Just another WordPress.com site

Archive for the ‘Kişisel Gelişim’ Category

Ofiste Size Zaman Kazandıracak 10 Önemli İpucu…

1. Her sabah 15 dakikanızı o gün yapmanız gerekenleri planlamaya ayırın. Eğer sabahlarınız buna müsait değilse akşamları bir sonraki günün planını yapın. Göreceksiniz hem içiniz daha rahat edecek hem de iki ayağınızı bir pabuca sığdırmaktan kurtulacaksınız.

2. Söz uçar yazı kalır. Bu nedenle yapmanız gerekenleri ya da aklınıza gelen fikirleri bir kağıda not alın. Yazmak yapmanın yarısıdır unutmayın.

3. Her zaman adım adım ilerlemeyi tercih edin. Önceliklerinizi belirleyip önceliklerinizi sırasıyla hayata sokun.

4. Planlarınızı ve görevlerinizi belli zaman aralıklarında gözden geçirmeyi alışkanlık haline getirin. Zaman zaman öncelikleriniz değişebilir. Böylece değerli zamanınızı önceliği olmayan işlere harcamaktan kurtulursunuz.

5. Mutlaka bir günlük kullanın. Planlarınızı ve yapmanız gerekenleri bu günlüğe kaydedin ve o gün içerisinde gerçekleştirdiklerinizin yanına işaret koyun.

6. İşyerinde, dikkatinizi dağıtabilecek şeylerden uzak durun. Örneğin masanız bir sokağa bakıyorsa ve gün içerisinde polislerle şoförlerin sık sık kavgasına şahit oluyorsanız bu gereksiz bir zaman kaybına yol açabilir. Hemen yerinizi değiştirin. Ayrıca masanızın üzerinde de işinizle ilgili olmayan şeyleri kaldırın.

7. Bugün ne yaparsam beni hedefime daha çabuk yaklaştırır? Bu soruyu gün içerisinde kendinize 100 kere sorun!

8. Aynı anda birden fazla iş yapanlara özenmeyin. Aynı anda tek bir işe odaklanıp o işi bitirmeye çalışın.

9. Kendi kararlarınıza güvenin. Eğer bir işin sizin düşündüğünüz yöntemle daha kısa zamanda çözüleceğine inanıyorsanız kendi planınızı uygulayın. Başkalarının önerilerini yerine getirmekle vakit kaybetmeyin.

10. İşinizle ilgili nasıl günlük plan yapıyorsanız aynı şekilde haftalık plan da yapın. Bu sizi hafta başında herkesin yaşadığı isteksizlik ve tembellikten kurtaracaktır.

Advertisements

İş İngilizcenizi Geliştirmenin 5 Yolu…


1. Televizyonda İngilizce olan bir iş haberleri kanalını seçin. Böylelikle iş dünyasında neler olduğuna ve özellikle hangi terimler, hangi kelimelerin kullanıldığına şahit olacaksınız. Böyle bir program ilginç olduğu kadar eğiticidir de.
2. İş İngilizcesi kelime haznesini zenginleştirmeye yönelik podcast’leri dinleyin. Bunlar, kendi Ipod’unuza yüklenebilen mp3’lerdir. Bu gösteriler yeni iş terimlerini net bir şekilde ve yavaşça açıklayacaktır. Bunları öğrendiğinizde iş dünyasındaki profesyonellerin söylediklerini siz de kullanmaya başlayacaksınız.
3. İş İngilizcesi forumlarını kullanın. Yeni öğrendiğiniz kelimeleri ve yazma becerilerinizi kullanma fırsatı elde edersiniz.
4. İş hakkında İngilizce kitaplar okuyun. Ana dili İngilizce olan kişilerin okudukları bazı iyi iş kitapları vardır.  İş konusuna yakınsanız bu tip kitaplar genellikle İngilizce bir roman okumaktan daha kolaydır. İdare, ekonomi, tüketici psikolojisi gibi konularda kurgu olmayan modern kitaplar bulabilirsiniz.
5. Ana dili İngilizce olan kişilerle iş konusunda konuşmaya çalışın ve emin olmadığınız kelimeleri sorarken çekinmeyin.

Kaynak:Yenibiris

Profesyonellik nedir..?

* Profesyonel sorunların üzerine gider; profesyonel olmayan sorunların etrafında dolaşır ve hedefe hiçbir zaman varamaz.
*Profesyonel işine sarılır; profesyonel olmayan elinin ucu ile tutar.
*Profesyonel mesai saatlerini aşsa da işini neticeye ulaştırır; profesyonel olmayan, “Mesai bitti mi benim işim de biter” der.

