi olmaları sadece birkaç saniyeyi alır. Bir söz söylemenize gerek yok; insanlar sizi siyah deri giymişseniz farklı, lame giymişseniz farklı ve klasik bir takım giymişseniz farklı algılarlar. Kim olduğunuzdan bağımsız olarak, kıyafetleriniz ve vücut diliniz sizden daha önce konuşur.

İstatistiklere göre ilk izlenimin oluşması 60 ile 120 saniye arasında değişir ve genelde herkes ilk izlenimin iyi olmasını ister. Görünümünüz, nasıl baktığınız, kendinizi ve elbisenizi nasıl taşıdığınız ruh haliniz, enerji seviyeniz ve davranışlarınız hakkında bilgi verir. Buna ek olarak, kıyafetlerinizin temizliği, stili ve düzgünlüğüne göre insanlar eleştiriler yaparlar.
Her gün iş yerine giderken ne giyeceğinizin konusundaki bir tavsiye de her gün görüşmeye gidecekmiş gibi giyinmenizdir. Her gün, müşteriler, çalışma arkadaşlarınız ve sizden üst görevdeki kişiler sizin görünüşünüzü gözlemler ve sizinle ilgili kararlar verirler.
Güzel ve düzgün giyinmek sadece his oluşturmaz aynı zamanda terfi etmenizi de sağlar.
Düzgün giyinmek zorunluluktur. Görünüşünüzle ilgili ki, bu nasıl giyindiğinizi, kendinizi ve kıyafetinizi nasıl taşıdığınızı içerir, yargılanacaksınız. Unutmayın, ilk izlenim ve kurumsal görünümünüz iş ilişkilerinizde önemli bir rol oynar.
Profesyonel bir görünüm rekabetçi iş alanlarında temel bir kurtarıcıdır. Giyindikten sonra kendinize şu üç soruyu sorun:
Bu kıyafet üzerime tam oturdu mu? Çok mu dar, çok mu bol veya çok mu kısa?
Çanta, ayakkabı ve takı gibi aksesuarlarım çok mu eskimiş ya da modası mı geçmiş ? (Yırtık ve yamalı giysileri kesinlikle giymemelisiniz)
Pozisyonuma ve sorumluluklarıma uygun mu giyindim? Eğer müşterilerinizden, denklerinizden ve üstlerinizden saygı görmek istiyorsanız, spor ayakkabı, tişört, kolsuz bluz veya aşırı dekolteli kıyafetler giymeyin.
İş kıyafetlerinize bir ipucu da, sanki her an terfi edecekmişsiniz gibi giyinmenizdir. Başarı için giyinin!
Konu makyaj, mücevher ve parfüm olduğunda az çok gibi görünür. Abartılı olmadan stiliniz hakkında insanları fikir sahibi edebilirsiniz. Çoğu işveren hızma ve dövme gibi trendleri takdir etmez. Saçınızın doğal, düzgün ve temiz olması gerekir.
İş görüşmelerinizde kıyafetinizin sizi dinleyeceklere hitap etmelidir. Dinleyecilere ve koşullara nasıl uygun giyineceğinizi saptamanız gereklidir.
İş yerinde, kıyafetinizin ve saçınızın rahatsız edici olmaması gerekir. Aksine insanların dikkatlerini yüzünüze ve gözünüze vermesi gereklidir. Bir başkasının gözleri ile temas kurduğunuzda, sizi dinleme eyilimi gösterirler. Ama eğer ellerinizde rengarenk oje ve desenleri varsa ya da burnunuzda kocaman ve parlak bir hızma varsa kim gözlerinize odaklı kalabilir?
Tipik resmi iş kıyafetlerinin avantajı dinleyicilerin direkt sizle gözlerinize bakmasını sağlamaktır. Koyu renkli bir ceketin altına giyilen açık bir bluz yüzünüzü aydınlatır. Zıt renkte bir fular ise bu etkiyi arttırır. Kırmızı bir fular ise dinleyicilerin gözlerinin üzerinizde olmasını sağlar.
Buna karşın, parıltılı bir kemer yada kemer tokası gözleri belinize çeker. Açık renkli çorap ve ayakkabılar ise ilginin kadınların bacaklarına yoğunlaşmasını sağlar. Parlak düğmeler, kocaman broşlar ya da çarpıcı mücevherler de göz alır. Aynısı tül, parlak ve dar giysiler için de geçerlidir.
kaynak:İvillage

