Just another WordPress.com site

Archive for the ‘Yelis Karakaya Gümüşoğlu’ Category

Konuk Yazar Alfa: "Çocuğum Okulda Başarılı Mı?"

İlk konuk yazarımız boş durmaktan nefret eden, çalışkan, yardımsever, biraz “Doğrucu Davut” bir sınıf öğretmeni: “Yelis Karakaya Gümüşoğlu”.
Kendisi aynı zamanda 2 kız annesi, full time çalışan ve evinin işlerine koşuşan bir kadın.
Öğretmen olmasından ötürü bazı güzel ve yürekten katıldığım tespitleri olmuş.
Keyifle okumanızı dilerim.
*************************************************************************************************************
Çocuğum Okulda Başarılı Mı?
Başarının ölçüsünü anne babalar olarak hep karıştırıyoruz. “Zeki” olmak bizim için başarıdır; ve yeterlidir de övünmek için çocuğumuzla. Gerisi bizi ilgilendirmez, başarı için gerekli olan tüm şartlar okuldan ve öğretmenden beklenir. Bazen parasıyla bazen parasız, ama anne babanın beklentisi her zaman aynıdır. Eğitim düzeyi, ekonomik şartlar, statü, yaşanan şehir sadece şiddetini değiştirir, içeriğini değil.
“ Benim çocuğum çok “zeki”, ama bir ilkokul öğretmeni vardı ki, mahvetti çocuğumu…” ne kadar sık duyduğumuz bir cümle. Elbetteki bu cümlenin haklılık payı istisnai durumlarda olabilir. Ama yüzde doksanı hakkında aynı şeyi söylemek maalesef mümkün değil.
Günümüz çocuklarına baktığımızda, zaten fizyolojik rahatsızlıklar dışında “zeki” olmayan yok ki. Eee..o zaman “zeki olmak” başarı için yeter şartsa başarı nerede gizleniyor. Peki o zaman soruyorum size, neden hala tüm dünya ülkelerinin girdiği PISA gibi sınavlarda Türkiye’nin başarısı son beş ülkenin dışına çıkamıyor?
O zaman suçlu “zeki” çocuklar mı? Bu zeki çocukları okula teslim eden anne babaları mı? Yoksa okul ve öğretmenler mi?
Bu kadar sorudan sonra şimdi cevapların içinde gizli olduğu sınıf içinde yaşadığım durumlardan örnekler vermek istiyorum:
Çocuk birinci sınıf öğrencisi, anne ile ilk tanışma, annenin çocuğu hakkındaki tanımlaması şu,” Psikoloğa gittik, psikolog bana senin çocuğun için DAHİ demiyorum.. dedi.” !!!
Üç değil milyon ünlem koruyorum sonuna. Hayal gücünüze bırakıyorum bu tanışma cümlesini.
Gelelim, bu dahi(!) çocuğun sınıftaki hallerine. Bu dahi çocuk sınıfta en az 3 ila 5 kez seslenildiğinde dönüp size bakıyor; 5 ila 7. yönergede yanınıza gelebiliyor. Dolabından matematik defterini getir dediğinde, ya hiç getiremiyor, ya da dolabın başında vakit geçiriyor veya Türkçe defterini getiriyor. Bazen daha da vahim olabiliyor siz defter derken o kitap veya kalem kutusunu getirebiliyor.
Yedi yıl boyunca aynı evde yaşayan anne, çocuğuna hiç mi seslenmedi?
Hiç mi: “Dolaptaki sütü ver evladım” demedi..?
Hiç mi: “ Mavi değil kırmızı çorabını giy” demedi..?
Ya da “ Üst çekmece değil, alt çekmecedeki şortu ver” demedi..?
Nasıl bir anne çocuğunun sorunlarını göremez? Hadi o göremedi.., bu çocuğun hiç mi komşusu, anneannesi babaannesi yok? Hiç alışveriş yaptığı bakkal amcası uyarmadı mı?
Nasıl bir hayat sürüyoruz? İzole ve insandan uzak bir yaşam mı?
Yada neden bu kadar samimiyetten uzağız? Neden çevremizdeki insanların bize ayna tutmasına izin vermiyoruz?
Şimdi sizlere soruyorum, sadece genetik olarak zeki çocuk doğurmak yeterli mi?
Ve bu çocuğun eğitiminde karşılaşılacak sorunlarda tek suçlu okul ve öğretmen mi?
Yelis K.Gümüşoğlu
********************************************************************************************************
 Not: Siz de konuk yazar olmak istiyorsanız şu yazımı okuyun.
Advertisements

Tag Cloud