*Profesyonel iş tanımından daha geniş bir sorumluluk hissi taşır; profesyonel olmayan, “Ben burada sadece çalışıyorum”der.
*Profesyonel iş tanımının dışına da taşsa işin gereğini yapar; profesyonel olmayana göre o işler “Benim görevim değil”dir.
*Profesyonel işlerini yerine getirebilmek için gerekli yetkiyi ne yapıp yapıp elde eder; profesyonel olmayan “Sorumluluk çok, yetkim yok” diye sızlanıp durur.
*Profesyonel kısıtları, engelleri aşmaya çalışan yapıcı’dır; profesyonel olmayan her vesilede, “Bu şirket adam olmaz” diyen kronik mızmızdır.
*Profesyonel orta yetenekteki personelle de görevini başarıya ulaştırabilir; profesyonel olmayan durmadan, “iyi adam yok ki!” diye mazeret öne sürer.
*Profesyonel üstlerini de yönetmesini becerebilir; profesyonel olmayan “Adam her işe karışıyor” diye şikayet etmekten işini doğru dürüst yapamaz.
*Profesyonel “Bu işi yapmanın daha iyi bir yolu olmalı”; profesyonel olmayan “Biz bunları eskiden beri böyle yapardık” der.
*Profesyonel “Araştırıp bulalım”; profesyonel olmayan “Valla, hiç kimsenin bişi bildiği yok” der.
*Profesyonel hata yapınca “Benim hatam oldu”der; profesyonel olmayan “Benim suçum değil” diye mazeret üretmekle uğraşır.
*Profesyonel dinler; profesyonel olmayan konuşma sırasının gelmesini bekler.
*Profesyonel kaybetmekten korkmaz; profesyonel olmayan kazanmaktan gizli gizli korkar.
*Profesyonel kendisine ayıracağı daha çok zamanı olsun diye hedefe daha kısa sürede ulaşmak için daha “sıkı çalışır”; profesyonel olmayan ise kendi kafasına göre takıldığı ıvır zıvır işlerle uğraşmaktan, neticeye ulaşacak işleri yapmaya zaman bulamayacak kadar “çok çalışır”.
*Profesyonel söz verir; profesyonel olmayan vaat eder.
*Profesyonel “Olmam gerektiği kadar iyi değilim”; profesyonel olmayan, “Hiç olmazsa falanca kadar kötü değilim” der.
*Profesyonel izah eder; profesyonel olmayan lafı geveler (“Sadede gel” dedirtmekten bıktırır.)
*Profesyonel dumanlı havayı da sever; profesyonel olmayan yazdan başka mevsim tanımaz.  

Kaynak: Ulaş Bıçakcı, İşte İnsan, 09-07-2000

İletişimde Etkinliği Engelleyen Hatalar…

İşyerinde zihninizi meşgul eden koşullardan, günlük hayattaki alışkanlıklarınıza kadar çeşitli etkenler, etkin bir iletişim kullanmanızı engelleyebilir. Bu konuda sorun yaşamamak için, kendinizi iletişime hazır olma konusunda eğitmenin yanı sıra karşınızdaki kişinin anlatmak istediğini açıkça ortaya koymasını sağlayacak bazı yöntemleri geliştirmeniz gerekir.
Dinliyor görünmeyin, dinleyin!
Karşısındakini dinler görünüp, dinlememek en kolay düşülen tuzaklardan biridir. Geçiştirme alışkanlığının sizi etkisi altına almasına izin vermemek için kendinizi eğitin. Daima dinlemeye hazır olun ve zihninizi buna uygun tutun. Bir görüşmeye gergin ve saldırgan duygularla başlamak konsantrasyonunuzu bozacağını unutmayın. Birisini dinlerken zihniniz berrak olsun.
Mutlaka anlayın!
Karşınızdakini dinleseniz bile söylediklerini anlamayabilirsiniz. Anlamadığınızda, ‘anlıyor gibi’ yapmayın. Anlamadığınız bir ayrıntı varsa, görüşmeyi kesip derhal açıklama isteyin. Bunu yapmadığınızda, karşı taraf anladığınızı düşünerek devam edecektir. Her söyleneni anlıyor görünmenin size puan kazandıracağını düşünebilirsiniz ancak bu arada kilit önemdeki bir bilgiyi atlıyor olabileceğinizi unutmayın.
Önemseyin!
Konuşulan şey sizin için önemsiz olabilir ancak karışınızdaki için belki de hayati bir önemi vardır. Karşınızdaki kişiye zaman ayırıyorsunuz, söylediklerini anlamak için de çaba harcayın.
Unutmamayı sağlayın!
Unutkanlık ayıp değildir. Yorgun olmamız bile unutkanlığa yol açabilir. Ancak bu konuda önlem almamak, pek de affedilir değildir. Böyle durumlarda hafızamıza güvenmeyip mutlaka not alın!
Mesajla bulmaca çözmeyin!
“Leb demeden leblebiyi anlamak” her zaman doğru bir yaklaşım değildir. Böyle yaptığınızda, mesajdaki boşlukları yanlış dolduruyor olabilirsiniz. Türkçe’mizdeki harika kelime “ŞEY”, özellikle kelime bilgisi az olan kişilerin katkısıyla piyasada geniş bir yere sahiptir. Bol “şey”li cümleler ile karşılaştığınızda, boşlukları kendi mantığımıza göre doldurmayıp karşı tarafın ne anlatmak istediğini tam olarak anlayana kadar sabırla dinleyin.
Mesajı zamanında iletin!
Hız ve bilginin zamanında iletilmesinin taşıdığı önem giderek artıyor. Sizin de bu duruma uymanız gerekiyor. Zamanında iletilmeyen bilginin hiçbir değeri olmadığını aklınızdan çıkarmayın.