"25 Çeşit" İş Arkadaşlarınızla Anlaşma Rehberi…

 
Haftanın 40 saatini iş arkadaşlarınızla geçirmek zorunda olduğunuz için, onları anlamaya çalışmalı, iyi geçinmenin yollarını bulmalısınız.  Nerede çalışıyor olursanız olun karşınıza çıkabilecek en yaygın iş arkadaşı çeşitlerinden oluşan bir rehber hazırladık. Bu iş arkadaşı çeşitleri, her türlü işyerinde bulunur, garanti ederiz ki bu listedeki birkaç kişi size tanıdık gelecektir.. 😉 

Dedikoducu

Ne yaparlar:
Belki de işe alım sürecinde bir yanlışlık oldu çünkü Dedikoducu, iş tanımının diğer insanlar hakkında konuşmaktan ibaret olduğu izlenimine sahipmiş gibi görünüyor. Maalesef Dedikoducu, son çıkan ofis skandalının gerçekte doğru olup olmadığını öğrenmek için yaşıyor. Bu kişiler, günlerini başkalarının konuşmalarını dinleyerek, birilerine imalar yaparak ve birilerinin itibarlarını lekeleyerek geçirirler. Dedikoducularla ilgili en önemli şey, “her yerde” olmalarıdır. Dedikoducu işitecek mesafe içindeyken hiçbir konuşma güvenli değildir (onlar kulaklıkla müzik dinliyormuş gibi yapabilirler ama biz işin doğrusunu biliriz).

Nasıl Başa Çıkılır:

Dedikoducuyla başa çıkmak zor olabilir çünkü genelde dışarıdan tatlı ve nazik görünürler –tabii bunu güveninizi kazanıp sırlarınızı öğrenmek için yaparlar. Ve sırrınız onların eline geçtiği anda bütün bahisler açılır ve bir şekilde sırrınız sayesinde hiyerarşide yükselirler. Bizce Dedikoducu’yla başa çıkmanın en iyi yolu onları görmezden gelmektir. Ve ne yaparsanız yapın onlara hayatınızla ilgili ayrıntı vermeyin ya da söyledikleri şeyi başkasına söylemeyin. Birilerinin ilgisini çekebilecek merak uyandırıcı o bilgiyi başkasına aktarmadan önce kendinize sorun: Bu doğru mu? Zararsız mı? Gerekli mi? Eğer değilse, söylemeyin. Onlara cesaret vermeyin!

Tembel
Ne yaparlar:
Düşünün: Bu insanı hiç gerçekten çok çalışırken gördünüz mü? Hiç mi? Biz de öyle düşünmüştük! Ofisteki düşmanınız, çok çalışıp hiçbirşey yapmamak konusunda bir uzman. Ne olursa olsun, Tembel, başka birinin o iş için ter dökeceğinden emin olacaktır.

Nasıl Başa Çıkılır:

Size önerimiz, bitirilmemiş ve teslim tarihi geçmiş projeleri belgelendirmenizdir. Böylece eğer patronunuz bu konuda bir şey yapmak isterse, mesuliyetin sizde olmadığı belli olur. Durum gerçekten kötüleşirse, o kişiden gelen e-postaları saklayın ki, o kişinin size yardım vaad edip, hiçbir şey yapmadığına dair elinizde kanıt olsun. İyi şanslar, ve sıkı çalışmaya devam edin!
Dalkavuk
Ne yaparlar:
Sıkı çalışmak size yeterince kredi sağlamıyor, değil mi? Tanıdık geliyor. Sizi yapışkanla –Dalkavuk diye de bilinir- tanıştırmamıza izin verin. Üst düzey çalışanlarla arkadaşlıklar kurmak en önemli öncelikleridir ve iş arkadaşlarının ne düşündüğünü umursamazlar.

Nasıl başa çıkılır:

Neden biraz da kendi düdüğünüzü öttürmüyorsunuz? Eğer hak ettiğiniz gibi tanınmıyorsanız, ne bekliyorsunuz? Siz de aynısını yapın. Şefinizin ne istediğinizi ve bunu neden hak ettiğinizi bilmesinde hiçbir sakınca yoktur.
Şikayetçi
Ne yaparlar:
Şikayetçi’nin sızlanması için işin gerçekte ne kadar fazla ya da az olduğu önemsizdir. İşler ister sıkıntıdan patlayacak kadar yavaş olsunlar, ister çıldıracak kadar yoğun, mutlaka durumdan şikayet ediyor olurlar.

Nasıl başa çıkılır:

Dedikoducu örneğinde olduğu gibi Şikayetçi’yi de susturmak imkansızdır. Onları neşelendirmek, çözümler önermek, hatta onlarla birlikte şikayet etmek bile bir işe yaramaz. Ne işe yarar biliyor musunuz? İçten bir cümle (yalnızca gerçekten hissederek söylediğinizi belli ederseniz işe yarar): “Gerçekten kokunçmuş. Bütün bu problemlerle nasıl başa çıkılacağını gerçekten bilmiyorum.” Şikayetçi’yi yalnızca bu konunun gerçekten önemli olduğuyla ilgili bilgilendiriyorsunuzdur –şüphesiz ki önemlidir. Biri onları gerçekten dinlediği için şaşırıp sessizleşeceklerdir.
Kontrol Manyağı
Ne yaparlar:
Kontrol Manyakları’nın, işyerinde belli bir görev paylaşımı olmasına dair hiçbir fikirleri yoktur. Şirket yazışmalarındaki resmi yazı tipinden bulaşık makinasının nasıl organize edilmesi gerektiğine kadar mutlaka bir fikirleri vardır ve sizin de bunlara dikkat etmenizi isterler.

Nasıl başa çıkılır:

Kontrol Manyağı’nın önemsiz ayrıntılarla uğraştığını ve sizin gerçekten önemli şeylerle uğraşmanıza izin verdiğini hatırlayın. Konrol Manyağı’yla uğraşırken olabildiğince sakin olun: Sabırlı olun, onlara nazik bir biçimde yaklaşın ve çok yavaş konuşun. Kontrol Manyakları dinlenilmeyi isterler ama genelde söyleyecekleri fazla bir şey yoktur. Eğer onları anladığınızı gösterirseniz, büyük ihtimalle sizi bırakır, gidip başka birinin işine karışırlar.
Utangaç
Ne yaparlar:
Utangaç’ın sizinle çalıştığından eminsiniz ama onu toplantılarda gördüğünüzü hatırmalıyorsunuz, hele işyerinizin düzenlediği partilerde kesinlikle görmediniz. Bu, Utangaç’ın en iyi yaptığı şeydir –ortadan kaybolmak. Bu kişiyi konuşturmakta çok zorlanırsınız ve onlarla aynı projede çalışmayı kabul ettiğinize pişman olursunuz çünkü iletişim vasfı diye bir özellikleri yoktur.

Nasıl başa çıkılır:

Utangaç’ı antisosyal, verimsiz, çekingen, ya da takım oyunculuğu yapamayan biri şeklinde etiketlemek kolaydır; fakat Utangaç aslında büyük ihtimalle yalnızca içe kapanık bir karaktere sahiptir. Toplantı bitinceye kadar paylaşacak hiçbir fikri olmayabilir fakat paylaştığı fikirler daima iyi düşünülmüş ve kusursuz olacaktır. Eğer böyle olmayacaksa, zaten o fikri paylaşmaya gerek duymaz. Utangaç’tan öğrenebileceğiniz pek çok şey vardır – genelde konuşmadan veya yargılamadan önce düşünmek gibi.
Duygusal Oyuncu
Ne yaparlar:
Duygusal Oyuncu için her şey trajik bir operadır. Çalışma masasından gelen iniltiler ve yürek parçalayan haykırışlardan, birinin öldüğünü ya da kazara bilgisayarındaki tüm bilgileri sildiğini düşünebilirsiniz. Fakat genelde bunların hiçbiri doğru çıkmaz. Duygusal Oyuncu’nun özelliği, küçük şeylerden etkilenmeye yatkın olmasıdır. Her türlü küçük şeyden!

Nasıl başa çıkılır:

Duygusal oyuncu bunu kasıtlı olarak yapmaz. Aslında, tüm karanlık mücadelesi kendi içindedir – yalnızca aşırı tepkilerini nasıl içinde tutacağını bilemez. Maalesef (hem onun hem de sizin için) onlara bu hareketlerinden dolayı aniden patlamanız, problemi çözmez ve yine de inlemelerini aşağı yukarı günde bir kez dinlemek zorunda kalırsınız. Eğer duygusal oyuncuya yardım etmek istiyorsanız, olabildiğince az tepki vermeye çalışın, ve “Böyle şeyler olur” deyin. Duygusal Oyuncu’nun, birilerinin, ayaklarını yere basması için bir şeyler söylemesine ve harekete geçmesi için kışkırtılmaya ihtiyacı vardır (eğer elinize bir fırsat geçerse, problemini çözmeyi teklif edebilir ya da yardım edebilirsiniz), yoksa bir anda Şikayetçi’ye dönüşebilirler.
Hırsız

Ne yaparlar:
Hırsız, cebinizi karıştırmıyor olabilir (umarız!) fakat ödünç aldığı zımbanızı geri vermeyi “unutabilir” ya da ofisteki buzdolabında kalan son yoğurdunuzu yiyebilir. İster zararsız bir kleptoman olsun, ister yalnızca sizden nefret ediyor olsun, en azından fikirlerinizi çalacak kadar zeki değildir – bu, gülümseyip arkadan vuranların alanıdır – fakat yine de sinir bozucudurlar.