Nazik Konuşma İlkeleri…

Mutfak arasında çay almaya giderken küçük dedikodular yapmaktan zevk alabilirsiniz. Ya da “ben dobra bir insanım,düşündüğümü pat diye söylerim” diye düşünebilirsiniz. Özel yaşamınızda da bunların hiçbir sakıncası olmayabilir. Fakat iş hayatının içinde bulunanlar için nazik olmak bir ilke haline gelmelidir.
SİZ VE SEN :
Konuşurken sürekli “siz” diye hitap etmeli, gerekmedikçe “sen” dememelisiniz. Örneğin, “Bunun bir fotokopisini alır mısınız?” şeklinde hitap etmek daha doğru olacaktır.
RİCA ETMENİN NEZAKETİ :
Ricada bulunurken, sesiniz asla emreder ya da azarlar gibi olmamalıdır. Konuşurken sesinizin sert, alaycı, kırıcı olmamasına; yüz ifadelerinizde kızgınlık ya da alaycılık olmamasına dikkat etmelisiniz.
GAF YAPMAK:
Konuşurken gaf yapmaktan kaçının. Hele orada bulunan, gözünüze ilişen kişiler hakkında ileri geri şeyler söylemeniz gaf yapmanın en kestirme yoludur. Bir keresinde Napolyon bir toplantıda uzaktaki bir hanımı işaret ederek yanındaki adama: “Şuna bakın ne çirkin kadın değil mi?” demiş. Adam “karımdır ekselans” diye yarşılık vermiş. Napolyon yaptığı gafı onarmak için “o değil yanındaki” demiş. Adam da “kızımdır ekselans” demiş.
Gaf yapmaktan kaçınmak için ; Her düşündüğünüzü söylemeyin, uluorta konuşmayın.
ALAY VE KİNAYE :
Görgülü bir çalışan alay, kinaye, dedikodu, iğneleme vb. içeren türde konuşmalar yapmaz. Örneğin, büroya birisi girip çıktığında, odadan ayrılır ayrılmaz arkasından “Aman, bu da kaç yıldır bu işi yapıyor. Hala öğrenemedi, hep açıklama bekliyor” türü konuşmalar yapmanız doğru olmaz. Onlarla ilgili eleştirileriniz varsa ya yüzlerine söylersiniz (tabii ki başkalarının yanında değil) ya da arkalarından konuşmazsınız. İnsanların yüzüne gülüp, arkasından çekiştirmek ya da söylenenlere cevap verirken imalı konuşmak, karşınızdakileri küçük düşürecek bir şey söylemek doğru değildir.
HERKES DEDİKODUYU SEVER AMA…:
Sırf insanları kırmamak, konuşmayı nasıl sona erdireceğini bilmemek ya da grup içinde kalmak gibi nedenlerle de olsa dedikoducuları dinlemeyin. Dedikodu yapmak kadar dinlemek de size zarar verir. 
FARKLI DÜŞÜNSENİZ DE…:

Herhangi birisi bir düşüncesini açtığında hemen karşıt fikir üretmeyin. Sonuna kadar dinlemeyi bilin. Hiçbir zaman kendi düşüncelerinizi kesin doğrularmış gibi ifadeler kullanmayın. “Böyle şey olmaz”, “bu çok saçma” gibi cümleler yerine “deneyimlerime göre…”, “bana göre…” gibi cümlelerle düşüncelerinizi ortaya koyabilirsiniz.