Nasıl Başa Çıkılır:

Eşyalarınızın izini sürün! Sahip olduğunuz her şeye adınızı yazın, evet, “her şeye”. Böylelikle, Hırsız sizin olan bir şey üzerinde hak iddia ederse, aslında o eşyanın sizin olduğunu kanıtlayabilir ve geri isteyebilirsiniz. Bir kleptomanı bir şey yürüttüğünde yakalamak kadar utandıracak başka hiçbir şey yoktur.

Gülümseyip Arkadan Vuran

Ne Yaparlar:
Gülümseyip Arkadan Vuran, karşılaşma şanssızlığını yaşayabileceğiniz en kötü ofis karakterlerinden biridir. Diğer kötü kişilerin çoğu en azından onlardan kaçınabilmeniz için karakterlerini açıkça sergilerler. Fakat bu kişi, fikrinizi çaldığında ya da yönetime hakkınızda kötü bir şey söylediğinde gerçekten canınızı acıtabilmek için uzun süre arkadaşınızmış gibi davranır. İhanetten daha kötüsü yoktur, değil mi? Bu kişi ihanet konusunda gerçekten ustadır, o yüzden dikkat ediniz.

Nasıl başa çıkılır:

Öncelikle, Gülümseyip Arkadan Vuran’ın kimliğini açığa çıkarın. Maalesef çok geç olana kadar kim olduğunu bilemeyeceksiniz fakat en azından kim olduğunu öğrendiğinizde, ona güvenmemeniz gerektiği konusunda elinizde net bir kanıt olacak. Ne kadar cazip olsa da, bu kişiye asla ama asla güvenmeyin. Gardınızı alın, böylelikle sizi bir daha asla incitemezler.

Neşeli

Ne yaparlar:
Pazartesi sendromundan yakınıyorsanız ve hafta başladığı için en azından heyecanlı görünmüyorsanız, sizi eleştirmekle kalmaz, suçlarlar da. Neşeli her zaman şen şakraktır, ne olursa olsun. Olumlu bir hava içinde olduğu için onu suçlayamasak da, bütün bu coşku bazen biraz… yorucu olabilir. Bu kişi hiç mi kötü bir gün geçirmez? Ya da çalışmayan yazıcı yüzünden sinirlenmez? Hakikaten insan mıdır acaba? Bu soruya yanıt vermek bazen gerçekten zor olabilir.

Nasıl başa çıkılır:

Onları dikkate almamak bir seçenek olabilir ama orta yol bulmak da bir seçenektir. Bu kişiyi kişisel neşe kaynağınız olarak kullanın – büyük ihtimalle işiniz yüzünden kötü hissettiğinizde sizi canlandırabilir. Hatta Şikayetçi’yle çok fazla zaman geçirdiğinizde sizi neşelendirebilir. Buda’nın da dediği gibi: “Mutluluk paylaştıkça azalmaz.” Ofiste işler her zaman göründüğü kadar sıkıcı değildir, emin olun!

Kahraman

Ne yaparlar:
Kahraman, gerçekten muhteşemdir – geç saate kadar ofiste kalır, etkileyici projeler yaratır, yapılan harcamaları azaltır ve genelde şirketi çalışmak için daha iyi bir hale getirir. Kahramanı iş üzerindeyken izlemek biraz yorucu, değil mi? Bu kişiye karşı kıskançlık duymak kolaydır fakat kıskançlık canavarının sizi yemesine izin vermeyin. Kahramanın muhtemelen kendisiyle ilgili paylaşmadığı problemleri vardır.

Nasıl başa çıkılır:

Bu kişinin size yalnızca bir rol model olarak değil, akıl hocası olarak da faydalı olabileceğini düşünün. Öğle yemeğine birlikte çıkmayı teklif edin ve her şeyi birden nasıl yapabildiklerini öğrenmeye çalışın – muhtemelen bunların hepsini yapmak göründüğünden daha zordur. Kıskançlığınız baş edilemez bir boyuta gelirse unutmayın ki herkes yapabildiğinin en iyisini yapmaktadır. Elinizdekilerle mutlu olun ve – şüphesiz Kahraman’ın birçoğuna sahip olduğu – yeni deneyimler edinmeye hazır olun.


Bay Jargon
Ne Yaparlar:
Jargon kullananlar genelde yöneticilerdir – ağaçlarının üstüne tüner ve buyrukları altındaki kişileri korkutmak ya da saygı uyandırmak amacıyla anlaşılmayan kelimeler kullanırlar. Problem şudur ki bu kelimelerin çoğu genelde bir anlam içermez ve bazı durumlarda bilgisizliklerini ve acizliklerini saklamak için bu kelimeleri seçerler. Ayrıca, Jargon kullananlar yüzünden işyerindeki üretim büyük ölçüde yavaşlar – insanların neredeyse %75’i her hafta bir saatten fazla bir süreyi Bay Jargon’un ne dediğini çözmeye çalışarak geçirir.

Nasıl başa çıkılır:

Bu kişiyle başa çıkmak istiyorsanız, önce onun dilini öğrenmelisiniz. Söylediği bir şeyin ne anlama geldiğiyle ilgili bir sorununuz varsa, sorun! Teknik ifadelerin hepsi anlamsız değildir – bazıları gerçekten ilerlemenize yardımcı olabilir.
Fazla Bilgi Paylaşan

Ne yaparlar:
Geçen geceki ateşli randevu mu? Utanç verici sağlık sorunları mı? Dramatik aile problemleri mi? Konu ne olursa olsun, iş arkadaşınız sizi bilgilendirmekten dolayı fazlasıyla mutluluk duymaktadır. Bu kişi neyin iş yeri için uygun olduğunu ya da diğer kişilerin ne kadarıyla ilgilendiğini öğrenememiştir. Bazen birinin (çok) özel yaşamıyla ilgili bir şeyler öğrenmek eğlenceli olabilir fakat genelde rahatsız edicidir ve kesinlikle profesyonelce değildir.

Seks Bombası

Ne Yaparlar:
Bu kişi belli ki iş için uygun olan kılık kıyafetin ne olduğunu bilmemekte ve belki de işyerini gece kulübüyle karıştırmaktadır. Bazen bu kişi size üst mevki yöneticileri tarafından, şirketinizin cinsel taciz politikasına uyumluluğunu sınamak için gönderilmiş gibi gelse de, onlar da gerçekten ortalama çalışanlar kadar bilgisizdirler. Böyle davranmalarının sebebi ya budur, ya da ilgiye doyamamaktadırlar. Sebebi ne olursa olsun, göze batan bu görüntüye karşı hazır olun. 

 

Nasıl başa çıkılır:
Eğer o kişinin şefi değilseniz, o kişinin şefini uyarmaktan ya da müdürünüzden Seks Bombası’nın müdürünü uyarmasını istemekten başka yapabileceğiniz pek bir şey yoktur. Eğer siz Seks Bombası’ndan rahatsız olduysanız, başkaları da aynı şekilde rahatsız olmuş olabilir.
Geveze

Ne yaparlar:
Konuşurlar. Konuşur, konuşur, konuşur konuşurlar. Gevezeler konuşmaktan başka bir şey yapmazlar. İster dinleyen biri olsun ister olmasın, Geveze’lerin mutlaka söyleyecek bir sürü şeyi vardır. Düşüncelerini kendilerine saklayamayan insanlardan biri olan bu ilginç tipler, akıllarından geçen her türlü ayrıntıyı bilmek istediğinizi düşünürler.

Nasıl başa çıkılır:

Geveze’ye bir zaman limiti verin. “Beş dakika içinde önemli bir telefon görüşmesi yapmam gerek” gibi bir cümle, harikalar yaratabilir. Aynı zamanda kibarca sözünü kesip, “Bir şey sorabilir miyim?” ya da “Şimdiye kadar söylediklerine cevap vereyim” diyerek konuşma üzerinde kontrol sahibi olmayı deneyebilirsiniz. Ya da son çare olarak “Üzgünüm, ama gerçekten gitmem lazım” diyebilirsiniz. Eğer bunlardan hiçbiri işe yaramazsa, Geveze etraftayken kullanacağınız kulaklıklar, en iyi arkadaşınız halini alabilir. İş yeriniz kulaklığa izin vermiyorsa, Geveze’lere dikkatinizi vermemek için elinizden geleni yapın.

Arkadaş Canlısı


Ne yaparlar:
Bu kişiler, iş yerindeki herkesin arkadaşları olması gerektiğini düşünür; onların bundan henüz haberleri olmasa da. İletişim kurmak için yaratılmış olan bu kişiler yalnızca sizden hoşlanmakla kalmazlar – sizi severler de. Bir iki gün sonra ya da sizin onun ilerlemesine katkı sağlayamayacağınızı anladıklarında, o zamana kadar size sergiledikleri arkadaş canlısı tavrı gidip başkalarına sergilerler. Özellikle çoğumuzun mümkün olduğunca çok arkadaş edinmeye ihtiyacı olduğu iş yerinde en kötüsü, sahte arkadaşlardır.