"Etkili Dinleme"nin Yolları…

          Bir çok insan dinlemeyi küçümser. Örneğin insanlara iletişim becerilerini nasıl geliştireceklerini sorsanız çoğunun vereceği yanıt, daha ikna edici olmak yada toplum içinde konuşma becerisini arttırmak şeklinde olacaktır. Çok az insan, iletiş kurmanın temelinin iyi dinleme olduğunu kavrar. İşte size “etkili dinleme”nin yolları:

1- Konsantre olma gücünüzü geliştirin
    İyi bir dinleyici çevredeki, dinlemeyi bozucu etkenleri dikkate almayabilen ve kendisini dinlemeye istekli tutabilen kişidir. Konsantrasyonu bozucu gürültü ve sesleri kontrol altına alın. Gürültü gelen kapıyı kapatın, telefonun çalmasını önleyin, zihninizi temizleyin. Dinlerken konsantre olmaya çalıştıkça konsantre olma gücünüz artar ve dinlemeniz iyileşir.

2– İlgi alanlarınızı geliştirin 

   Sizi ilgilendiren konulara dinlemeye karşı daha istekli olduğunuzu hiç fark ettiniz mi? Her hangi bir iletide de sizi ilgilendiren yönler bulabilirsiniz. İlgi duymadığınız bir konuyu sıkıcı diye niteleyip kapamak yerine, araştırmacı bir bilinç taşımanız gerekir ki her konuyu ilgiyle dinleye bilesiniz.

3-Konuşmakta olan kişiye doğru bakın.
    Dinlemeye değer her insan bakılmaya da değerdir. Bakmak aynı zamanda dediğine konsantre olmanızı sağlar. Birisiyle karşılıklı konuşurken, televizyon izlemeyin, başka bir şeyle ilgilenmeyin. 

4– O Andaki ihtiyacı saptayın
     Karşınızdaki insanın o andaki ihtiyacını anlamak, etkili bir dinleyici olmanın bir parçasıdır. İnsanlar o kadar çok çeşitli nedenlerle konuşurlar ki; rahatlamak için, öfkesini çıkarmak için, ikna etmek için., haberdar etmek için, anlaşılmak ve sinirlerini gevşetmek için. Üstelik insanlar, sizin beklentilerinizin dışındaki nedenlerle konuşmaktadırlar.
    Erkekler genellikle tartıştıkları problemi sonuca bağlamak isterler; onların ihtiyacı çözümdür. Kadınlarsa, bir problemi sadece paylaşmak için anlatırlar; onlar ne öneri ne de çözüm peşindedirler. Konuştuğunuz insanın ihtiyacını saptayabildiğinizde, söylediklerini uygun bir temele oturtabilir ve daha iyi anlayabilirsiniz.

 5- Söylediği şeye büyük ilgi duyuyormuş gibi görünün.
      Karşınızdaki kişiye her şeyinizle odaklanın. Aynı fikirdeyseniz başınızı sallayın. Bir öykü anlatırsa gülümseyin. Karşılıksız bırakmayın. Onunla birlikte güç sarf edin. O sırada zamanınız yoksa,  konuşmayı başka bir zamana erteleyin. 

6- Konuşmakta olan kişiye doğru eğilin.
     İlgi çekici bir konuşmaya doğru eğilme, sıkıcı olanından uzak durma eğiliminde olduğunuzu hiç fark etmiş miydiniz?

7-Açıklayıcı Sorular sorun.
   Bu konuşmakta olan kişiyi hala dinlemekte olduğunuzu belirtir. Size daha çok şey anlatmasını sağlar.

8-Sözünü kesmeyip daha fazlasını anlatmasını isteyin.
    Çoğu insan sözünün kesilmesine sert tepki gösterir ve bunu saygısızlık olarak yorumlar. Eğer arada sözünü kesmeyecek olursanız, bu pek çok kişi için büyük bir iltifattır. Onları yeniden konusuna çekerseniz daha büyük iltifat almış olacaklardır. Şunu diyebilirsiniz: “Bu son noktaya biraz daha girebilir misiniz?” veya “ şu…ve….şu hususta söylediğiniz şeyler hakkında biraz daha bilgi edinmek isterdim.”