Nasıl başa çıkılır:

Bu durumda birazcık rahatlamak en iyisidir. Biraz muhabbetin kimseye zararı olmaz, öyle değil mi? Onlara yalnızca arada sırada dostça davranmaya çalışın; en yakın arkadaşları olmak zorunda değilsiniz. Ve eğer bu kişiyi kendi tarafınıza çekerseniz, kim bilir başka nasıl arkadaşlıklar kurabilirsiniz. Yalnız bu kişinin gizli bir Dedikoducu olmamasına dikkat edin. Her zamanki gibi, iş yerinizde özel hayatınızla ilgili ayrıntıları paylaşırken dikkatli olun.

Parti Çılgını
Ne yaparlar:
Ofis partileri kesinlikle üst düzey çalışanlarından başka çalışanların da ön plana çıktığı yerlerdir fakat iş gezilerinde, uzun öğlen yemeklerinde ve öğleden sonra gidilen en yakın bar gibi yerlerde kendilerini aptal durumuna da düşürebilirler. Hey, en azından iyi vakit geçiriyorlar, değil mi? Maalesef hiç de değil. Parti Çılgını’nın maskaralığı çabucak unutulabilir fakat masa üstünde yapılan dans olayı dışarıda da duyulursa, şirketin adı lekelenebilir. 

Nasıl Başa Çıkılır:

En iyi savunma, dijital kamerayla yapılacak iyi bir saldırıdır! Bu kişinin en çılgın olduğu anları kaydettiğinizden emin olun ve bunu duyurun (özellikle de yöneticilere!). Gerçekten de bu kişi hakkında yöneticilere kötü görünmeden yapabileceğiniz hiçbir şey yoktur. Zaten çılgınca davranarak bunu kendisi istemiştir.
Bay/Bayan Mükemmel

Ne Yaparlar:
Bu kişiler ister gerçekten çok çalışan ve pek çok yeteneği olan insanlar olsun, ister gökyüzünden inmiş gerçek birer melek, ister doğuştan her açıdan mükemmel yaratılmış kişiler olsunlar, fark etmez. Ne olursa olsun sizin kötü görünmenize sebep oluyorlar. Bazı kişilerin aksine siz hatalarınızdan öğrendiklerinizle buraya kadar gelmiş olabilirsiniz. Şirket çapında utanç duygusunu, bir kere dahi olsa yanılmayan birisinden daha çabuk ateşleyebilecek başka hiçbir şey yoktur. Bu durum bir süre sonra sinirlerinizi bozmaya başlar ve kendi performansınızdan endişe etmeye başlarsınız.

Nasıl başa çıkılır:

Kendi işinize odaklanmak moralinizi büyük ölçüde yükseltecektir. Eminiz yapmakta usta olduğunuz bir şey vardır. Kendinize bunu göstermek için bir fırsat verin. Hem sonuçta işverenler çalışanlarında bir parça insanlık olmasını da takdir edecektir.

Bilgisiz
Ne Yaparlar:
Bu kişilerin en iyi yaptığı şey, tamamen şaşırmış görünmektir. En basit görevler, en kolay prosedürler –  her şey bu kişinin kafasını karıştırabilir. Sabahları işin yolunu bulmuş olmaları bile bir mucizedir. Bazen şaka yaptıklarını düşünüyor olsanız da hepsi doğrudur: Bu kişinin, işi nasıl yapacağı hakkında hiçbir fikri yoktur. Ve maalesef bu kişinin yaptığı yanlışları düzeltecek kişi sizsinizdir. Bilgisiz kişilerin muhteşem hatalarını izlemek eğlenceli olsa da, yanlışlarını düzeltmek kısa bir süre sonra can sıkıcı olacaktır.

Nasıl başa çıkılır:

Öncelikle derin bir nefes alın. Bu kişiyle savaşınızda sabır en önemli silahınız olacaktır. Aynı şeyleri otuzuncuya anlatmaktan nefret ediyor olabilirsiniz ama büyük ihtimalle onlar bundan daha çok nefret ediyorlardır. Biraz acıma ve şefkatle büyük bir ilerleme kaydedebilirsiniz. İkincisi, bu kişiye göz kulak olarak ne kadar zaman harcadığınızı şefinize bildirin. Harcadığınız ekstra zaman ve çabanın boşa gitmesine izin vermeyin!
Anne/Baba Figürü


Ne Yaparlar:
Ofisiniz yetişkin insanlarla dolu olsa da, Anne Figürü (erkek de olabilirler kadın da) fiziksel ve zihinsel olarak herkesle ilgilenmek için orada olduğunu düşünür. Birazcık burnunuzu çekseniz hemen modası geçmiş bir tedavi tavsiye ederler ya da kötü hissettiğinizde gelip rahatlatırlar. Anne figürü her zaman oradadır, isteseniz de istemeseniz de.

Nasıl başa çıkılır:

Anneyle aranıza sınır çizmelisiniz. Geveze kişilerle olduğu gibi, Anne de yalnızca ilgi çekmek ve hayatınızın bir parçası olmak istiyordur. Bunu bir çeşit iltifat olarak düşünün ama aynı zamanda size hemşirelik yapmaları konusunda baskı altında kalmayın. “Beş dakika içinde önemli bir telefon görüşmesi yapmam gerek” cümlesi eski moda ama hayat kurtarıcıdır.

Şakacı

Ne yaparlar:
Kendilerince çok komik olan bu kişiler maalesef her gün ofise “hayat” ve “eğlence” getirirler. İşin aslı bütün çabaları basit şakalardan, komik olmayan maillerden ve rahatsız edici grup aktivitelerinden oluşan, bitmek bilmeyen bir gösteridir. Zorlama kahkahalardan yoruluyor musunuz? Muhtemelen siz de diğerleri gibi şakalaşmalardan hoşlanıyorsunuzdur fakat Şakacı bu kavramı tamamen başka bir boyuta taşıyıp herkesi rahatsız ediyor ve neşeli olmak adına üretkenliği düşürüyordur.

Nasıl başa çıkılır:

Şakacı’nın yalnızca ortamı hareketlendirmeye çalıştığını aklınızda tutun ve siz de gerçekten komik olan birkaç espri yapın. Ofiste şaka yapmak hassas bir konudur, bu yüzden ne tarz şakalar yapabileceğinizi görmek için bazı kaynaklara göz atın. Eğer dengeyi sağlarsanız, ofistekilerin geri kalanı da size uyum sağlayacaktır.

 
Moda Takipçisi

Ne yaparlar:
Bu kişiye patronunuzun ne kadar maaş verdiğini düşünmeye başlamışsınızdır çünkü sürekli giydiği, tasarımcılara ait giysiler bedava olamaz. Alışveriş yapmak, bu kişi için çalışmaktan daha önemlidir. Öğlen yemeğini uzatarak bu süreyi alışveriş merkezinde geçirir ya da çalışma saatleri içinde internetten butiklere göz atar. Giyeceği bir sonraki şeyin ne olacağını görmek eğlenceli olsa da, bu günlük defile şovu dikkat dağıtıcı hale gelebilir ve karşılaştırdığınızda sizin biraz, nasıl desek… pejmürde görünmenize sebep olabilir. Kimse kendini kötü hissetmek istemez.

Nasıl başa çıkılır:

Aslında ne giydikleri o kadar da önemli değildir. Ne de olsa para onların parasıdır. Bu yüzden profesyonel göründüğünüzden emin olun ve unutmayın: Onlarla arkadaş olabilirseniz siz de tasarımcılardan alınmış birkaç muhteşem giysi sahibi olabilirsiniz!

Köle

Ne yaparlar:
Herşeyi. Kesinlikle her şeyi. Bu kişi, herkesin dağınıklıklarını toplatmak için çağırdığı kişidir – hem soyut hem de somut anlamda. Köle’ye, toplantıları ayarlamak, teslim tarihi yaklaştığında proje bitirmek, mola odasındaki bulaşık makinesini boşaltmak gibi konularda her zaman güvenebilirsiz. Ne isterseniz yapar. Güvenebileceğiniz birine sahip olmak iyidir fakat onu her gün ofisteki dağınıklığı toplarken izlemek biraz üzücü olabilir.

Nasıl başa çıkılır:

Siz de bu kişiye yardımcı olmaya çalışın. Normalde etrafta bıraktığınız çöpleri siz toplayın ki ona kalmasın. Arada sırada iyi günler dileyin. Nazik olmak sizi öldürmez. Biraz şefkatle çok şey başarabilirsiniz (ve tabii ki yardım eli uzatarak, o kahve fincanları kendi kendini yıkamıyor) ve belki bir gün bu kişi, tüm bu ekstra işleri yapmaktan vazgeçer. Bu kişinin sizi bir dost olarak hatırlamasını mutlaka isterdiniz!

Acımasız Demirbaş
Ne yaparlar:
Bu kişi neredeyse şirket kurulduğundan beri (ya da sadece size öyle gelmektedir) buradadır ve size tüm bu süreyi anlatmaktan çekinmez. İnsan kendini neden hala aynı işte olduğunu düşünmekten alamaz. Bu kişiler uzun vadede iyimserliğinizi ve kendinize güveninizi, kendi yaşadıkları acı pişmanlıkları anlatarak silebilir, işinizden aldığınız keyfi yok edebilir. Düşünceler bulaşıcıdır.