9-Belli aralıklarla özetleyin.
   Etkin dinlemenin tekniklerinden birisi, belli aralıklarla diğer insanın söylediklerini özetlemektir. Konuşmacı bir konuyu bitirdiğinde, diğer konuya geçmeden önce onun fikirlerini ve belli başlı noktaları başka sözlerle açıklayarak, doğru mesajı alıp almadığınızı yoklayın. Bu şekilde ayrıca, karşınızdakinin size anlattıklarına odaklanmaya devam eder ve ona güven verirsiniz.

10-Konuşmacının bahsettiği konunun dışına çıkmayın.
    Yeni bir konuya geçmek için ne kadar sabırsızlansanız da konuşan söyleyeceklerini tamamlamadan siz konuyu değiştirmeyin. 

11-Kendi söylemek istediğinizi ifade ederken konuşmacının sözcüklerini kullanın.
     Karşınızdaki sözünü tamamladığında, onun söylediği bazı şeyleri tekrar edin. Bu sizin dinlemekte olduğunuzu kanıtlamakla kalmaz, aynı zamanda kendi fikirlerinizi direnmeyle karşılaşmadan ortaya koymanız için de iyi bir fırsattır.
     Kendinize ait bazı düşünceleri söylemeden önce, “sizin de belirttiğiniz gibi” veya “Tam ifade ettiğiniz gibi” deyin.

12-Duygularınızı gözden geçirin.
      İnsanların çoğu belli insanlara ve durumlara tepki göstermelerine neden olan duygusal yükler taşırlar. Başka birini dinlerken hassaslaşıyorsanız duygularınızı gözden geçirin; özellikle tepkiniz durumun gerektirdiğinden daha güçlüyse. Öfkenizi masum bir insandan çıkarmaya kalkışmayın. 

13-Yargınızı askıya alın
      Başkalarıyla konuşurken bir karara varmadan önce hikayeyi sonuna kadar dinleyin. Eğer bu sabrı gösteremezseniz, konuşmaların asıl amacını gözden kaçırabilirsiniz.

14-Konuşmacının tavırlarına takılıp kalmayın.
     Size iletilen iletinin içeriği üzerinde yoğunlaşırsanız, bu iletinin nasıl iletildiği ikinci planda kalır. Bir görüşü iletenin görünüşüne, tavırlarına takılarak değerlendirmeyin. Dikkat çekici tavırları olmayan bir konuşmacı da önemli bilgiler verebilir. Bilginin kendisi onun pakatlenme biçiminden daha önemlidir.

15- Vücut diline dikkat edin
     Görsel ipuçları bir konuşmanın anlamını daha iyi kavramaya yardımcı olur. Yüz yüze iletişimde bulunduğumuzda karşınızdakinin yüzüne, jest ve mimiklerine dikkat edin. İyi bir dinleyici duyduğu kadar gözler de.

“Teşekkür Ederim” Demenin Altı Kuralı…

 
Teşekkür ederim” sözü, doğru kullanılırsa, insan ilişkilerinde sihirli kelimeler olabilir. Aşağıdaki altı kuralı aklınızın bir köşesine yazın. Bunlar denenmiş ve etkisi kanıtlanmıştır.

  
1-Teşekkür içten olmalıdır.
 Demek istediğiniz şekilde ifade edin. Söylerken duygu ve canlılık katın. Rutin değil, “özel” bir söz gibi gelsin kulağa.
 2-Mırıldanarak değil, açıkça söyleyin.
  Tam olarak ağzınızdan çıkmalı. Karşınızdakinin ona teşekkür etmek istediğinizi bilmesinden utanç duyuyormuş gibi davranmayın.
 3-İnsanlara isimleriyle teşekkür edin
 Teşekkür ettiğiniz kişinin ismini kullanarak kişiselleştirin. Bir gurupta teşekkür edilecek birkaç kişi varsa, sadece “herkese teşekkürler” demeyin, onların isimlerini telaffuz edin.
 4-Teşekkür etmekte olduğunuz kişiye doğru bakın
 Bir insan teşekkür edilmeye değerse, bakılmaya ve fark edilmeye de değerdir.
        5-İnsanlara teşekkür etme üzerine çalışın. 
        Bilinçli olarak ve kasten insanlara teşekkür edebileceğiniz şeyler arayın. Bunun aklınıza gelmesini beklemeyin. Bir alışkanlık haline gelinceye kadar yapın.
        6-İnsanlara en beklemedikleri anlarda teşekkür edin
      “Teşekkür ederim” sözü, karşınızdakinin en beklemediği veya muhakkak hak ettiğini  düşünemediği bir anda daha etkili olur.

Tag Cloud