Nasıl başa çıkılır:

İyi tarafı şudur ki, demirbaş sayesinde şirket hakkında tüm bilgiyi elde edebilirsiniz – ki gerçekten ilerleme için buna ihtiyacınız olabilir. Bu duruma iyi tarafından bakın – neler öğrenebileceğinizi tahmin edemezsiniz.
Hevesli Genç

Ne yaparlar:
İşe yeni alınmış ya da yeni mezun olmuş çalışanlarda işe yeni girdiklerini belli eden bir şeyler vardır. Bir şeyler yapıp şirketi yeni ve parlak bir geleceğe taşıyacaklarına dair ümitlidirler. Sizin bundan seneler önce vazgeçmiş olmanız ne kötü. Bu karakter her gün, ilk geldiğinizde sizin nasıl göründüğünüzü hatırlatır. Bunu kim ister ki? Şu anda sahip olduğunuz sert kabuğu oluşturabilmek için çok çalıştınız.

Nasıl başa çıkılır:

Acımasız Demirbaş Olmalısınız! Bütün bu iyimserlik bazen biraz yorucu olabilir, değil mi? Hevesli Genç’i içinizde bir şeyleri öldürmeden kanadınızın altına alamıyorsanız, kendinizi onun yerine koymaya çalışın.

Kaynak: Monster

Profesyonellik nedir..?

* Profesyonel sorunların üzerine gider; profesyonel olmayan sorunların etrafında dolaşır ve hedefe hiçbir zaman varamaz.
*Profesyonel işine sarılır; profesyonel olmayan elinin ucu ile tutar.
*Profesyonel mesai saatlerini aşsa da işini neticeye ulaştırır; profesyonel olmayan, “Mesai bitti mi benim işim de biter” der.

*Profesyonel iş tanımından daha geniş bir sorumluluk hissi taşır; profesyonel olmayan, “Ben burada sadece çalışıyorum”der.
*Profesyonel iş tanımının dışına da taşsa işin gereğini yapar; profesyonel olmayana göre o işler “Benim görevim değil”dir.
*Profesyonel işlerini yerine getirebilmek için gerekli yetkiyi ne yapıp yapıp elde eder; profesyonel olmayan “Sorumluluk çok, yetkim yok” diye sızlanıp durur.
*Profesyonel kısıtları, engelleri aşmaya çalışan yapıcı’dır; profesyonel olmayan her vesilede, “Bu şirket adam olmaz” diyen kronik mızmızdır.
*Profesyonel orta yetenekteki personelle de görevini başarıya ulaştırabilir; profesyonel olmayan durmadan, “iyi adam yok ki!” diye mazeret öne sürer.
*Profesyonel üstlerini de yönetmesini becerebilir; profesyonel olmayan “Adam her işe karışıyor” diye şikayet etmekten işini doğru dürüst yapamaz.
*Profesyonel “Bu işi yapmanın daha iyi bir yolu olmalı”; profesyonel olmayan “Biz bunları eskiden beri böyle yapardık” der.
*Profesyonel “Araştırıp bulalım”; profesyonel olmayan “Valla, hiç kimsenin bişi bildiği yok” der.
*Profesyonel hata yapınca “Benim hatam oldu”der; profesyonel olmayan “Benim suçum değil” diye mazeret üretmekle uğraşır.
*Profesyonel dinler; profesyonel olmayan konuşma sırasının gelmesini bekler.
*Profesyonel kaybetmekten korkmaz; profesyonel olmayan kazanmaktan gizli gizli korkar.
*Profesyonel kendisine ayıracağı daha çok zamanı olsun diye hedefe daha kısa sürede ulaşmak için daha “sıkı çalışır”; profesyonel olmayan ise kendi kafasına göre takıldığı ıvır zıvır işlerle uğraşmaktan, neticeye ulaşacak işleri yapmaya zaman bulamayacak kadar “çok çalışır”.
*Profesyonel söz verir; profesyonel olmayan vaat eder.
*Profesyonel “Olmam gerektiği kadar iyi değilim”; profesyonel olmayan, “Hiç olmazsa falanca kadar kötü değilim” der.
*Profesyonel izah eder; profesyonel olmayan lafı geveler (“Sadede gel” dedirtmekten bıktırır.)
*Profesyonel dumanlı havayı da sever; profesyonel olmayan yazdan başka mevsim tanımaz.  

Kaynak: Ulaş Bıçakcı, İşte İnsan, 09-07-2000

Tag Cloud